Tuba'ya bakmak sevaptır!

a
a
Perşembe, 02 Eylül 2010 - 05:00

Tuba Büyüküstün çok ciddi kitlesi olan bir oyuncu. Malum ekranların neredeyse en güzel yüzlerinden biri...Özellikle Arap coğrafyasında çok seviliyor. O bölgede oynayan dizileri var ve hakikaten süper star gibi oralarda. Hani burada da farklı değil durum ama... İşte o ama önemli. “Tuba’nın dizileri acaba önce Balkan coğrafyasında oynasaydı aynı ilgiyi görür müydü?” diye soruyor bir okurumuz... Bana göre evet, ona göre hayır bunun yanıtı. Bana göre her ne kadar diziler bizim gibi ülkelerde daha çok güzel kızlar ve güzel erkekler için izleniyorsa da oyunculuk esastır. Tuba bu anlamda kendisini yetiştirdi sayılır... Okurumuza göre de ekmeğini hâlâ güzelliğinden yiyor. Bir kıskançlık seziyorum sanki. Hani bu da mevcut emeğe biraz ayıp oluyor. Boş verin iyisi mi; gönlümüzü çelmeye devam etsin kardeşimiz. Güzele bakmak sevaptır hem; değil mi ama?..

Türküler neden farklı yerlerden?

Dürüye’nin Güğümleri” (Star TV) hız kesmiyor. Neredeyse sezon başladı ve ilgi çıtası hâlâ çok yukarıda bu dizi için. İlgi olunca eleştiri dozu da artıyor ama... Malum dizinin bir “bölge dizisi” olduğunu tekrar etmeye gerek yok. Ege coğrafyasında geçtiği aşikar. Ama nedense müziklerinde yerel hiçbir şey yok... Dürüye’nin Güğümleri bir Zonguldak türküsü olarak biliniyor, bu bir. Dizide sıkça duyduğumuz Duran Ağabey bir Erzincan türküsü, bu iki. Fonda duyduğumuz Tombalacık Halimem türküsü bizzat Bolulu, bu da üç... Hani Ege’nin bir türkü cenneti olduğunu düşünürsek ciddi bir ihmal çıkıyor ortaya. Benim yapımcı dostlara tavsiyem bir an önce Tolga Çandar’ın kapısını çalmaları. Mutlaka arşivinden üç beş türküsü vardır önereceği... Derler ya; “yaptın bir hayır, tut bacağından ayır”. Kolay gelsin!

Tezkere ve diploması meselesi!

Geniş Aile’de (Kanal D) ilginç bir ayrıntı buldum yine. Televizyon izlemiyoruz da keşif yapıyoruz sanki. Vay be! Neyse. Zeynep rolündeki Rojda Demirer bildiğim kadarıyla bir önceki dizisi olan Melekler Korusun’da rol icabı eczacılık öğrencisiydi ve sona doğru mezun olup diplomayı kaptı... Şimdi o diplomayı Geniş Aile’de kullanıyor. Malum eczacı rolünde görüyoruz kendisini. Bir diplomayla iki dizi çıkarmak bu olmalı... Bu arada Cevahir’in (Ufuk Özkan) sakalı bıyığı hemen uzatması lazım bana göre. Yıllar önce oynadığı Emret Komutanım dizisindeki haline döndü. Hafızası kötü olmayanlar hatırlar hani... O da bu haliyle bir diziden tezkere alıp diğerine geçmiş gibi sanki...

Doktor bu ne?

"Aşk ve Ceza” (atv) geri döndü. Aşk tamam da ceza ağırlıktaydı bana göre. Savaş, baba olduğunu öğrendi ki bu sezon işler biraz daha duygusallaşacak demektir bu. O değil de, Allah kimseye vermesin “by-pass” diye bir ameliyat var tıpta. Kalp damarlarının değiştirilip, yenilenmesi anlamında kullanılıyor daha çok... Savaş’ın dayısı Pala’ya da öyle oldu. Açık kalp ameliyatı olduktan sonra aynı gün içinde yoğun bakımdan çıkarıldı. Daha da ilginci 24 saat geçmeden de taburcu edildi... Basiti yok ama en risksiz by-pass için bile en az iki gün yoğun bakım gerekiyor bildiğim. Sonrası daha meşakkatli; hastanın ayağa dikilip, normal hayata dönmesi filan neredeyse 15 günü alıyor... Artık nasıl pehlivansa adamımız, hem ayağa dikiliyor hem de evine gidiyor dizide. Eh doğal olarak da baygınlık geçiriyor. Tamam “dizilerde ölüm yok” demiştik ama hani bu kadarı da Azrail’i fazla hafife almak olmuyor mu; ne dersiniz?

Perhiz ve lahana turşusu!

Benim sevdiğim dizilerin başında geliyor “Arka Sokaklar”. Ben sevdiğimi çok eleştiririm bunu bilir bu köşenin okurları. Yine öyle olacak maalesef... Geçen bölümde bir okul müdürü bir veliye bağış yapmadı diye okul camlarını sildiriyor. Kadın düşüp bayılınca gerçek ortaya çıkıyor ve müdürü izinsiz işçi çalıştırmaktan filan yargılıyorlar... Aynı bölüm içinde Rıza Baba, gözaltındaki alkolikleri alıp evinin bahçesinde çalıştırıyor. Eh, onun yaptığı farklı mı diye düşünüyorsunuz. Memursa Rıza Baba da memur. Kaçak işçiyse sarhoşlarımız da kaçak... Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu o zaman. Sahi nasıl olacak?..

Türkiye konuşuyor!

Özay Şendir’in 24’te yaptığı Tıkırtı Gazetesi giderek anlam kazanan programlardan. Benim gibi internet alemi üstünden hakaret ve tehdit alan insanları doğru kanallara yönlendiriyor...

Günümüz sosyal medyası bir hesaplaşma ve reklam alanına döndü. Ve bu haliyle yoğun bir şekilde suç da içeriyor. Oysa bu suçların yasadaki karşılığı çok ağır...

İlgiyle bu konudaki bilgilendirmelerini izliyorum. Mağdursanız siz de izleyin demem kafi sanırım... Bu arada Özay, Best FM’de Konuşan Türkiye programını devraldı Hadi Özışık’tan. Her sabah sağlam bir enformasyon kaynağı yakalayacağız demektir bu. Hani bir deyim vardı, sıkça kullanırdık bir zaman; “eğlendirirken bilgilendirmek”... İşte Özay Şendir tam da bunu yapıyor. “Gözünüz üstünde, kulağınız sesinde olsun” derim!