Mehmet Ali Birand

Türk subayı böyle bir dünya özleyemez...

Perşembe, 28 Ocak 2010 - 05:00

Emin olun, beni Balyoz operasyonu ürkütemedi. Askerin olası bir darbesi de ürkütmedi, zira darbe dönemlerinin artık tarihe gömüldüğünü asker bizden iyi biliyor. Beni asıl ürküten, Balyoz operasyonu senaryosunun son bölümü.

Hani, senaryoya göre Türk-Yunan savaşı çıkacak ardından iç karmaşa başlayacak, asker yönetime el koyacak ve ardından da bir hükümet kurulacak ya, işte o hükümetin uygulayacağı ekonomik ve uluslararası politikalar beni dehşete düşürdü.

Eğer bu belgeler gerçekten doğruysa, eğer bu programı hazırlayan subaylar cidden yazdıklarına inanıyorlarsa, mahvolduk demektir.

En büyük ümidim, bu belgelerin sonradan ve başka amaçlarla hazırlanıp, senaryoya eklenmniş olması. O zaman bu korkudan kurtulacağım. Ancak ne yazık ki, programdaki noktaların büyük bölümü, TSK’nın seminerlerinde, çeşitli komutanların ağızlarından da sık sık duyduğumuz şeyler. İşte beni de bu korkutuyor.

Biz böyle subaylar mı yetiştiriyoruz?

Ne demek istediğimi anlatmak için, senaryoya göre, kurulacak sivil hükümetin uygulayacağı politikalardan özetler vereyim:

Ekonomiye asker el koyacak...

Banka genel müdürlüklerine, borsaya, Merkez Bankası, Darphane’ye ayrıca tüm büyük şirket ve holdinglerin yönetimine nitelikli uzman muvazzaf ve emekli asker yerleştirilecektir.

Borç ödenmeyecek, IMF olmayacak...

* İç ve dış borçların faizleri silinecek, ana paraların ödenmesi ise milli mutabakat sağlanıncaya kadar ertelenecek, iç ve dış borç ödemesi durdurulacak, azınlıklara ait bankalardaki paraların yurt dışına çıkışı önlenecek, azınlıklara ait şirketlerin hesaplarına el konacak, yabancı şahıs ve şirketlerin bankalardaki paraları bloke edilecek, faizsiz bankacılık yasaklanacak, irtica ve teröre destek veren tüm fonlar devlete aktarılacak, IMF gibi gayri milli uluslararası kuruluşlarla yapılan anlaşmalar feshedilerek tam ekonomik bağımsızlık elde edilecektir.

Devletleştirme başlayacak...

* Özelleştirme yoluyla değerlerinin altında satılan KİT’ler geri alınacak, özel sektörün imkanlarının yüzde 40’ına el konulacak, stratejik önemdeki işletmeler devletleştirilecek, uluslararası şirketlerin ortak olduğu holdingler devletleştirilecek, misyonerlik faaliyetlerinde kullanılan AB fonlarına el konacak, İran, Arap ve körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkiler kesilecektir.

Avrupa’ya hayır denecek...

* Avrupa Birliği’nin Atatürk ilkelerinin aşınması anlamına gelen dayatmaları reddedilecek ve saygısız AB’den vazgeçilecek, Ege’de karasuları 12 mile çıkarılacak, Kıbrıs’ta taviz verilmeyecek, Kuzey Irak’ta Türkmenlerle ilişkiler ön plana çıkarılacak, ılımlı İslam politikasına karşı durulacaktır.

ABD ve Rusya ile iş yapılacak...

ABD ile NATO çerçevesindeki savunma işbirliği ve ticari-ekonomik ilişkiler geliştirilecek, Rusya ile de ekonomik ilişkilerin daha da arttırılması için çaba harcanacaktır.

Ne biçim bir Türkiye özlemidir bu...

Şimdi lütfen bana söyleyin, nedir bu?

Komünizm dahi değil.

Eskiden Enver Hoca vardı. Arnavutluk’u uzun yıllar boyunca bağımsızlık adına inim inim inletti ve ülkesini dünyaya kapattı, halkını fakirleştirdi. Sonunda devrildi.

Türkiye’yi içine dönük, kavruk, uluslararası camiadan kopmuş, sırtını herkese dönmüş bir ülke konumuna sokmaya kimin hakkı olabilir?

Bize yazık değil mi?

Gerçi bu, adı üstünde bir senaryo ama bu senaryoyu yazanlar rütbeli kurmay subaylarımız.

Yıllar boyunca ve büyük paralar harcayarak yetiştirdiğimiz subaylarımızı böyle mi eğitiyoruz? Onlara böyle bir Türkiye’nin özlemini mi veriyoruz?

Eğer gerçekten böylesine dünyadan kopuk subaylar yetiştiriyorsak, hemen askeri okulların ve akademilerin eğitim sistemini ve öğretmenlerini elden geçirelim.

Bırakın darbeden kaçmayı, bu şekilde düşünen Türk subayından korkmamız gerekir.

İnanmak istemiyorum ve bütün bu belgelerin yalan olduğunun ortaya çıkması için dua ediyorum.