TRT'de kim neden mutsuz?

Cuma, 07 Mayıs 2010 - 05:00

TRT içinde çok büyük bir huzursuzluk olduğunu duyuyorum. Birden fazla kaynaktan geliyor haberler.
İşin ilginci iddia sahiplerinin hepsi de TRT’de başka bir kanadı temsil eden insanlar...
Nedir efendim; TRT merkezde çalışan 650 personelini çeşitli atamalarla adresinden uzaklaştırıyor. Kimini bölgelere, kimini de ilgisi olmayan işlere gönderiyor... Bu yazı yayınlandığında atamalar yapılmış olacak belki. Ve giderek derinleşen bir huzursuzluk boğacak kamu kanalını... Şimdi sorsam, yok öyle bir şey diyecek yetkili isimler.
Ve odalar içinde “Bu adamı kurumun 100 metre yakınına bile yaklaştırmamak lazım” denecek benim için. Deniyor da zaten...
Mesele beni susturmak değil ki, bana bunların sızmasını sağlayan nedenleri ortadan kaldırmak. O zaman belki ezber işimiz olan, “şu program iyi, bu yapım kötü” mevzularına bakarız kamu kanalı için...
 

Unutulmaz hakikaten unutulmayacak!

Unutulmaz (atv) ile aramızdaki soğukluğun nedenini tam olarak çözemiyorum. Kendi adıma özellikle Serhan Yavaş’ı (Harun) çok değerli buluyorum. Sadece oyuncu olarak duruyor kurtlar sofrasında. Neyse kişisel sempatileri bırakıp genel yanlışlara geri dönelim...
Son bölümde Harun kaçırılan bebeğini (Eda’yla ortak yapımdır bu yavru) fidyecilerin elinden alıyor bir şekilde... O arada bebeği kurtulsun diye çırpınan Eda, bebeğinin bulunduğundan habersiz yanlışlıkla ablasını falan vuruyor. Belki zamana karşı yarıştığı için. Ama zamanın öyle bir sorunu yok...
Çünkü Harun önce bebeği anneannesine götürüyor, sonra kendi evine gidiyor, sonra holding binasındaki olaylara müdahale etmek için işe gidiyor ve son olarak Eda’ya bebeğin kurtulduğunu haber veriyor... Bebeğiniz kaçırılsa ve siz onu bulsanız önce kime haber verirsiniz? Annesiyseniz babasına, babasıysanız da annesine... Bir dizi ismiydi En Son Babalar Duyar, şimdi değişti o, en son anneler duyuyor. Bu akıl kayması bile bir soğukluk nedeni değil midir sizce de?..

Karagöz, Başbakan’ı eleştirebilecek mi?
Bomba gibi bir haber geldi. TMSF kontrolündeki Cine5’in ana haber bülteninde gölge oyununun iki efsane ismi Hacivat ve Karagöz günlük yorumlara başlayacakmış...
Şimdinin çocukları Ben10, Örümcek Adam filan izledikleri için Hacivat kimdir, Karagöz nedir bilmezler. Kısaca tanımlarsak hiciv sanatının ata babaları diyebiliriz kendilerine. Fazlası için biraz araştırma yapsın herkes. Neyse... Gelelim meseleye. Hiciv muhalefetin güldürürken düşündüren lisanıdır. Ve sallabaş düzenine karşı parmak kaldıranların hepsi hicivle anlatmıştır dertlerini. Ve çoğu da sistem tarafından kaldırılmıştır ortadan. Tıpkı Karagöz ve Hacivat ikilisi gibi...
Şimdi geleneksel hiciv sanatının bu çok önemli isimlerine ne tür yorum yaptıracaklarını merak ediyorum ilgili arkadaşların... Mesela Karagöz, Başbakan yanlış yaptığında defe koyabilecek mi? Ya da iktidar partisinin olası yanlış politikalarıyla kafa bulacak mı?.. Yok canım. Asla inanmıyorum. Devletin, dolayısıyla iktidarın kontrolündeki bir kanalda bunu yapabilirse o gün demokrasi bayramımızdır; duyurulur...

Dizilerde neden siyaset yok?
Dizilerin hiçbirinde siyasi bir renk yok. Sanki sokaklarında, kahvehanelerinde, berberlerinde ve hanelerinde politika konuşulmuyor bu ülkenin. Hadi canım sen de... Gençlik dizilerine bakıyorsunuz; Kavak Yelleri, Melekler Korusun, Deniz Yıldızı ve Arka Sıradakiler’de sürekli bir aşk ve cinayet hali.
Sanırsın ki bu ülkenin gençleri hakikaten mermer kafalı... Aile dizilerine bakıyorsun; Canım Ailem, Cuma’ya Kalsa, Türk Malı filan gündelik dertler üstünden anlatıyor meselesini. Meselesi de yok hani. Belki biraz Papatyam, birkaç bölümüyle de Geniş Aile gönderme yapıyor memleket siyasetine...
Aksiyon dizilerine bakıyorsun; Ezel, Arka Sokaklar, Adanalı filan bu ülkede hiç terör sorunu yokmuş, tek sorun mafyaymış ya da adi suç şebekeleriymiş gibi yapıyor. Tek Türkiye ve Kollama da bir dönemin slogan tiyatrolarının ötesine gidemiyor... Aşk dizilerine bakıyorsun; saymama gerek yok hepsi jinekolojik çukurlarda debeleniyor. İyi de o zaman bu memlekette siyaseti kim yapıyor?
Sadece siyasilerse, sorun büyük demektir. Bir dönem eleştirdiğimiz “Bu Kalp Seni Unutur mu?” ne büyük cevhermiş meğer mumla arıyorum!

Bir an önce renginizi bulun!
Saba Tümer’de (CNN Türk) yeniden rastladım renk uzmanı Aydan Öztürkatalay’a.

Geçen cuma tv8’de izlemiştim, yazmak bugüne kısmet oldu... Çok ilginç bir dünyası var renklerin. Ve Aydan (çocukluk arkadaşım) uzun zamandır o dünyanın derinliklerinde. Söylediklerini dikkatle dinlerseniz çok ilginç ayrıntılar yakalıyorsunuz... Önceki geceden aklımda kalan birkaçını aktarayım izlemeyenler için. İlk buluşmanız, hoşlandığınız insanı etkilemek istiyorsunuz; kırmızı giyin o zaman. Şansınız yüzde elli artıyormuş...
Vitamin eksiğiniz var. C tipi için sarı meyveler tüketin. Kalbiniz tekliyor, kırmızı meyve ve sebzeye yumulun... Evde canınız sıkılıyor; duvarınızın rengini değiştirin. Sıkıntı devam mı ediyor; giyeceklerinizi farklı renklerden seçin.
Ve her şeyden önemlisi, bir şekilde renginizi bulun. Doğrusunu bulduğunuzda ömrünüz uzuyormuş; benden söylemesi...