Tuba'nın şivesi düzeldi!

Cuma, 20 Ağustos 2010 - 05:00

‘Gönülçelen’ (atv) başlıyor. Tüm zamanların magazinden uzak durup da magazin için müthiş haber değeri taşıyan belki de tek ismi Tuba Büyüküstün... Ben hayatını “kendine” yaşayan insanları çok değerli bulurum. Bu, insani analizim. Gelelim oyunculuğa. Biliyorsunuz yazmıştım; “Gönülçelen’de işler yoluna girdi” diye. Yoluna giren işler değil şivelermiş de aynı zamanda. Tanıtımdan anladığım kadarıyla bizim Hasret bildiğin İstanbul Türkçesi’ne ilerletmiş şivesini. Gerçi İstanbul’a ait bir Türkçe’den ne kadar bahsedebiliriz bilemiyorum. Zaten o da Hakkı Devrim ağabeyimizin uzmanlığına giriyor. Neyse, Hasret’i su gibi şivesiz konuşuyor görünce Murat Hoca’nın o zarafeti altındaki dominant karakteri de çıkmış oldu ortaya. Gerçi henüz onun konuşmasına tanık olmadım. Belki Hasret de onu Romanlaştırmıştır; görürüz bu akşam...

Müjde ve Gülben’in sürpriz hazırlığı...
Kaynağıma güvenmesem bu topa hiç girmezdim. Ama ekranda çok ilginç bir koalisyonun hazırlıkları başlamış. Önce meselenin daha az değerli haberini vereyim; Müjde Ar NTV ekranlarına veda ediyor. Belki de etmiş... Gelelim hadiseye.
Birkaç gün önce medya sitelerinde Gülben Ergen, kendine gelen program tekliflerini değerlendirdiğini söylemişti.
Yoğun olarak da kuşak programı teklifleri vardı. Ben tam bıraktığı yerden devam edecek diye düşünürken bomba patladı.
Meğer Gülben ve Müjde ikilisi ortak bir talk şov programı için etütlere girmek üzereymişler.
Müjde Ar’ın sıkı takipçisiyim. Gülben Ergen’in de öyle ya da böyle meslektaşlarının biraz daha üstünde “bilgi” kalibresi olduğuna tanığım. Bana kalırsa iyi ve kaliteli bir iş çıkar bu ikilinin elinden. Yanlarına ille de bir joker gerekirse o da bir böcek olur; iki çiçeğe yakışacak...

KANIT ÜVEY EVLAT MI?
Gece geç saatlerdi. Sanırım 24.00’e geliyordu. ‘Kanıt’ ekibinin Kanal D binasından çıktığına tanık oldum. O saate kadar belli ki çalışılmıştı. Dizi deyip geçtiğimiz şeylerin içindeki insanları nasıl kurt adama çevirebildiğine çok tanıklık ettim aslında. 7 gün 24 saat sürekli bir düşünme ve çalışma hali. ‘Kanıt’ı kişisel olarak çok başarılı buluyorum. Yola çıktığı basit hikayeleri bu denli izlenir kılmak da ciddi bir hüner. Ancak bir izleyicimiz dizinin fragmanlarının yayın tarihine çok yakın ekrana çıkmasından ve Kanal D’nin web sitesinde neredeyse hiç yayınlanmamasından yakınıyor. “Kanıt üvey evlat mı?” diye soran okuruma rahatlıkla “Hayır değil” diyebilirim. Bazen böyle alengirli ve çekmesi zor işler, ucu ucuna yetişiyor yayına. Bir kötü niyet değil, bir çalışma azmi görüyorum ben. Gördüm de...

‘KÜÇÜK SIRLAR’a bir el uzandı
‘Küçük Sırlar’da (Kanal D) hani modern deyişle “in” olan bir mekan var. Adı Chill. Gerçek hayatta karşılığı Reina ya da Sortie’ye filan denk geliyor. Dizide ne yaşanıyorsa o mekanın içinde yaşanıyor. Çocukları liseden çok gece hayatında ve her nedense kentte başka bir mekan yokmuş gibi hep Chill’de izliyoruz. Dizi biterken ya da yayını sırasında bu isimde bir mekan açan ilk kim olursa köşeyi döneceği garanti. Param olsaydı hiç düşünmez, kimseye ipucu vermezdim ya, o da başka bir mesele... Neyse. Bu arada dizideki kızların etek boylarının uzadığı, dizinin ilk zamanlarındaki makyajlı ve okullarda rastlanmayacak ölçüde aksesuarlı tiplerin normalleştiğini de gördü bu gözler. Sanırım buna da bir çeşit “dizi içi mahalle baskısı” diyebiliriz. Haksız mıyım?

Ödül hakkım değil miydi?
Eğer yayına katılıp da işi yerinde görmemiş olsaydım Çarkıfelek’teki (Star TV) sürekli eğlence hali için “Basit bir televizyon illüzyonu” diyecektim. Ama oradaydım ve gördüm. Onlarca kişilik ekipten tutun da stüdyoda tribünleri dolduran yüzlerce kişiye kadar herkes çok eğleniyor yarışmada. Yayın esnasında ya da arasında fark etmez. Mehmet Ali Erbil, müthiş bir pozitif elektrik yayıyor etrafına ve herkes nasibini alıyor bundan. Ben kendi adıma çok eğlendim. Bunda Mali’nin doğaçlama esprilerinin payı elbette çok büyüktü. Şans yüzüme güldü, en yüksek rakamla da ayrıldım yarışmadan. Ama bildiğim kadarıyla finalde büyük ödül için yarışacaktım. O olmadı... Ziyanı yok; muhtemelen benim alacağım (!) ev ve araba Kütahya’ya gitti o akşam. Şaka bir yana bu ülkedeki garibanların yüzünü güldürdüğü için bravo diyorum Mali’ye. Bir de küçük eleştiri. Programda ödüle giden ipuçlarını sadece Mali verse iyi olacak.
Bağlantılardaki genç hanımın yarışmacılara ipucu fısıldadığı çok belli oluyor çünkü.