Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Tünelin sonunda ışık değil, KRİZ!

Pazar, 22 Şubat 2015 - 05:00

AKP Hükümeti’nden memnun musunuz? Taksiye biniyorum şöför ağlıyor. Çifçi bağırıyor, sanayici içinden saydırıyor. Memur, işçi desen zaten cop yemekten bir hal oldu. Bakarsan kimse memnun değil, ama sandığa gidince oy veriyorlar. Siyaset bilimcilerin açıklaması şu: Ekonomi bozulmadan iktidar değişmez! Peki, ekonomi tıkırında mı? Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nda ve daha sonra BM Türkiye Programı Müdürlüğü’nde görev yapan ekonomist Bartu Soral, kalkınma uzmanı. “Tünelin Sonu Kriz” kitabı yeni yayınlanan Bartu Soral’a “Söyledikleri doğru mu, ekonomi iyi mi?” diye sordum.

“İşler kötüye gidiyor. 2003’te hane halkının toplam borcu 2.4 milyar tl idi. 2013’te 247 milyar tl oldu, yani on yıllık artış, yüzde 5 bin 600! 2003’te hane halkı 100 tl’lik gelirinin 3.4’tl sini borçluydu. Şimdi 55 tl’sini borçlu. Peki niye hâlâ isyan etmiyor? Çünkü henüz döndürebiliyor, kredi kartının minimum ödemesini borç alıp ödüyor.” “Türkiye, gelişmekte olan ülkeler içinde küresel krizde en yüksek riskli ülke” diyor, Soral. “AKP iktidarının ilk yıllarında ülkeye para girdi, ama o dönemde gelişmekte olan diğer ülkelere de girdi. Şimdi ise çıkıyor.

[[HAFTAYA]]

Faizi arttırmak lazım

Bu çıkışı durdurmak için faizi indirmek değil, arttırmak lazım! RTE’nin, “faizi indir” baskısının hiç bir rasyonel açıklaması yok. Büyüme düşüyor diye faiz insin istiyor ama zaten büyüme yok ki! AKP büyüme rakamlarında halkı kandırıyor, büyüme rakamlarını oranla değil, sayıyla veriyor. Türkiye aslında AKP iktidarı döneminde sadece 3 kat büyüdü. Büyüme yok, çünkü üretim yok, ithalata, inşaata dayalı bir ekonomi. Türkiye’nin tekrar kalkınma dönemine girmesi lazım. O beğenmediğiniz cumhuriyetin ilk on yılında Türkiye öyle bir kalkınmıştı ki hâlâ o dönemde kurulan fabrikaları satıp para ödüyorsunuz.” Bartu Soral’ın kitabı Türkiye üzerine düşünmek isteyenlere ipuçları ve gerçek veriler sunuyor. Türkiye nasıl kalkınır, yeni bir ekonomi politik nasıl belirlenir, siyasi partilere de öneriyorum!

Hepimiz kabus görüyoruz!


Kar topu oynarken kızdırdıkları esnaf tarafından kalbinden bıçaklanan Nuh, ölmeden önce “Bu bir rüya olsun!” dileğinde bulunmuş, hepimizin çok içi acımıştı, bu bir rüya değil, kabustu. Bir başka kabusu şu ara CHP’nin başarılı vekillerinden Umut Oran yaşıyor. RTE’nin iddiasına göre Umut Oran, cemaat gazetecisi Emre Uslu ile birlik olmuş, Fetullah’ın emri doğrultusunda Sümeyye Erdoğan’a suikast düzenlemek için twitter’dan konuşuyor! Amerika’dan bir psikopat bulmuşlar, ona yaptıracaklarmış! İlk tepkimiz gülüp geçmekti ama bu ülkede FB stadına F16’yla bomba atmaktan tutun da suyun altına bomba saklamaya kadar akla ziyan iddialar yüzünden insanlar yıllarca hapis yattı, hayatlarını, mesleklerini kaybetti, hâlâ mahkemelerde sürünüyorlar! Biz bu kadar yalan zekamızla dalga geçmektir derken iddiaları ciddi bulan savcılık soruşturma açmış, Umut Oran nasıl kabus görmesin. Çünkü bunlar inanmak istediklerine yalan da olsa inanıyor, inanmak istemediklerine, belge de olsa inanmıyor. Bir avuç siyasetçinin hırsı yüzünden, bu yaşadığımız dönem, hepimiz için bir kabus değil de nedir? Bir uyansak bir uyanabilsek, geçti desek, terimizi silsek!

Uyumadık, isyandaydık!

Özgecan’ın ölümü kadına karşı şiddette gözümüzü açtı. İsyan ettik. Nuh Köklü’nün ölümü, hoşgörüsüzlüğe karşı gözümüzü açtı. İsyan ettik. Fırat Çakır’ın ölümü siyaset yapan gençlerin karşılaştığı şiddete karşı gözümüzü açtı. İsyan ettik. Güneşli bir günde insanlar “Yasta değil, İsyandayız” sloganıyla sokaklara çıktı. Her yerde irili ufaklı kalabalıklar, protestolar vardı. Kim mağdur, kim zalim, kim eziyor, kim eziliyor ortada! Ayaktaydık, isyanlardaydık!