Teşekkürler Canaydın

a
a
Çarşamba, 31 Mart 2010 - 05:00

Bugün üzerinde en çok tartışılan kavramlardan biri olan ‘dostluk’ insanlık tarihi kadar eskidir. İki insan birbirine düşman olabileceği gibi dost da olabilir. Düşmanlığı çıkarların çatışması körükler; peki ya dostluğu ne pekiştirir? Menfaat birliği deyip geçiştirebilir miyiz? Asla. Sadece çıkarlara dayalı yapay dostluklar olabileceği gibi, katıksız, saf dostluk da olabilir. Dostluğun bin bir türlüsü yaşanabilir. Ama kurumlar arası dostluk olamaz. Tıpkı devletler arası olamayacağı gibi. Olsa olsa ‘dostluk’ adı altında karşılıklı çıkar birliği oluşur. Bu bağlamda ezeli rakipler Fenerbahçe ile Galatasaray arasında dostluktan söz etmek de abesle iştigaldir. İki kulüp varlık nedenleri çıkarlarının taban tabana zıt olması nedeniyle dost olamazlar.

SAYGI YOKSA YOK OLURUZ

Bir Fenerli ile Galatasaraylı dost olabilir; başkanları da dost olabilir; ama bu, kurumlar için geçerli değildir. Lakin aralarındaki rekabet, düşman olmalarını da gerektirmez. Aslında olması gereken saygıdır. İşte bizim beceremediğimiz budur. Maçları karşılıklı saygı çerçevesinde uygarca oynayabilmek. Son derbide bunu başardık; Özhan Canaydın’ın vefatı nedeniyle. Demek ki bu potansiyele sahipmişiz. Peki böylesine medeni olabilmek için sevilen birini kaybetmemiz mi gerekirdi? Saygı, dostluk ve düşmanlık kadar eski bir olgu değildir belki; ancak çağdaşlığın olmazsa olmaz koşuludur. Saygı yoksa, biz de yok oluruz.