Türkiye Balkanlar'da yeniden oyun kurucu olmak istiyor

Cumartesi, 16 Ocak 2010 - 05:00

Balkanlar benim için romantik ve nostaljik tatlar taşıyan bir coğrafya... Çocukluğumdan beri bu bölgeye hep yoğun ilgi duydum. İlk gençlik yıllarımda Yugoslavya’yı boydan boya dolaşmıştım. O zaman ülke daha parçalara bölünmemişti. Balkanlar, tarihin her döneminde yoğun mücadelelere tanıklık etti. Verimli toprakları ve stratejik önemi nedeniyle herkesin gözünü çevirdiği bir yer oldu. Her iki dünya savaşında da büyük acılar yaşandı. Yakın tarihte yaşanan iç savaş sonucunda dağılan Yugoslavya’da yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Uzun yıllar boyunca komşu olarak yaşayan insanlar, körüklenen etnik nefretin etkisine kapılıp birbirlerini katletti. Savaşın en acılı yönlerine tanık olan bölgelerin başında Bosna Hersek geliyor. Özellikle burada yaşayan Müslüman Boşnaklar, etkileri bugün de devam eden katliamların kurbanı oldular. İç savaştan sonra Batı’nın himayesine giren Hırvatistan ve Slovenya yaralarını kolay sardı. Slovenya hemen Avrupa Birliği’ne alındı. Hırvatistan da üye olmak üzere... Eski Yugoslavya’nın en büyük parçası olan Sırbistan şimdilik AB’ye üye değil ama Sırp vatandaşları da tıpkı Makedonya ve Karadağlılar gibi 19 Aralık’tan bu yana AB ülkelerine vizesiz seyahat edebiliyor.

Slovenlere, Hırvatlara ve belli oranda Sırplara kucak açan Avrupa Birliği, Boşnaklara, Kosovalılara ve Arnavutlara vizesiz giriş hakkı tanımadı. Bunun nedenini anlamak için kahin olmaya gerek yok. Bu saydığım ülkelerin halkları Müslüman. Gerekçesini böyle göstermeseler de Avrupalılar bu yolla Müslümanları açıkça dışladılar.

‘Atla geldik, gerekirse yine geliriz’

Türkiye’nin bu bölgeye tarihten kaynaklanan ilgisi var. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun “Buralara Ortadoğu’dan bile fazla geldim. Çünkü devlet olarak bu coğrafyayı çok önemsiyoruz, bu halklara karşı sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz” demesi de Türkiye’nin Balkanlara yönelik politikalarını açıklıyor.

Ahmet Davutoğlu ile hafta başında Avrupa turuna çıkmıştık. Bakan ile Londra’dan sonra Hırvatistan’a geçtik. Önceki akşam ise Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a geldik. Davutoğlu, hem Zagrep’te hem de Belgrad’da Hırvatistan, Bosna Hersek ve Sırbistan ile üçlü toplantılar gerçekleştirdi. Türkiye bir taraftan dağılan Yugoslavya’yı oluşturan bütün cumhuriyetlerle iyi ilişkiler kurmaya çalışırken diğer taraftan da çok özel bağlara sahip olduğumuz Bosna Hersek’in dışlanmasını önlemek istiyor. Batı başkentlerinde ise Türkiye’nin Balkanlar’da attığı adımlar dikkatle ve çoğunlukla kıskançlıkla izleniyor. Batılı bir ülkenin üst düzey yetkilisi Dışişleri Bakanı Davutoğlu’na siz Türkler son dönemde adeta buraya paraşütle indiniz deyince Davutoğlu cevabı yapıştırmış “Biz buraya yüzyıllar önce atla geldik, gerekirse yine geliriz!”.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun ifadesi Türkiye’nin elinin her an bu bölgenin üzerinde olacağını hissettiren çarpıcı bir örnek. Ancak bu kez elimiz işgaller ya da fetihlerle değil, işbirliği ve barış götüren bir ülke kimliğiyle Balkanlara uzanıyor.

Davutoğlu, “Osmanlı öncelikle bir Balkan devletiydi. Bugün de Türkiye ve Balkan ülkeleri olarak hep birlikte tarih sahnesine çıkmalıyız” diyerek çatışmalardan yorgun düşmüş Balkanlı meslektaşlarını motive etmeye çalışıyor.