Oral Çalışlar

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170725.png

Tek sebep emperyalizm mi?

Çarşamba, 24 Ocak 2018 - 05:00

ABD 2003’te Irak'ı işgal etti. Felaketler birbirini izledi. 1 Mart (2003) Tezkeresi Meclis’ten geçmedi, ABD birlikleri Türkiye’de konuşlanamadı. Washington-Ankara ilişkileri darbe yedi.

O dönemde ABD müdahalesi üzerine epeyce tartıştık. ABD işgalini destekleyenler bir başarı öyküsü çıkabileceğini iddia ediyordu. İşgalden parçalanmış bir Irak ve kargaşa içine yuvarlanan bir Ortadoğu çıktı.

Saddam, bir Sünni iktidarıydı. İşgalden sonra Sünniler mağdur olurken İran’a yanaşan Şii iktidarlar, Bağdat'ta zorbalığı egemen kıldı. Sünni çaresizliği ve ezilmişliği, DEAŞ vahşetine ebelik etti.

Kuzey Irak’taki Kürdistan bu kargaşada kendi varlığını korudu, özerkliğini güçlendirdi. Ankara-Erbil arasında köklü bir işbirliği oluştu. Irak Kürdistanı’nın en önemli ekonomik/siyasi partneri Türkiye oldu.

Çözüm süreci de bu döneme denk geldi. Türkiye ile bölge Kürtleri arasında sıcak bir ilişki gelişiyordu.

7 Haziran 2015 kırılması

7 Haziran seçimleri, dönüm noktası oldu. HDP, kampanyasını Erdoğan karşıtlığı üzerine “Seni Başkan yaptırmayacağız” söylemiyle kurdu. PKK 22 Temmuz’da Ceylanpınar’da iki polisi uyurken öldürdü. Ardından ip koptu… Afrin operasyonuna giden sürecin ilk işaretleri böyle ortaya çıktı.

Suriye’deki PYD varlığı ve statüsü, Türkiye tarafından tehdit unsuru olarak görüldü. Ankara, Batılı ülkelere “DEAŞ’a karşı biz önlem alalım PYD’yi devreye sokmayın” uyarısında bulunduysa da pek dinleyen olmadı… Türkiye’nin Batı ile ilişkileri gerginleştikçe Kürt meselesi de bu gerginliğin önemli eksenlerinden birine dönüştü.

Amerika’nın rolü

Çözüm sürecinin bitirilmesinde ABD'nin ne rolü oldu? Şunu söyleyebiliriz: PKK-PYD güçleri, DEAŞ’a karşı mücadele sırasında Batı’nın sempatisini kazandı. Seküler bir seçenek olarak kuşatma altındaki İsrail için de “potansiyel bir dost güç” olarak öne çıktılar.

Türkiye’nin Kürt meselesini çözmesini Batılı güçler istememiş olabilir mi? PKK’ya “Dayan arkandayız” mesajı verilmiş midir? Bunu ciddi bir ihtimal olarak görebilir miyiz?

Öyle bile olsa bölgedeki kargaşanın, vahşetin tüm faturasını batıya/süper devletlere yıkarak işin içinden çıkmaya çalışmak yanlış…

Bölgeye demokrasi kültürü yerleşirse “meseleleri kendi içimizde çözme” imkanı güçlenir. “Emperyalizmin oyunları”na gelmemenin yolu kendi farklılıklarımızı, kendi sorunlarımızı demokratik bir ortamda çözme yeteneğimizi geliştirebilmekten geçer.

Kürtler, Türkler, Araplar, İranlılar, Aleviler, Sünniler vb. bu coğrafyanın gerçekliği. Birbirimizi ötekileştirmeden birlikte yaşamayı başarabildiğimiz oranda “dışarıdan oyun”lara karşı da dirençli olabiliriz.