Tezahüratın tarihi süreci

Tarihi süreç içerisinde Türk toplumunun geleneksel seyirci tezahüratları ve davranışlarında son dönemlerde sıkça rastlanan cinsel içerikli küfürlü tezahüratların yeri yok

Perşembe, 24 Aralık 2009 - 10:52

Tezahüratın tarihi süreci

Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Kuru’nun "Türkiye’de Spor Seyircilerinde Oluşan Kitlesel Tezahüratın Geleneklerle İlişkisi" konulu araştırmasında, Türk sporunda taraftarların yaptığı çeşitli tezahüratlar geçmişten bugüne örneklerle anlatıldı.

Uluslararası Milli Folklor Dergisi’nde de yayınlanan araştırmada, 1930’lu yıllarda takımın isminin önüne eklenen aslan, kaplan, kartal, haydi kelimeleriyle tezahürat yapıldığı, örneğin Beşiktaş’ın "Kara kartal" lakabıyla anıldığı, gene bu yıllarda İspanya menşeli "oley" kelimesinin seyirci literatürüne girerek "Beşiktaş oley", "Fenerbahçe oley" gibi sloganlar kullanıldığı belirtiliyor.

EN AĞIR TEZAHÜRAT

1939 ve 1940’lı yıllarda ise bugün hala kullanılan "Bir baba hindi" tezahüratı gibi sloganlarla, Harbiye Marşı’nın sözlerinin değiştirilerek uyarlandığı anlatılıyor.

"Gündüz’üyle Osman’ıyla gelseler dahi, fırtına bora sükun bulacak, Gündüz Cihat’a selam duracak, sana yıldırımlar, sana yıldırımlar selam duracak" gibi adapte edilmiş marşların da bu dönemde revaçta olduğu belirtilirken aynı tarihlerde tribünlerden hakeme en ağır sloganın ise "Hakeme de maşallah ooo, gelin olur inşallah ooo" sesi yükselterek protesto edilmesi olduğu kaydediliyor.

Küfürlü tezahüratların, adam dövme olaylarının asla olmadığı kaydedilen 1950’li yıllarda, kazanan tarafın bir tabut hazırladığı, üstüne yenilen takımın bayrağı konulup gezdirildiği belirtiliyor.

HAKEME KÜFÜR DEĞİL, LEBLEBİ

İnsanlar arası ilişkilerin çok sıcak olduğu o zamanlarda sadece sporcuların değil, hakemlerin de tanındığı ve sevildiği belirtilirken, 1950’li yıllarda taraftarlarca çok sevilen Kel Ziya’nın çizgi hakemliği yaptığı maçlarda arkasında oturan taraftarlarla sohbet etmesi, onların sorduğu sorulara yanıtlar vermesi ve taraftarların da maç seyrederken yedikleri leblebileri Kel Ziya’ya ikram etmesi buna örnek olarak gösteriliyor.

"AÇIK MAVİ, KOYU MAVİ, HAYDİ GARİ"

Kastamonu sporun açık mavi renkli formasına atıf yapılarak, "Açık mavi, koyu mavi, haydi gari", yine "Kastamonu Kastamonu dep dep" sloganıyla yöresel şiveleriyle takımlarını destekledikleri belirtiliyor.

1970’li yılların Türk gençliğinin romantik yılları olduğunun, bunun da tribünlerdeki marş ve sloganlara da yansıdığının belirtildiği araştırmada, bu dönemde "Kaleleri sen gollerle doldur, bizim kuşkumuz her zaman boştur, Cimbomsun sen bizim canımız, sarı-kırmızı akar kanımız" gibi duygusal takım mensubiyetini pekiştiren marşlara rastlandığı ifade ediliyor.

12 EYLÜL ETKİSİ
1980’li yıllarda tribünün de askeri rejimden etkilendiği belirtilirken, siyasi romantik sloganların yerini küfürlü, arabesk, fantezi türündeki şarkıların marş ve sloganlarda kendini göstermeye başladığı aktarılıyor.

Galatasaray’ın başında o yıllarda antrenör olarak Brian Birch’in olduğunun kaydedildiği araştırmada, Birch’in sahaya çıktığında sağ yumruğunu havaya kaldırarak sahaya girdiği, duruma Fenerbahçe seyircisinin tepki geliştirdiği ve tribünlerin küfürlü kitlesel tepki gösterdikleri kaydediliyor.

"AVRUPA AVRUPA DUY SESİMİZİ..."

1990’lı yıllarda yükselen milliyetçilik değerlerinin Galatasaray’ın Avrupa’da aldığı başarılarla tribünlerde somut olarak görülmeye başladığı vurgulanan araştırmada, tribünlerde ’Avrupa Avrupa duy sesimizi, bu gelen Türklerin ayak sesleri’ gibi milliyetçiliği çağrıştıran slogan ve marşlar söylense de ardından İngilizce sloganlar da atıldığı aktarılıyor.

Günümüz Türkiyesi’nde spor taraftarlarının tezahüratlarının ise çok düşündürücü olduğu, cinsel içerikli küfürlü tezahüratların arttığının gözlemlendiğinin ifade edildiği araştırmada, tribünlerde taraftarların amigo eşliğinde türküye, şiire, manilere uyarlanmış bu tür tezahüratlarına çokça örnekler verilebileceği, futbolda batı ülkelerinde bile görülmeyen bu tezahürat biçiminin çok düşündürücü olduğu ifade ediliyor.

3