Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Türk-İsrail değil, Müslüman-Yahudi çatışması

Perşembe, 03 Haziran 2010 - 05:00

Türkiye kamuoyunda Filistinliler’e insani yardım götüren gemiye İsrail’in silahlı müdahalesine büyük tepkinin nedeni, “Türkleri öldürüyor, Türk gemisine saldırıyorlar” diyeydi. Neredeyse Türkiye-İsrail arasında savaş çıkmasına neden olacak kriz, gerçekten aralarında siyasi, ekonomik, askeri-turistik ilişkiler olan Türk-İsrail çatışması mıdır? Biraz sakinleştikten sonra manzara netleşiyor: Kriz, Türkiye-İsrail devletleri çelişkisi değil, Müslüman-Yahudi kavgasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetmekte olan islami referanslı AKP hükümetinin, etnik terör gibi baş edemediği bir belaya neredeyse her gün kurban verirken enerjisini, ikiye bölünmüş Filistinliler’in bir kanadı olan Hamas’ı savunmaya harcamasının nedeni aynı fanatik din kardeşliği ve Müslüman dünyasında lider ülke olmak niyetidir.

Ulus değil ümmet

Son dakikada İstanbul Belediyesi’nden satın alınan ve uluslararası yolculuğa elverişli olmadığı için alelacele bu konuda daha esnek olan bir küçük Afrika ülkesinin bayrağı takılıveren Mavi Marmara gemisinde başka ülke ve dinlerden de insanlar varmış, bu uluslararası bir hareketmiş kamuflajı kimsenin aklını karıştırmasın. İHH, yani İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı, milli görüş gömleği giymiş, radikal İslamcı bir örgüt. Hamas’a sahip çıkmasının nedeni de, tıpkı AKP gibi, aynı radikal İslami görüşleri paylaşmaları. Yıllarca Refah Partisi’nin arka bahçesi olmuş, adını ilk olarak Bosna’ya yardım parası toplayıp sonra bu parayı buharlaştırdığı iddialarıyla duyduğumuz, özellikle Avrupa’da yaşayan dini duyguları kuvvetli Türkler’den topladığı paralarla müslüman ülkelerde eylem yapan örgüt, şimdilerde AKP ve Saadet Partisi tarafından paylaşılamıyor! Son eylemde AKP hükümeti tarafından ciddi olarak desteklenen ancak olayın sonuçlarının istenenden farklı geliştiği görününce Başbakan vekili Arınç tarafından “Hükümetten emir almayan aktivistler” konumuna indirgenen İHH, perde arkasında “Van minütçü” hükümetin taşeronu görüntüsü veriyor.

Hangi Türkiye?

Savaşın eşiğinden dönülen bu krizde Türkiye’nin tek kazanımı, aynı oranda fanatik olan İsrail’in Netanyahu hükümetinin yaptığı saldırı hatasında insanlar ölünce dünya kamuoyunun göz yumamaması ve Türkiye’nin bölgede oyun kurucu ülke olarak algılanması. Ancak hangi oyun? Günlerdir, sendikalı işçilerin çıkmak istediklerinde biber gazı ve cop yedikleri Taksim Meydanı’nı doğal miting alanına çeviren İHH eylemcileri ve protestocuların siyah çarşaflı, sakallı, poturlu görüntüleriyle Türkiye, uzun bir süredir verdiği “ılımlı İslam” toplumu imajını artık “fanatik islam”a çevirmiş, Batılıların islamofobisini pekiştirmiştir. Türkiye, artık İslam aleminin tek laik ve demokratik ülkesi, AB içinde yer almak isteyen Batılı ülke olmaktan, giderek yüzü Doğu’ya dönük, fanatik Müslüman bir ülkeye dönmüştür. Oysa, asıl amaçları “şehit olmak” pahasına ambargoyu delmek olan ve bu nedenle “zafer işareti” yaparak Türkiye’ye dönen “aktivist”ler, Türkiye’deki siyasi yelpazenin ancak yüzde onluk bir bölümünü oluşturturmaktadır. Koparılan gürültüye katılmadan önce düşünün, siz hangi Türkiye’densiniz? Ve kazanan mı, kaybeden misiniz?