Türk kaşif Beyaz Saray'da

Doğal hayatı korumada dünya çapındaki araştırmaları National Geographic dergisinin 2011 yılı "kaşifleri" arasına giren Çağan Şekercioğlu, başarıları dikkat çekerek Beyaz Saray'dan davet aldı

Pazartesi, 27 Haziran 2011 - 10:47

Türk kaşif Beyaz Saray'da

Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu, dünyada ses getiren incelemeleri, başarıları, ABD’de yaşarken bile kendi ülkesinin doğası ve Türk insanının geleceği için azimle çalışmasıyla, Türkiye’nin yurt dışında göğsünü kabartan bilim insanlarından... Utah Üniversitesinde öğretim üyeliği yapan kuş bilimci, ekolog ve çevre bilimci Şekercioğlu, Kosta Rika’da kuş halkalama ve radyo takibiyle kuşların ekolojisini araştırması, Etiyopya’da arazı çalışması yapması, Türkiye’de doğal hayatı korumaya çalışması ve daha da önemlisi dünyanın ilk kuş veri tabanını oluşturmasıyla, National Geographic’in genç "kaşifleri" arasına girmişti.

ABD’nin başkenti Washington’da dergi tarafından düzenlenen törende kendisine plaket verilen Şekercioğlu, buradaki konferansta yaptığı sunumu ve çalışmalarıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Beyaz Saray’dan davet alan Şekercioğlu, sonbaharda Obama ile veya Beyaz Saray yetkilileriyle görüşecek. Ayrıca, derginin galasında dünyaca ünlü yönetmen James Cameron ile buluşma imkanı bulan Şekercioğlu’nun resmi de derginin binasının önüne asılan dev "kaşifler" tablosu ile derginin çocuklar için hazırladığı "kaşifler oyunu"nda yerini aldı. Şekercioğlu, Washington’da bulunduğu sürede Türkiye Büyükelçisi Namık Tan ile de görüştü.

NATIONAL GEOGRAPHIC İLE ANİ HARABELERİ...

Şekercioğlu, böylesine bir ortamda bulunmaktan ve Türkiye’yi de temsil etmekten onur duyduğunu söyledi. Etkinlikte, National Geographic dergisi yetkililerinin kendisiyle, grubun 26 yayın organıyla belgesel, kitap, dergi gibi konularda birlikte çalışabilmeyi görüştüklerini belirten Şekercioğlu, dergi yetkililerini Ani Harabeleri’ni görmeye davet ettiğini kaydetti.

Şekercioğlu, "Dergi önümüzdeki Mayıs ayında önemli bir yıllık toplantısını Türkiye’de yapacak. İnşallah onları Kars’a da götüreceğiz, çünkü Ani Harabeleri’ni bilmiyorlar. National Geographic dahil birçok kişi Türkiye’nin birçok yerini tanımıyor, onlara Türkiye’nin güzelliklerini göstermek lazım" dedi. "Kaşif"lik ve doğaya ilgisinin 4 yaşında sokaktan bulduğu tüm böcekleri eve getirmesiyle başladığını anlatan Şekercioğlu, endişelenen annesinin kendisini doktora götürdüğünü ifade ederek, "Ama ben onu dinlemeyip devam ettim, yoksa kaşiflik şimdi hikaye olurdu" diye konuştu.

İNSANLIĞIN GELECEĞİ, KUŞLARIN KANAT ÇIRPMALARINA BAĞLI...

ABD’de Harvard Üniversitesinde biyoloji ve antropoloji bölümlerinde burslu okuyan, ardından Stanford üniversitesinde ekoloji ve biyoloji bölümlerinde burslu doktora yapan Şekercioğlu, aynı zamanda dünyanın ilk kuş veri tabanını oluşturan kişi.

"Araştırmama göre, 2100 yılına kadar en kötü senaryoda kuş türlerinin yüzde 30’u, ortalama senaryoya göre ise yüzde 6-7’si yok olabilir" diyen Şekercioğlu, oransal olarak öncelikle akbaba ve deniz kuşlarının, sayısal olarak da tropikal bölge kuşlarının soyunun büyük tehlike altında olduğunu kaydetti. Şekercioğlu, Türkiye’de de kelaynak, dik kuyruk ördeğinin bu gruba girdiğine dikkati çekerek, insanlığın "kıyametinin", doğanın geri kalanına ve hatta kuşlara bile nasıl bağlı olduğunu şu sözlerle anlattı: "Biz kendimizi özel sanıyoruz, ama değiliz. Diğer gezegenlere gitmek fantezi, bu gezegene bağlı yaşıyoruz. Akbaba leşleri temizliyor, böcek yiyen kuşlar çiftçiye yarar sağlıyor, yağmur ormanlarındaki kuşlar meyveleri yiyerek çekirdeklerini başka yerlere taşıyor. Kuşlar gidince, sırf tek başına onlar yok olmuyor. Kuşların tozlaştırdığı bitkiler, tarımsal ürünler, tohumunu taşıdığı ağaçlar da yok oluyor. Hatta tahmin edemeyeceğimiz birçok sorun ortaya çıkıyor. Kuşları yok edersek kendimizi de yok etmiş olacağız. Ekoloji bir ağ ve biz de ağın ortasındayız, o ağı parçaladıkça biz de kendi sonumuzu getiriyoruz."

Hindistan’da sığırlara verilen ilaçların akbabaları öldürmesiyle artan leşlerin sokak köpeklerinin de artmasına neden olduğunu, bunun da ülkedeki kuduz vakalarını bazı yerlerde 20 kat yukarı taşıdığını belirten Şekercioğlu, "Ekonomistler hesaplamış, akbabaların ölmesinden dolayı, 48 bin ekstra insan kuduzdan hayatını kaybetmiş. Bunun iş gücü kaybı ise 36 milyar dolar. Bir akbabanın ölmesi, sarmal gibi böyle tahmin edemeyeceğimiz vahim sonuçlar doğurabiliyor" dedi.

Halihazırda dünyanın doğal kaynaklarının yarıdan fazlasının tüketildiğine dikkati çeken Şekercioğlu, "Birkaç 10 yıl içinde dünyanın ürettiğinden daha fazla kaynağı tüketiyor duruma geleceğiz. Bu zaten matematiksel olarak mümkün olamayacağı için, giderek insan ölümleri artacak. Ama değiştirmek elimizde, bilim doğru yolu gösteriyor, ama bilinç ve politik liderlik lazım" diye konuştu.

"ESKİDEN ’DELİ MİSİN CASUS MUSUN’ DİYORLARDI, ŞİMDİ GURUR DUYUYORLAR"

Doç. Dr. Şekercioğlu, Türkiye’nin doğal güzellikleri ve kuş türleri için de ciddi mücadele veriyor. Türkiye’nin doğal hayat açısından en bakir bölgesi ve "inanılmaz" şekilde bütün Ortadoğu, Avrupa, Sibirya ve Afrika’daki kuşların ana göç rotası olan Kars-Iğdır-Ağrı bölgesinde KuzeyDoğa Derneğini kuran Şekercioğlu, dernekteki iki arkadaşıyla birlikte, kuşların göçleri ile türlerini tespit etmek amacıyla Doğu Anadolu bölgesine ilk kuş halkalama merkezini kurdu. Şekercioğlu, şimdi bölgede sayısı üçe çıkan istasyonlarından ikisini dernek olarak Kafkas Üniversitesi ve Çevre Orman Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğüyle işbirliği içinde yürüttüklerini belirterek, Kars-Iğdır-Ağrı bölgesinde şu ana kadar 323 kuş türü tespit ettiklerini, bunun Türkiye’deki kuş türlerinin yarısı, Doğu Anadolu’dakilerin ise yüzde 70’ini oluşturduğuna dikkati çekti. Bugüne kadar 179 türden 36 binden fazla kuş halkaladıklarını ve bunların 8 ayrı ülkeden geldiğini veya gittiğini belirten Şekercioğlu, "Mesela bizim halkaladığımız bir kırlangıç Zambiya’da yakalandı. Kıbrıs’ın güney kesimi, Kazakistan, Macaristan, Ukrayna’da yakalandı. Bize de Finlandiya-Rusya sınırında halkalanmış söğüt bülbülü geldi. İsrail’den halkalanmış şahin bulduk, Güney Afrika’dan 18 gramlık kırlangıcı Iğdır’da yakaladık" dedi. Şekercioğlu, istasyonlarda öğrenci ve halka da eğitimler verdiklerini belirterek, "Eskiden ’deli misin casus musun’ diyorlardı, şimdi bu kuşların önemini anlayınca gurur duyuyorlar" dedi.

KUYUCUK GÖLÜ ERMENİSTAN YOLUYLA TEHLİKE ALTINDA...

Ayrıca her yıl, il özel idaresiyle, yörenin vahşi hayatına dair takvim yaptıklarını, Anadolu’nun ilk bitki çizim kurslarını düzenleyerek 5 yılda alandaki uzman sayısını "bir elin parmağından" 51 kişiye çıkardıklarını anlatan Şekercioğlu, halkı da doğayı koruma işine katmak için köy turizmini canlandırmaya ve "insan-yırtıcı hayvan çatışmasını" önlemeye çalıştıklarını kaydetti. Bunun yanında Sarıkamış ormanının vaşak, yaban kedisi, ayı, kurt gibi yaban hayatını fotokapanlarla fotolayarak ilk kez gün yüzüne çıkaran Şekercioğlu, ilk kez ormandaki gözle görülemeyecek kurt sürüleri ile yaban kedisini tespit ettiklerini belirterek, "İnanılmaz görüntüler çıkıyor. Ormanın yaban hayatı envanteri çıkarıyoruz" dedi. Dernek olarak, Kars’taki Kuyucuk Gölü’nü zorlu çalışmalar sonucu dünya çapında önemli sulak alanı anlamına gelen "ramsar alan" haline de getirdiklerini anlatan Şekercioğlu, göldeki adanın kuşlar için tilki, kedi gibi hayvanlardan uzak üreme alanı olmasını sağladıklarını söyledi. Şekercioğlu, gölün bölgenin tek, Türkiye’nin de 13. ramsar alanı olduğunu vurguladı. Ancak Ermenistan’a giden yolun gölün kenarından geçmesi nedeniyle sınırın açılması halinde tüm çabalarının boşa gideceğini belirten Şekercioğlu, yolun 3 kilometre kuzeye alınması için ciddi bürokratik mücadele verdiklerini kaydetti. Şekercioğlu ve derneğinin çalışmalarıyla, Kars-Iğdır-Ardahan, 2009 yılında AB tarafından "seçkin turizm cenneti" seçildi ve dernek Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle ilk kez Dünya Kuş Gözlem Turizmi Fuarına katıldı.