Televizyon melekleri sevmez!

Pazar, 09 Mayıs 2010 - 05:00

Kötü haber vermeyi sevmiyorum. Ama bizim sektörde böyle işler. Bir dizi yayından kalkacak dendiğinde kalkıyor bir şekilde.
Hakkınızda akıl almaz bir kulis duysanız, iki güne doğru çıkıyor. Bizim meslekte böyle. Acıma filan yok. Melekleri takan da...
Benim Annem Bir Melek (Star TV) yarın akşam veda ediyor ekrana. Küçük ama bağımlı bir kitlesi vardı. Uzun ama bir yere yürümeyen bir hikayesi vardı...
Kalabalık ama “büyük” bir kadrosu vardı. Hepsi geride kaldı. Anneler Günü’nde verilecek haber değildi bu ama. Bizim sektörde böyle işler; melekleri de ağlatan cinsten..

Magazinin en özeli bitti!
Magazin Özel, tüm bu magazin şalalası içinde işini en çok önemseyen programların başında geliyordu. Öyle ki adı gibi özel işler çıkararak, eğlencelik değil başvuru kaynağı oluyordu her yayında...
TRT 1’de işleri iyi giden, ekrana da yakışır bir hali vardı. Ama bitti. Son ekran yolculuğuna çıkarken kimseler yoktu arkasında. Ama biliyorum ki karşısına geçmiş, magazine bir de sakin bir pencereden bakmayı tercih edenler vardı. Kalabalıklardı hem de...
Büyük işler patlattı Magazin Özel. Büyük gazetelerin manşetlerine çıkan haberler yaptı. Ama yaptığı haberlerin hiçbirini kurumunda bir daha göremedik. Biraz yalnız kaldı, yalnızlaştı anlayacağınız...
Magazin Özel, TRT’nin sayısı onlu rakamlara gelen kanallarından birinde karşımıza yeniden çıkar mı bilmem? Ama adresi ne olursa olsun, izleyeceğimi biliyorum. İzleneceğini de!

MUZAFFER’İN KATİLİ ODUR!
Hanımın Çiftliği’nde son bölümde dikkatlerin üstüne toplandığı Habib’e odaklanın derim ben.
Genel hikayeden ödün vermeyen dizi size katili işaret etti...
Kitabını okumayanlar hatta kitap okumayanlar için günün kazığı olsun bu da. Ne yapalım, ben “katil uşak” diyen geleneğin uzantısıyım. Kızmayın!

Atv depar yapar!
Bekir Hazar, bizim mesleğin emektarlarındandır. Yenişafak Gazetesi’ndeki TV eleştirilerini su gibi içerim.
Duru yazar, lafı dolandırmaz, işi bildiği için de taşı gediğine kor...
Bir süredir Show TV iç yapımlarda ter döküyordu Bekir. Dün itibarıyla atv’nin iç yapımlarının başına geçti. “Muhafazakarlığının ödülü” diyenler oldu bu gelişme için. Hepsine de nanik yaptım...
Şimdi işte, birkaç gün önce yazdığım televizyonculukta iç yapımların gücü meselesinin bir ayağı daha oturmuş oldu. Biliyorum ki Bekir, işini içselleştirdiği gibi, içini de işselleştirecektir...
İyi şeyler izleyeceğiz. Televizyonculuktan anlayan bir adamın elinden çıkan iyi şeyler. Şimdiden hayırlı olsun!

KUZEYİN OĞLU DVD OLSA!
Kuzeyin Oğlu (Show TV) nasıl bir evlat olduğunu gösterip Neşet Ertaş ustayı konuk etti önceki akşam. Söylenecek çok şey yok. Dinlemek lazım, görmek şarttı...
Bozkırın Tezenesi, yaşarken efsane olabilen bir iki adamın önde gideni Neşet usta hakikaten rahatlığıyla ekran başındakileri mest etti.
Volkan çoğu zaman büyük ustanın yanında şekilden şekle girdi ki, az bile yaptı bence...
Müthiş bir ziyafetti. Sahi, aklıma geldi; programın koordinatörü Ahmet Çelenk, aynı zamanda müzik yapımcısıdır. Bir el atsa da şu işe CD ya da DVD’yle koleksiyonumuzu şenlendirse... Yapılan iş de yaşarken ölümsüz olacak çünkü gidiş onadır...

BENİM İKİ ANNEM VARDI!
Benim iki annem vardı.
Küçük olanı çok erken öldü. Büyük olanı evladını yitirince bir gecede ömrünün yarısı kadar yaşlandı...
Benim iki annem vardı.
Küçük olanı süt verdi bana, yanağıma ilk onun busesi değdi. Büyük olanı gürleşen saçlarımı okşadı, sırtımı sıvazladı. Adam etti...
Benim iki annem vardı.
Küçük olanı sertti biraz, okumayı öğretti bana. Büyük olanı gök gürültülü gecelerde aldı yanına beni. Korkmamayı öğretti bana...
Benim iki annem vardı.
Küçük olanının kaybının ilk yılında akıtmıştım zehrimi gözlerimden. Büyük olanı gittiği an felç etti kalbimi...
Benim iki annem vardı.
Küçük olanı beni ekranda ilk gördüğünde sevincinden ağlamıştı. Büyük olanı beni ekranda son gördüğünde ben ağlıyordum, çok hastaydı...
Benim iki annem vardı.
Küçük olanı çok erken öldü; torununu göremedi. Büyük olanı ilk torununun kollarında can verdi...
Benim iki annem vardı. Şimdi hiç yok.
Başta hayattaki tek büyüğüm teyzem olmak üzere anam yerine koyduğum kim varsa ellerinden öpüyorum.
Küçük ya da büyük fark etmez; gününüz güzel geçsin...

Doktorum’un yeni sunucuları!
Bu köşenin müdavimleri bilir. Doktorum (Kanal D) lezzetle izlediğim işlerin başındadır. Benzerleri filan yapılsa da ipi önde göğüslemiş, göğüsleyecektir.
Ama... Ciddi bir risk canlanmaya başladı karşılarında. Riskin adı Bay Tahmin (tv8). Her cuma akşamı değme sağlık programına taş çıkarıyor. Futbol konuşuyormuş gibi yapan iki cin spor adamının genel görgüsünü güldürerek sokuyor dimağımıza...
Fikret Engin ve Murat Özarı çifti, ekranın son dönemde gördüğü en neşeli ve başarılı karakterlerdir...
Geçende kendileri için Maraton programını adres göstermiştim. Dün vitaminlerin yararlarını ağızlarından dinledikten sonra Doktorum’u öneriyorum adres olarak...
Öyle değil mi, bir kahkaha bin pirzoladan değerlidir der eskiler. Hazır et sıkıntısı çekerken, hazır gülmeye hasretken; hoş olur vallahi!