Selcen Doğan Ağakay

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Tesettürde innovasyon ve heşofman

Pazar, 11 Ekim 2009 - 05:00

Eşofmanlarını üstlerine geçirmiş, sabahakşam hızlı bir tempoda, istikrarlı bir şekilde yürüyen pek çok başı örtülü hanım görmüştüm K.Maraş’ta. ‘Adamlara içli köfteleri, dolmaları, tatlıları yediriyor, onlar pineklerken, kendileri yediklerini yakmak için yürüyüşe çıkıyorlar. Helal olsun!’ diye düşünmüştüm.

Fiziklerine ve görünümlerine dikkat ettikleri her hallerinden belli olan bu hanımlardan biri, eşofmanlarla son derece sportif bir görünüm içinde olduklarını söylüyor, ama başlarındaki dallı güllü, ipekli eşarpların eşofmana çok tezat bir görüntü oluşturduğundan dert yanıyordu.

Gazetedeki ‘heşofman’ haberini gördüğümde ilkin bu hanım aklıma geldi. Tesettür giyimin önde gelen firmalarından biri, haşemadan sonra, şimdi de ‘lycralı, spor yaparken kaymayan ve eşofmana uygun bir görüntü içinde olan eşarp aksesuarlı eşofman’ üretmiş.

Tesettürlü giyimdeki çeşitliliğin artması, tesettürlü kadınların kendilerine özgü tarzlar yaratmaları gayet güzel bir gelişme aslında. Converse ayakkabılı, boyfriend jeanli, kocaman güneş gözlüklü, başı örtülü kızlar benim hoşuma gidiyor ayrıca.

Ne yani, başlarını örttüler diye, ille koyu renk pardesü giyip, anneanne örtüsü mü takacaklar başlarına? Hem onların popüler kültürün nimetlerinden istifade etmeleri, onları daha da modern yapıyor, sosyal hayatın içine daha fazla katıyor. Yani bizim başı örtülü hanımlar gelenekselleşmiyor, modernleşiyor aslında.

Tesettürlü giyimdeki ‘innovasyon’lar küçümsenip dalga geçilecek değil, keyifle takip edilecek gelişmeler kanımca.

Her devrin kadını

Kürt tarafıyla gururlu, Türk tarafıyla şaşkın Hülya Avşar’ın bu ‘ruh hali’, Kürt dilinin eğitim dili olmasını isteyen bir dernek tarafından pankartlara taşınmış. ‘Şaşırdık’ desek yalan olur. Hülya Avşar bu. Popülaritesini ‘her devrin kadını’ olmasına borçlu. Yükselen değer laiklik mi, en Atatürkçü kadın Hülya Avşar!

Muhafazakarlık mı yükselişe geçti, bir bakmışsınız başında türban benzeri bir aksesuar! Türbanın kendisine ne de çok yakışacağını, bir gün kapanabileceğini ima eden ‘muhafazakar sanatçı’ yine Hülya Avşar.

Kürt açılımı mı söz konusu, sahnede aktivist Hülya Avşar. Sloganı da hazır: ‘Kürt tarafımla gururlu, Türk tarafımla şaşkınım’.

Yarın bir gün başka bir akım söz konusu olur, bir yolunu bulur, oradan da nasiplenir ‘her devrin kadını’ Hülya Avşar.

İsmet İnönü’nün ünlü sözünü kendisine adapte edecek olursak eğer, ‘Yeni bir dünya kurulur ve Hülya Avşar burada da yerini alır.’

Ama cami değil, okul açmışlar

Soru oldukça tanıdık. Yabancı gazetecilerin AK Partililer’e yönelttiği klasik sorulardan biri: ‘Partiniz, ülkeyi gizlice İslamlaştırmakla suçlanırken, siz laik demokrasiden söz ediyorsunuz. Amacınız nedir?’

Ne diyor sorunun muhatabı Avrupa işlerinden sorumlu Bakan Egemen Bağış? ‘İktidarda olduğumuz sekiz yıl içerisinde, bugün var olan okulların üçte birini inşa ettik. Okullar açtık, camiler değil. Gizli bir takvimimiz olsaydı, sekiz yıldır kimsenin gözünden kaçmazdı.’

Bu mudur? Hayır, bu değildir! Esas olan, açılan okul sayısı değil, o okulların nasıl açıldığı, o okullarda kimlerin öğretmen olduğu, nasıl bir eğitim yapıldığıdır. Esas olan nicelik değil, niteliktir.

Sadece kendi iktidarları döneminde açtıkları okullarda değil, bugün, en köklü üniversiteler de dahil, pek çok eğitim kurumunda öğretim kadroları ve idari kadrolar ciddi bir şekilde değiştirilmektedir. AK Parti görüş ve çizgisine yakın kadrolar her yerde başı çekmektedir.

Sözün özü, öyle ‘Ama biz cami açmadık ki, okul açtık’ sözleriyle ancak yabancı gazeteciler oyalanır. Gizli takvim var mıymış, yok muymuş, dedektifçilik oynamaya gerek yoktur. Her şey apaçık ortadadır.

Haftanın notları

* Sivas’ta kredi kartı ATM cihazına sıkışan bir kişi, çağırdığı banka görevlilerinin gelmediğini öne sürerek, kartının başkalarınca kullanımını önlemek için ATM kabininin kapısını asma kilit ve zincirle kilitlemiş. Banka görevlilerinin kendisiyle irtibata geçmek isteyebileceği ihtimaline karşılık olarak da kabinin giriş kapısına cep telefonunu yazarak oradan ayrılmış.

(İşte budur! Boşuna dememişler ‘Bir Türk dünyaya bedeldir’ diye. Ama öyle ama böyle, bu sözün illa ki bir karşılığı olacak. Türk’ün pratik aklına, zor koşullarda hayatta kalabilme ve sorunlara basit çözümler bulabilme kapasitesine harika bir örnek!)

* Araştırmalar orta yaşlara obez giren kadınlarda, ileri yaşlara ulaşma olasılığının yüzde 80’e varan oranlarda azaldığını gösteriyormuş. 18 yaşından itibaren alınan her kilo, kadınlarda 70 yaşını geçme ihtimalini yüzde 5 azaltıyormuş. Sadece bu da değil, kilodaki ufak artışlar fiziksel ve zihinsel kapasiteyi de azaltıyormuş.

(Demek ki geleceğimiz ‘Hem şişmansın hem aptal’ deyişindeki gibi geçecek. Mümkün mü öyle 18 yaş civarı kilomuzda yıllar yılı barınabilmek? Görünen o ki kadınlar ya ‘şişman ve aptal’ olarak ya da ‘blumia / anoreksiya gibi zayıflık hastalıklarına tutulmuş ve zeki’ olarak, ama her iki koşulda da ‘erkenden’ öbür tarafı boylayacak.)