Telekulak ve ötesi

Cuma, 13 Kasım 2009 - 05:00

Telefon dinleme meselesi anlaşılmaz bir hâle geldi.
Çünkü dinlenmeyen yok.
İktidar, muhalefet, ordu, yargı, YÖK, medya, herkes dinlenmiş... Hasım, hısım, hiç ayırt edilmemiş.
Sanatçı, sporcu, manken, sunucu...
Birbirinin dostu veya düşmanı, hepsinin mahremiyetine girilmiş.
- Kimdir bu dinleyen?
Kimdir bu meraklı zat...
Veya kurum?.. Kimdir?

*

Teknoloji özürlüsü olduğum için, bunu nasıl becerdiklerini anlayamıyorum. Doğru mudur, yalan mıdır, yoksa bu bir şehir efsanesi midir, onu da bilemiyorum.
Ama işin mantıksız yanı her tarafa kepçe atılmasıdır.
Mesela söyleyin bana, hem Önder Sav’ı hem Cemil Çiçek’i dinlemenin esprisi nedir? Mesela hem Savcı’yı hem Avukat’ı dinlemenin ne gibi bir amacı vardır? Artı ile eksi sıfır ettiğine göre telekulak hangi değirmene su taşımaktadır?

*

Legal veya illegal.
Fark etmiyor.
Mühim olan, herkeste acaba dinleniyor muyum kuşkusu yaratmak ise, bu bir tür terör estirmektir ki, yine de sorarım:
Dinleyene ne faydası var?
Ruh hastasıysa o başka.
İşin tuhafı, dinleniyorum diye övünenlere de rastlıyoruz.
Onların lâfına da kulak veren insanların varlığından mutluluk mu duyuyorlar acaba?
Beri tarafta ise bilge kişiler, bir bilenler, akil adamlar, deneyim ve birikim sahipleri, dinlendiklerine çok üzülmektedirler.
Keşke dinlenseler.
Hiç değilse, dinleyenler, onlardan bir şeyler öğrenirler...
Öğrene öğrene de belki adam olurlar.