TRiVELA

Çarşamba, 18 Ağustos 2010 - 05:00

Taşımacılıkta önemli kuraldır. Kırılacak eşyaların üzerine FRAGİLE (Kırılgan, hassas) yazısı yapıştırılır. Bu ibare eşyaların daha nazik taşınmasını sağlar. Quaresma’nın sağ ayağının dışıyla yaptığı vuruşlara ise TRİVELA deniliyor.

İşte o da bir nazik ayaktır. Ondan gelen sese kulak verirseniz “şaakk” diye duyulan gürültü onun gol ya da asiste attığı imzalardır. İlk golde yine trivela yaptı. Hilbert sayıyı buldu. Asistinden sonra attığı golde anormal güzellikler vardı.

Yazmak için birkaç sayfa daha lazım. Quaresma’nın Beşiktaş’a geldiği günden beri Barcelona, İnter ve Chelsea’den farklı çizdiği performans onu tribünlerin sevgilisi haline getirmeye yetiyor da artıyor bile. Teknik direktör Schuster riski seven birisi. Buca maçına başka kadro Helsinki maçına başka kadro çıkartıyor.

Bu kadar da güveniyor takımına. Hani sakatlıklardan doğan mecburiyet gibi değil. Buca önündeki 11 neredeyse yerini başka bir 11’e bırakmış durumda. Bir de üçüncü kaleci deyip geçmeyin. Gerçi Cenk çok fazla zorlanmadı. Sadece sonlarda bir topu nefis kurtardı.

Ama Beşiktaş’ın üç kalecisinin de yeterli oluşunu bir kez daha gözledik. Helsinki peynir ekmek gibi bir takım. 2-0 oldu hala 5’li savunma yapıyorlar. Gol pozisyonlarına giriş teşebbüsleri belki 1 tane falandır. Beşiktaş, Plzen maçında daha zorlandı dersek ne kadar rahat kazandığını ifade edebiliriz. Hilbert iyi işler yaptı.

Ernst’i anlatmaya lüzum yok. O bir Alman panzeri. Zapotocny ile Ferrari her geçen gün ısınıyor. Bobo’nun biri direkte patlayan ve diğer vuruşları kaleye gitse skor daha farklı olacaktı.

Amma işin en önemlisi güzelim İnönü Stadı’nı üç beş konserden gelecek para için patates tarlasına kim çevirdiyse bu takıma yazık ediyor. Beşiktaş bu sahada cumartesi Antalya ile oynayacak, pazartesi de Kasımpaşa Buca’yla. Zemin şu anda kahverengiye dönmüş durumda. Bir de yağmur yağarsa ağla gözlerim ağla.