Türkiye Balkanlar'a ağırlığını koydu

Perşembe, 11 Şubat 2010 - 05:00

Yugoslavya’da iç savaşı bitiren Dayton Anlaşması belki sıcak çatışmaları sona erdirdi ancak etkileri bugün de devam eden krizlere çözüm bulamadı. İşte tam da bu aşamada kolları sıvayan Türkiye yıllardır sessiz bir diplomasi yürütüyordu. Gerek Türkiye’nin tarihi ve kültürel bağları gerekse sayıları 5- 6 milyonu bulan Rumeli kökenli vatandaşlarımızın varlığı nedeniyle Ankara zaten bu soruna duyarsız kalamazdı.

Bundan birkaç hafta önce Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile çıktığımız İngiltere ve Balkanlar turunda Türk diplomasisinin bu bölgeye kalıcı barışı getirmek için ne kadar çaba sarf ettiğine tanık olmuştum.

Balkanları bir çatışma ve gerilim alanı olmaktan çıkarmaya çalışan Ankara sonunda tarihi bir başarıya daha imza attı. Bu başarıların elde edilmesinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve ekibinin çok büyük rolü var.

Kamuoyu Davutoğlu’nun aslında daha çok Ortadoğu coğrafyasına konsantre olduğunu sanıyor. Oysa kendisinin en sık ziyaret ettiği bölge Balkanlar... Benim bildiğim kadarıyla son dönemde 5 kez -görüşmelerde bulunmak üzere- bizzat bu bölgedeki ülkelere gitti.

Davutoğlu bu çerçevede Bosna Hersek ve Sırbistan ile çok başarılı bir üçlü diyalog diplomasisi gerçekleştirdi. Bu çabalar büyük oranda Bosna Hersek’in uluslararası toplumla bütünleştirilmesini ve Avrupa kurumlarına aktif katılımını hedefliyordu.

İşte bu adımlar şimdi somut meyvelerini vermeye başladı.

Bosna Hersek ve Sırbistan, Türkiye’nin girişimleriyle tarihi bir karara imza attı. Ankara’da bir araya gelen Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Jeremic ile Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Sven Alkalaj, birbirlerinin başkentlerinde büyükelçilik açma konusunda anlaşmaya vardı. İki ülke arasındaki ilişkiler yıllardır maslahatgüzar seviyesinde yürütülüyordu. Her iki bakan bundan sonra doğrudan telefon hattıyla da görüşme kararı aldı. Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç’in de Bosna Hersek’i ziyaret etmesi planlanıyor.

Sırbistan’ı da kazandık

Bundan sonraki adımda Sırbistan’ın Srebrenica katliamını tanıması gelecek. Sırbistan parlamentosu 1 Mart’ta bu konuda karar almaya hazırlanıyor. Bu, aslında çok önemli bir psikolojik eşiğin de aşılması anlamına geliyor.

1995’te eski Yugoslavya’nın parçalanmasından sonra yaşanan Srebrenica katliamında 8 bin Müslüman Boşnak katledilmişti. Hollanda askerlerinin gözü önünde yapılan bu katliam Avrupa’nın bu yüzyıldaki en büyük lekelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Aralarında bu kadar ağır sorunlar olan iki halkın bakanının Ankara’da bir araya gelip böylesine önemli konularda kararlar alabilmiş olması alkışı hak ediyor.

Türkiye, son dönemde Bosna Hersek’in sıkıntılarının takipçisi olurken Sırbistan’ı da dışlamamaya özen gösterdi. Hatta bunun ötesine geçerek Belgrad ile Ankara arasında pek çok kesimi şaşırtacak kadar yüksek seviyede ilişkiler kuruldu. Öyle ki yakın geçmişte birbirlerine neredeyse düşman gözüyle bakan iki taraf bugün bütün alanlarda işbirliğinin yollarını arıyor.

Sırbistan’ın Türkiye’ye sosyal ve ekonomik olarak ne kadar yakın olduğunu görebilmek için bir kez Belgrad’ı görmek yeter. Geçen gidişimde Belgrad’daki mağazalarda Türk sanatçıların şarkılarının çalındığını fark ettim.

Belgrad’ı ülkenin diğer şehirlerine bağlayan ana yollarda Ankara’da üretim yapan başarılı Türk traktör firması Erkunt’un uluslararası pazarlarda satılan markası ArmaTrac’ın ürünlerini gösteren ilanlar asılıydı.

İyi ilişkiler birkaç örnekle de sınırlı değil... THY ve eski Yugoslav havayolu şirketi JAT’ın Belgrad ile İstanbul arasındaki karşılıklı seferleriyle çok sayıda yolcu iki ülke arasında gidip geliyor.

Türkiye’nin bu bölgedeki gayretleri ülkeler arasındaki sorunların kavga etmeden, pekala diplomasi yoluyla çözülebildiğini göstermek bakımından uluslararası topluma örnek olacak nitelikte. Pek çok ülkenin kıskançlıkla izlediği Türk diplomasisi, dilerim, Balkanlar’da elde ettiği başarıyı İran ile Batı arasında köprü kurarak da tekrarlayabilsin.