'Türk olmak zordur'

Pazar, 20 Haziran 2010 - 05:00

Başka bir ülkenin başına gelse...
Topraklarına silahlı yabancılar sızıp, askeri birliklere saldırsa...
- Acaba karşılığı ne olur?
Diyelim ki mesela İsrail’in başına geldi bu iş... Acaba nasıl bir karşılık verir İsrail?
Nasıl verir idiyse, şimdi biz de öyle karşılık vermeliyiz işte... 

*

Gönlümüzden bu geçiyor, duygularımız bunu söylüyor ama kibarlık budalası diplomasi, bizi frenliyor. “Olmaz” diyor. “Sonra savaş çıkar” diyor. “Akıllı ol” diyor... Dünya koro halinde bunu söylüyor.
Peki peki!
Bizden istenen şudur:
- Sen karşılık vermek için değil, ölmek için varsın... Her gün öleceksin...
Hadi öl bakalım.

*

Bundan daha acısı nedir? Şehitler üzerinden siyaset yapmak.
Anaların gözyaşlarını sömürmek.
Bunlar bir kere değil, bin kere öldürüyor bizi...
Peki, daha acısı yok mu?
Var.
Onu da söyleyeyim:
Avlanacağını bile bile, sürekli pusuya düşmek. / Eşkıya karşısında âciz kalmak. / Hayatında tavuk bile kesmemiş fidan gibi gençleri, katillerin önüne atmak.
Görevini çok iyi yapan kahraman komutanları elbet tenzih ederim ama ehliyetsiz ve beceriksiz olanlar, bizi kahretmekle kalmıyor, dünyaya da rezil ediyor.

*

Yeter artık, yeter. Bu devlet, eşkıyaya muhatap bile olsa, Öcalan’la masaya bile otursa, inanın bu derece rencide olmazdık.
Herkesten önce, verdiğimiz şehitlere mahçubuz.
Erkânı Harbiye, terörün tırmanacağını bize bir sır tevdi eder gibi söyleyeceğine, görevini yapmayanları çağırsın bir hesap sorsun. İç tüzük, sadece 35. maddeden ibaret değildir.