Türk öğrenciler çalışkanlıklarıyla fark yaratıyor...

11 yıllık eşinin Türk olmasından dolayı Türkiye ve Türkler'i yakından tanıyan Prof. Michael Farquharson ile Berklee'deki müzik eğitimi ve müzisyenlik üzerine konuştuk...

Türk öğrenciler çalışkanlıklarıyla fark yaratıyor...

Dünyada çağdaş müziğin en prestijli okulu olan Amerika-Boston’daki Berklee College of Music (Berklee Müzik Okulu), Dünya Burs Turu kapsamında ilk kez İstanbul’a geldi. 40 yılı aşkın süredir, Avrupa, Amerika, Asya’yı dolaşıp yetenekli müzisyenlere burs vererek bünyesine katan Berklee’ye İstanbul’da Modern Müzik Akademisi ev sahipliği yaptı.

Seçmeler Berklee’nin Müzik Teknolojileri Dekanı Stephan Croes, Çağdaş Kompozisyon ve Prodüksiyon Profesörü Michael Farquharson ve Uluslararası Programlar Direktörü Jason Camelio tarafından büyük titizlikle yürütüldü ve Türkiye’nin en yetenekli çocukları seçildi. 11 yıllık eşinin Türk olmasından dolayı Türkiye ve Türkler’i yakından tanıyan Prof. Michael Farquharson ile Berklee’deki müzik eğitimi ve müzisyenlik üzerine konuştuk...

Berklee, 40 yıldan beri genç yeteneklere burs vermek için dünyayı dolaşıyor. Neden Türkiye’ye gelişiniz bu kadar zaman aldı?

Aslında seçmelere gittiğimiz dünyanın dört bir yanındaki kurumlar bizi kendi ülkelerine davet ediyor. Bugüne kadar Türkiye’den bizimle kontağa geçen hiçbir kurum olmadı. Sadece Atina’daki bir okulla resmi bir anlaşmamız vardı, Türkiye’deki bazı yetenekli öğrencilerin Atina’daki okula seçmeler için geldiği olmuştu. Hatta eşim de bunlardan biriydi...

Türkiye’yle bağlantı nasıl kuruldu?

Eşimin ailesi Türk olduğu için İstanbul’a geliyorum. Berklee’deki arkadaşlarıma, özellikle okulun Uluslararası Programlar Direktörü Jason Camelio’ya ziyaretlerimden bahsediyordum. Hep ‘Neden İstanbul’a da gitmiyoruz?’ diyordum. Bunun üzerine Berklee Uluslararası Programlar Direktörü böyle bir projeyle ilgilenilir mi diye İstanbul’da biriyle ilişkiye geçti. O da onu Modern Müzik Akademisi’ne yönlendirdi. Modern Müzik Akademisi Direktörü Bora Ulusoy’un çok katkısı oldu ve işte geldik!

Buradaki ziyaret nasıl geçti?

Muhteşemdi. Berklee’de zaten Türkiye’den gelen pek çok öğrenci var. Ama resmi olarak Türkiye’de bir okulla bağlantımız yoktu. Bu program sayesinde Türkiye’deki yetenekli diğer öğrenciler de Berklee’ye girebilecek ve bundan sonra bu seçmeler bir düzene oturacak.

Sizin için yetenek avcısı diyebilir miyiz?

Evet tabii ki, biz yetenek avcılarıyız!

Seçmelerde yetenek dışında da aradığınız başka özellikler yok mu?

Elbette var. Öncelikle Berklee’de dersler İngilizce. Bu nedenle seçmelere katılanların iyi İngilizce konuşması gerekiyor. Bunun yanı sıra, katılımcının sadece sesine, kulağına bakmıyoruz, pek çok başka yeteneği bir arada bulunduruyor mu, onu da değerlendiriyoruz.

Ne gibi yetenekler mesela?

Örneğin iyi bir bestekar mı, söz yazarı mı, aranjör mü, bilgisayar sistemine, müzik teknolojilerine ne kadar hakim ona bakıyoruz. Tabii ki yetenek başta geliyor ama bunların hepsi en az yetenek kadar önemli. Ayrıca müzik hayatın bir parçasıysa sosyal olmak da çok önemli.

Okulunuzda 80’den fazla ülkeden öğrenci var. Bu Amerika genelinde de çok büyük bir oran. Neden bu kadar çok yabancı öğrenci var?

Berklee müziğe bağlı her şeyi öğreten bir okul ve mezun olan eğitim sektöründe öğretmen olabilir, tıp alanında müzik terapisi yapabilir, psikolojide tedavi amaçlı müzik kullanabilir. Ya da pazarlama bölümünü seçebilir, hatta hukuk sektöründe müzik için çalışanlar da yine Berklee’den çıkmıştır. Ayrıca Berklee’de eğitim gören öğrenci dünyanın neresine giderse gitsin, müzik sektöründe yerini bulur, başarıya ulaşır.

Okul neden bu kadar çok burs veriyor, yabancılar için para harcıyor? Okula ne yararı var?

Tabii ki amaç dünyadaki bütün öğrencileri toplayıp Batı müziği üzerine eğitim vermek değil. Berklee bugün 65 yaşında uluslararası bir okul. Dünyada pek çok tanınmış isim Berklee’den mezundur ve onun için ‘modern müziğin Harvard’ı denir. Örneğin dünyaca ünlü müzik yapımcısı Arif Mardin okulumuz mezunlarındandı. Aslında amaç Berklee isminin dünyada en üst düzeyde kalmasını sağlamak. Okulumuzdaki öğrencilerin yüzde 75’i Amerikalı. Tabii ki Berklee sadece Amerikalı öğrencilerle de hayatına devam eder. Ama Berklee için ‘uluslararası duruş’ her zaman çok önemli. Berklee yetenekli öğrencilerle karşılaşmak için Tel Aviv, Ramallah ve Beyrut’a kadar gidiyor, düşünün! Ocakta Mumbai ve Yeni Delhi’ye de gideceğiz.

Genç Türk müzisyenler hakkında ne düşünüyorsunuz?Onları diğer ülkelerin gençlerinden ayıran en önemli özellik ne?

Berklee’de okuyan Türk öğrenciler var. Onlardan bahsetmem daha iyi olur diye düşünüyorum. Hepsi tek kelimeyle ‘muhteşem’. Türk öğrenciler kültürel farklılıklarını çalışkanlıklarıyla gösteriyor. Hepsi herkese karşı çok yardımsever, birbirlerine çok destek. Bir de, öğrencileri kategorize etmekten hoşlanmıyorum ama, yabancı öğrenciler Berklee’de olmaktan çok gururlu, bunun kıymetini biliyor. Oysa Kuzey Amerikalılar Berklee’de okumanın ‘normal’ olduğunu düşünüyor.

Öğrencileri kategorize etmeyi sevmiyorum dediniz ama yine de merak ediyoruz. Size göre en çok yetenekli öğrencinin bulunduğu ülke hangisiydi?

Bunu söylemem çok zor. Geçtiğimiz aylarda Rusya-St.Petersburg’da çok ciddi bir konservatuarı ziyaret ettik. Tabii ki her ülkede çok yetenekli çocuklarla karşılaşıyoruz. Ama şöyle diyebilirim ki; gerçekten müthiş müzisyenlerin, olağanüstü yetenekli çocukların çoğunlukta olduğu yer St. Petersburg’du.

Genelde müziğin muhteşem bir hobi olduğu ama maddi olarak pek getirisi olmadığı düşünülür. Özellikle annebabalar çocukları müzik eğitimi almak istediğinde, onları bu fikirden uzaklaştırmak, çocuklarına uygun gördükleri bir mesleği aşılamak isterler. Müzik gerçekten belirsiz bir gelecek mi?Siz müziği gençlere meslek olarak tavsiye eder misiniz?

Size hemen kendimden örnek verebilirim. Ailem de benim geleceğim için çok tereddüt ediyordu. Özellikle babam başlarda bu mesleği seçtiğim için hayal kırıklığına uğradı. Çünkü pilottu ve onun izinden gitmemi, benim de onun gibi pilot olmamı istiyordu. Bugün profesyonel derecede uçak kullanabiliyorum, bu işten para da kazandım ama müzik her zaman benim için bir tutkuydu. Müzikten çok küçük yaşta iyi paralar kazanmaya başladım, üstelik yaptığım iş beni tatmin ediyordu. Berklee beni davet etmeseydi, Kanada’da da çok iyi bir kariyerim vardı.

Aileniz bundan memnun oldu mu?

Mesleki olarak her şey yoluna girince, benim huzurlu ve refah içinde yaşadığımı görünce ailem çok mutlu oldu. Harvard Tıp ya da Hukuk Fakültesi’nden mezun olduğunda mesleğin belli. Berklee’den mezun olduğunda müzik adına hangi alana yöneleceğini bilemeyebilirsin, bu çok doğal bir endişe. Gençlere her zaman tavsiyem; eğer müzik için tutkunuz varsa o zaman size her zaman iş vardır ve Berklee’de okuduktan sonra mutlaka herkes kendi yolunu bulacaktır. Belki çok ünlü bir sanatçı olmazlar ama müzik sektöründe başarılı bir mevkiye sahip olurlar.

Müzik eğitimine çok küçük yaşlarda mı başlanmalı sizce?

Tabii ki... Hatta en iyisi 3-5 yaşlarında başlamaktır. Oğlum 3 yaşında keman çalmaya başladı örneğin, bugün 4,5 yaşında ve nota okuyarak keman çalabiliyor. Oysa ben 12 yaşına kadar hiçbir müzik aleti çalmadım. Model uçaklar dışında hiçbir şeyle ilgilenmemiştim. Babam yemek masasında bile bana model uçaklarla uçuşu, inişi gösterirdi. 7. sınıftayken çok iyi bir müzik hocam oldu. Trombon çalmaya başladım. Böylece müziğe karşı yeteneğimin olduğu ortaya çıktı. 12 biraz geç sayılabilir ama bu şekilde sonradan yetenek keşfedilince müziğe başlanabilir. Tabii küçük yaşta öğrenilirse beyin farklı şekilde işliyor.

Peki ya ileriki yaşlarda çok azmedilip de herhangi bir müzik aleti çalınamaz mı?

Buna evet demek isterdim ama hayır. Müzikte mutlaka belirli bir yeteneğin, becerinin olması gerek. Herkes bir müzik aletini çalmayı sadece belirli bir düzeyde öğrenebilir. Ama iyi müzisyen olmak için motor becerinin de ötesine geçmek gerekiyor. Bu nedenle herkes müzik yapamaz. Ayrıca yeteneğin dışında iyi bir müzisyen olmak için yıllarca çalışmak, tekrar yapmak gerekiyor. Örneğin küçükken benim sosyal hayatım yok denecek kadar azdı. Evde durmadan müzik yapardım, dinlerdim. Keşke herkes çalışarak çok iyi bir müzisyen, şarkıcı olabilir diyebilseydim ama maalesef, bu Allah vergisi!

İyi müzisyenin pek çok hobisi de olmalı mı sizce?

Bu çok kişiye bağlı bir durum. Müzisyenler 24 saat müzikle yaşıyor. Örneğin Toronto’da yaşadığım yıllarda, sabah saat 7’de kayıt stüdyosuna giriyordum. Stüdyoya giderken arabada CD dinliyordum. Bütün gün stüdyoda müzikle haşır neşirdim. Eve geliyordum, beste yapıyordum, müzik dinliyordum. Müzikle geçirmediğim zaman dilimi sadece uyuduğum saatlerdi. Onun dışında her günü müzikle dolu geçiriyordum. Bu nedenle, birçok müzisyen müziği hayatında bir saplantı haline getirmiştir.

Büyük müzisyenle iyi bir müzisyen arasında ne fark var?

Örneğin Madonna, Britney Spears çok meşhur ama onlar için sesleri, yetenekleri yok deniyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Evet. Bu çok sık duyduğum bir şey. “Stüdyoya giriyor, harikalar yaratıyorlar, arkalarında da çok iyi pazarlama teknikleri var. Zaten bilgisayar sistemiyle sesleri de iyileştiriliyor” söylentilerine inanmıyorum da katılmıyorum da! Ben bu insanların çok iyi müzisyenler olduklarını düşünüyorum.

Neden?

Çünkü müzik bir diyalog, karşılıklı sohbet... ‘Geçerli, doğru’ olmak zorunda değil, yeni sanat akımı yaratmak zorunda da değil! 40 milyon insan onların albümünü alıyor, konser verdiklerinde karşılarında muazzam bir seyirci kitlesi var. Edebiyatta da öyle değil mi? Harry Poter edebiyat dünyasında büyük bir başarı olmayabilir ama bence çok önemli bir yapıt. Çünkü insanlarla iletişim kurmayı başarıyor. Madonna ve Britney Spears’ın belki Christina Aguilera, Whitney Houston, Barbara Streisand gibi sesleri yok. Ama onların yaptıkları iş sayesinde, müziğin de vermek istediği mesaj insanlara en iyi şekilde geçiyor. Yani ‘iyi müzik yapmak’ değişik şekillerde karşımıza çıkabilir. Türkiye’de de mutlaka bunun örnekleri vardır. George Harrison’ı örnek vereyim. Gelmiş geçmiş en iyi gitarist mi? Hayır! Ama gitarıyla harikalar yaratıyordu. Madonna, Viyana Operası’nda mı sahne alacak? Hayır! Siz gazeteciler de kelimeleri yan yana getirip iyi bir kompozisyon ortaya çıkarıyorsunuz. Müzik de bunun gibi, ayrı bir dil ve notaları bir araya getiriyorsun. Madonna’nın da bunu çok iyi yaptığına, dolayısıyla iyi bir müzisyen olduğuna inanıyorum. Ve yaptıkları işte çok çok başarılılar!

Sanatçıların özellikle rock, pop gibi modern müzisyenlerin çok bohem bir hayat yaşadığı, alkol ve uyuşturucunun hayatlarında olduğu söylenir. Doğru mu?

Hayır. Hatta çoğumuz çok normal hayatlar yaşıyoruz. Evliyiz, çocuklarımız var. En ünlüler bile böyle... Aerosmith’den Joe Perry gibi pek çok kişi aileleriyle tura çıkar, ailece alışveriş yaparlar. Herkesin düşündüğü gibi alkol ve uyuşturucu çoğumuzun hayatında yok. Berklee öğrencileri de böyle. 4 bin müzik öğrencisinin olduğu bir okulda uyuşturucu ve alkol gibi bir sorun yok. Bu konuda müzisyenler çok disiplinli ve dikkatli.

 'AKADEMİSYEN OLMAYI SAHNEDE OLMAKTAN DAHA ÇOK SEVİYORUM'

Sizi akademisyen olmak mı, yoksa sahne hayatı mı daha çok tatmin ediyor?

Kesinlikle akademisyen olmak! 14 yıldır Berklee’deyim ve bu sürede müzikte hayatımın Berklee’den önceki 30 yılından çok daha fazla şey öğrendim. Toronto’da yaşadığım yıllarda çeşitli yerlerde çalışıyordum. örneğin Les Miserables’da (Sefiller) üç sene çalıştım. Ama o benim için sadece işti. Akademisyen olunca çevremde müziğe aşık pek çok genç oldu. Onlarla aynı heyecanı yaşıyorum. Mesela stüdyoda da çok önemli isimlerle çalışıyorum ama bir öğrencinin bana “Sen hayatımda çok önemli bir yere sahipsin” demesinden değerli bir şey yok. Bu duygunun karşılığı tarif edilemez.

Türk müziği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok seviyorum. Batı müziğinden çok farklı ama kim dinlese Türk müziğinin tutkusunu, duygusunu ve gücünü anlar.

Tarkan, Candan Erçetin gibi Türkiye’deki popüler sanatçıları nasıl buluyorsunuz?

Muhteşemler! Oryantal tınıların müzikte olmasını seviyorum. Türkiye’de buna pop müzik dense de aslında yaptıkları, popüler Batı müziğinden çok farklı. Türk popüler müziğinin hem ritim, hem armoni içeriğini çok zengin buluyorum. Bir Türk pop müzisyeninin Batılı gibi olmaya çalışmasını çok büyük hayal kırıklığı olarak değerlendiririm.

Sizin bestelerinizde Türk müziğinin izleri var mı?

Son albümümdeki ‘Yalova Geceleri’ adlı parçada Türk Müziği etkileri hissediliyor. Oryantal armoninin müziğin duygusuna karışmasını seviyorum. Bu, eskiden yapmadığım bir şeydi. Ayrıca İstanbul için de oryantal armoniye sahip bir bestem var. O da en sevdiğim parçalarımdan.

Türk müzik aletlerini tanıyor musunuz?

Ud ve kanunu biliyorum, ikisinin de sesine bayılıyorum. Ama hiç çalmadım...

'EŞİM SAYESİNDE DAHA İYİ BİRİ OLDUM'

Biraz sizden bahsedelim... Biliyoruz ki eşiniz Türk....

Evet, eşim Türk. Onunla evli olduğum için ve muhteşem bir aileye girdiğim için kendimi çok çok şanslı hissediyorum. Evlendikten sonra kesinlikle çok daha iyi bir insan oldum. Türk bir aileye girmiş olmakla pek çok şey öğrendim ve böylesine iyi bir aileye girdiğim için çok gururluyum. Eşimi de dünyadaki her şeyden çok seviyorum.

 Türkiye ve İstanbul hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hayatımdaki her şeyin muhteşem olduğunu düşünüyorum! Ailem Türk olduğu için Türk kültürüne de yakınım ve benimsedim. İstanbul da bana göre dünyadaki en güzel şehir. Kesinlikle İstanbul’da çok kolaylıkla yaşayabileceğimi düşünüyorum ve istiyorum ama maalesef eşim oradaki hayatımızdan mutlu ve değiştirmek istemiyor!

Hiç mi negatif düşünceniz yok?Biraz da kötü taraflarını söyleyin!

Belki İstanbul’un trafiği beni zorlayabilir. Sadece onun için kötü diyebilirim.

MERVE ÖZAYTEKİN-POSTA

mozaytekin@posta.com.tr

5