Terbiyeni takınacaksın!

Salı, 15 Eylül 2009 - 16:06

Basiretsiz sözcüğü için en açık tanım; “İleri görüşü olmayan, doğru ve yerinde düşünemeyen ” olmalı... Popüler bir yarışmanın sunucusu, isim vermeden televizyon eleştirmenlerine laf sokuyor. Kendisinin şakşakçılarından olmayanları basiretsizlikle suçlayarak... O vermediği için ben de vermiyorum ismini. Eleştirmenlere “Programı teknik olarak eleştirin, gerisine karışmayın” filan diyor. 

Oldu! Teknik aksaklıkları yayınlandığın kanal düşünsün. Ben senin içeriğine bakarım arkadaş. Gözümün içine bakarak aldatıyorsan beni; verirsin hesabını... Sözde “Dayanışma kültürünü geliştiriyorum” diyerek, bir gram bilgi ve kültür vermediğin yarışmada popülist oynuyor ve ajitasyon yapıyorsun... 

Gözyaşı tüccarlığınla reytinge oynuyorsun. Kalkıp üzerine seni eleştirenlere “Basiretsiz” diyebilecek kadar terbiyesizleşiyorsun... Adama “Hop fren yap” derler bizim orda. Reytingden başı dönüp şımararak aslını inkar edenlerle dolu şöhret mezarlıkları. 10 yıl sonra sen olmayacaksın belki. Yarışmana katılanlar yüzünü bile hatırlamayacak. Ama izleyici hep olacak... Senin işin yarışmanı sunup işine bakmak. 

Bizim işimiz de varsa yanlışlarını not düşüp, uyarmak. İyi yazarken teşekkür etmeyip, eleştirilince külhanbeyi kesiliyorsan sarf ettiğin ve girişte mealini verdiğim o cümleyi yapıştırırlar alnına... Şımarıklık gözünü kör eder de meseleleri kişiselleştirirsen, “geldiğin gibi inersin aşağıya”. Kendi basiretini bağlayıp taklaya gelme. “Büyük hisset” ama küçük konuş! 

YARIN BİLGİ BOMBARDIMANI VAR 

Zlatan İbrahimoviç. Futbolla biraz ilgisi olanların yakından tanıdığı fantastik bir golcü kendisi. Barcelona’ya transfer oldu sezon başında... Hakkında bir sürü hikaye anlatılıyor. En çok da İsveç milli takımından sonraki baş döndürücü kariyeri... Ama sanırım şunu ne bizdeki otoriteler, ne de ayrıntıcı fanatikler biliyor; “Zlatan İbrahimoviç futbola, Malmö’de Anadolu Türkgücü takımında top koşturarak başlamış”... Neden böyle ansiklopedik bir sansasyon yaptığıma gelince. Asıl sansasyonu siz yarın akşam oynanacak Barcelona-İnter maçında göreceksiniz... 

Anlatıcı Ertem Şener, futbol bilginizi altüst edecek ayrıntılar hazırladı size. Bu iş için iki ay gece gündüz çalıştı. İlk tüyoyu da yazayım diye bana verdi... Başka bombaları için yarın gözünüz Star’da olsun. Bu arada yüzüne de söylediğim temenniyi tekrar edeyim. “Aman sudan aziz kardeşim. Bilgi bombardımanı sırasında gol bombardımanını atlama, gözünü seveyim!” Allah korusun ve kolay gelsin diyelim... 

BAĞIRMADAN KONUŞUN 

Geniş Aile’de (Kanal D) gözümden yaş geldi. Puslu bir haftanın son günü, ağız dolusu gülebildim çok şükür. Sırasıyla Cevahir, Bilal, Zekai (entel oyuncu tiplemesi enfesti) ve Mürsel aştılar kendilerini. Her hafta bir öncekinden daha iyi başka dizi görmedim ben... Bu arada “cep telefonunda konuşurken bağırmayın, fazla kontör gidiyormuş”. Kara Bilal’den halk dostu bir uyarıdır bu! 

DUVAR BİR OLAY Bak Şu Duvara iddialı bir yarışma değil. Yani pazar akşamını sırtlayacak bir gücü yok. Ama çok eğlenceli. Star için yayın rengine uygun bir format... Yıllardır Japonya’nın bu en çok izlenen yarışmasını kim yapacak diye bekliyordum. Star’a nasip oldu. Behzat Uygur harika sunuyor. İç metinler komik. Duvar hepsinden komik... 

İki yanlışı var yarışmanın. İlki ünlüleri yarıştırmak. Gerçi kolunu sallasan ünlüye çarpıyor. Fakat bir yarışmayı güçlendiren faktör, halkın rekabetini izlemek. Biz duygusal bir milletiz, kendimizi görmeliyiz orada... İkincisi ve yarışmanın temposunu düşüreni ise ikinci sunucu. Gönül Tunç isimli kardeşimiz, oraya sunucu kadrosundan girmemeli. Hakikaten çok zamanı var daha. Behzat’ı da düşürüyor toptan... “Bir kez daha düşünün” derim ben; gerisi zaten yolunda! 

İÇİMİZİN SESİ OLDU 

Dijital platformlardan birinin reklamında minik çocuk televizyon aygıtına işiyor. Mevcut içeriği düşününce çok da haksız değil. Belki çoğumuzun aklına gelip de yapmadığı bir şey bu... Hani reklamda bile olsa eylemi görünce son zamanların en samimi reklamı diye geçiriyorum içimden. Daha büyüğünü hak ediyor bazı ekranlar; haksız mıyım?..