Türk Malı'ndan yağ çıkardılar...

Perşembe, 20 Mayıs 2010 - 05:00

Türk Malı, sanırım sinekten yağ çıkarmak için müthiş bir fırsat oldu Show TV’ye. Bilmeyen yoktur, dizinin yeni bölümü iki kere yayınlanıyor, hem de üst üste... Haftanın diğer günlerine de tekrarları ve “unutulmaz sahneleri” koyuluyor. Eh, hadi bu da güzel. Ama son olarak pazartesi gecesi alt banttan bir yazı döndü ki hakikaten gülmekten yere yıkıldım. Diziden daha komikti çünkü... “Türk Malı’ndaki çekim hataları birazdan...” Bildiğiniz ayrı bir program haline getirilerek yayına konuyor çekim hataları. Eğlencelidir kabul etmeli ki, ama tuhaftır da aynı zamanda böyle bir program yapabilmek... Sanırım yakında Türk Malı oyuncularının özel hayatı, set çaycısından demli çay tarifleri, oyuncuların o gün yediği tabldotta çıkanlar ve daha birçok ayrıntı programlaşacak... Yani benim güzel okurum, reytingin yeni kralı Türk Malı bizzat Show TV’nin kendisi haline gelecek. Vay anam vay diyelim...

Hangi program saat kurbanı?

Kuşak programlarının saatiyle oynamak bir nevi kan kaybına neden oluyor. Zuhal Topal ile İzdivaç (Star TV) belki de bu yüzden reyting sıralamasında ilk 50’nin altına düştü hızla... Oysa içerik ve sunum olarak rakibi Esra Erol kadar başarılı bir performansı vardı Zuhal’in. Ama seyircinin altını özenle çizdiği istikrar saat bazında uyuşmuyorsa kendiyle, izlemiyor işte... Neyse. Sanırım bu ekrandan evlilik işlerinin de miadı doldu. Seneye patlayacak olan işi yazmıştım zaten. Tekrarlayalım mı; “ 2. Sulh Mahkemesi’nde Boşan Benimle”...

Sahtesi aslını ezdi!

Önceki gece bizim meslektaşların dikkatini çekmeyen bir karşılaşma yaşandı ekranlarda. Başından beri “çakma Recep İvedik” olarak gösterilen Erman Kuzu (Türk Malı) ile gerçek Recep İvedik (Fox TV’de yayınlandı) kapıştı... Skor tabelasında sözde sahtesi aslını ezip geçti. Hem toplam izleyicide hem de AB grubunda uzak ara... Galiba Kuzu Ailesi’nden gişeleri patlatacak bir uzun metrajlı çıkaracak işin yapımcısı.

Söylemedi demeyin, yapacak ve göreceğiz...

Reklam bantları öldürüyor!

Dizilerde bir sürü yamuk var. Dizi ekranlarında da öyle. Fazladan reklam kuşaklarıyla aks kayıyor izleyende. Dizi nerede başlıyor, nerede bitiyor kestiremiyorsunuz... Bir de reklama giden kesintiler iyice özensiz bir hal aldı. Hop, reklamdasınız. Hakikaten itinadan eser yok.. Ah bir de şu reklam bantları sorunu var. Pazartesi akşamı Ezel’den başlayarak üç gün boyunca hangi diziyi izlediysem hepsinde ekran yarım kalmış durumda... Tanıtımlar, fragmanlar, sanal reklamlar derken diziyle baş başa kaldığınız anların sayısı giderek azalıyor. Buna hakikaten bir disiplin gerekli... Yoksa en heyecanlı sahnede resmi değil bir program ya da marka reklamını başrolde görmek çok insanı çıldırtacak; emin olun...

Dizi müzikleri darphane gibi

Bu yılın dizi müziği hangisi oldu sizce? Ben Toygar Işıklı’nın hemen tüm çalışmalarına bayıldım. Akılda en çok kalan melodi de malum Ezel’inki... Zaten önceki akşam bir de Kral TV’den ödül aldı. Bakar mısınız meseleye? Eskiden klip filan ödül alırdı şimdi dizi müziği. Nereye geldi sektör... Ve evet, bugün okuduğum bir istatistiğe göre cep telefonlarından indirilen melodilerin hemen tamamına yakını dizi sound track’leri... Birkaç yıl öncesinin Kayahan gibi beste krallarının yerini dizi müziği kralları alıyor artık. En azından maddi getiri açısından. Böyle bir şey işte sektör olmak; kazan kazanı doğuruyor!

Ödülü şimdi halk verdi

İsmail Cem TV Ödülleri dağıtıldı ve bitti. Ama hâlâ rüzgarı esiyor. Bakın aylık Marketing Türkiye dergisi bir araştırma yapmış ve ödüllerin güvenilirliğini bizzat izleyiciye sormuş... Yanıt verenlerin hemen hepsi ödülü güvenilir buluyor. Ve daha da önemlisi tartışmalı dallarda ödül alanların hakkını veriyor... Sanırım istatistikler anlayanlar için önemli şeyler söyler. Kamuoyundaki algısına bakınca ilk yıldan değerli bir iş çıkarabilmek, tüm yanlışlarına rağmen övgüye değer... Hadi bakalım, barışın ödül küskünleri. Seneye, öbür seneye ve her seneye bir ödül seçimi daha var. Hadi bakalım!

Kerem’i Müge Anlı bulsun...

Arka Sıradakiler’de (Fox TV) Kerem bulamacı çok sıkıcı hale geldi. Kerem bir nevi Cem Garipoğlu gibi görünmez hale geliyor... Bütün polis teşkilatı peşinde ama adamımız, Oktay’ı diri diri mezara sokmaktan tutun da şantaj çevirmeye kadar her bir haltı yiyor... Eğer diyorum, polis teşkilatını iş bilmez göstermek istiyorsanız tam bir propaganda filmi bu. Belki de bu yüzden “kayıpların ablası” sıfatını alan Müge Anlı’yı göreve çağırmak gerekiyor... Müge, sevgili kardeşim; biliyorum hakkında yazdıklarımdan hazzetmediğini. Eskiden sıklıkla gösterdiğin teşekkür nezaketinden de imtina ettiğini. Ama sen büyüksün kardeşim... El at da şu Kerem’i bulup çıkarsınlar ortaya. Dizide fırtına gibi biçiyor insanları. Senin işin bulmak değil mi; bul şu Kerem’i. Hadi çok dua edecek sana Arka Sıradakiler izleyicileri...