Topluma ekilen ‘kin’ tohumları

Cevat Turan imzalı ‘Unutmalar Şehri’, Türkiye’nin yakın tarihinin karanlık anlarından Çorum Katliamı’nı gerçek belgelere dayanan bir kurguyla anlatıyor okura. Turan ile kitabın yazım serüvenini konuştuk

Pazar, 17 Eylül 2017 - 11:34

Topluma ekilen ‘kin’ tohumları
İrfan ÖNER
 
 
“Unutmalar Şehri”,  Türkiye yakın tarihinin önemli toplumsal yaralarından biri olan  Çorum olayları fonunda geçen bir aşk romanı. Bu kitabı size yazdıran aynı zamanda sizin de Çorumlu olmanız mı?
 
O şehirde doğup büyümüş olmak elbette o şehre karşı bir sorumluluğumdur. Ancak Çorum olaylarını sadece bir şehrin sorunu olarak görmek yanlıştır. Çok büyük bir planın ve projenin parçasıdır. Sovyetler’in burnunun dibinde kendi bölgesine örnek olacak bir ‘yeşil kuşak’ oluşturma stratejisini mutlaka hayata geçirmek istiyorlardı. Ama yükselen devrimci muhalefete rağmen bunu yapamazlardı. O yüzden parçalanmış bir toplum yaratmaları gerekiyordu. İşte Çorum, birkaç şehirden biriydi. Romanda bu işleri planlayan Amerikalı Peter’in gerçek ismi ve kimliği bellidir. Onun kullandığı işbirlikçilerde romanda anlatılmıştır.
          
Roman kahramanları ve olaylar ne kadar gerçek, ne kadar kurgusal?
 
Elbette bir belgesel değil bu. Bir romandan bahsediyoruz. Öyleyse içinde gerçek ile kurgunun ete kemiğe büründüğü ancak gerçekçilikten de kopmadan yazılan bir edebi eser olmalıydı. Tarihi olaylar örgüsüne hem bağlı, hem de kendi dinamiği içinde bağlı olmayan bir kurguyu barındırmasından söz ediyoruz bu romanda.
 
5-Bu kitabı okuyan bir insan Çorum olaylarına dair ne öğreniyor?
 
Komşusunun farklı görüşten olması nedeniyle gözü dönmüş bir katil mi yoksa geçmişin anılarına bağlı vefalı bir dost mu olup olmadığını anlıyorsunuz. O gün toplumun temeline ötekileşmeyi, kini ve nefreti ekenlerin nasıl bir yıkıma neden olduklarını gördükçe bugün aynısından daha fazla ayrıştırılmış olmamızın verdiği ürkütücü sonuçları hayal etmek bile istemiyorsunuz.
 
6-Bir şehrin trajedesiyle bir aşk hikayesini nasıl bağdaştırıyorsunuz kitabınızda?
 
Trajedi insana özgü bir acı şekli ise ve orada insan var ise kuşkusuz aşk da olacaktır. Diyalektik dediğimiz şey zıtların birliği değil mi? Ölümle yaşam, aşk ile ayrılık, varlıkla yokluk yan yana yaşamın içinde birbirine yakışan gerçeklikler. Romanda aşkı ürkek ve utangaç duygularla yaşayan bir nesilden bahsediyoruz. Öne çıkmayan, hep saklı kalan ve ama hesapsızca, plansızca yaşanan saf taşra aşkı var orada.   
 
Çorum olayları hakkında literatürde çok fazla kaynak yok. Siz nerelerden beslendiniz?
 
En önemlisi kendi tanıklığımdır. Ama kurgudan önce bazı insanları dinledim. Dönemin tüm yerel ve ulusal gazeteleri taradım. Davaların duruşma bilgilerine başvurdum. Belgeselleri inceledim. Size çarpıcı bir şeyi anlatayım: Çemberlitaştaki Basın Müzesi’nde gazetelerin arşivini istedim. Tüm ulusal gazetelerin Çorum olaylarının haberinin olduğu kupürler kesilip alınmış! Yetkililere sorduğumuzda bilgilerinin olmadığını söylediler. O zaman şu soru geliyor akla: “Bir dönemim hafızasını mı yok etmeye çalışıyorlar?”