Türkiye İsrail ilişkileri nereden nereye

Pazartesi, 14 Haziran 2010 - 05:00

1491 yılında Engizisyondan kaçan 200 bin Yahudi’ye kapıları açan Osmanlı döneminde başlayan Türk Yahudi ilişkileri belki de tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. İsrail Devleti kurulduktan sonra 1949’da onu resmen tanıyan, halkının büyük çoğunluğu Müslüman ilk ülke olan Türkiye yıllarca İsrail’le birlikte müttefikleri ABD’nin Orta Doğu’daki gözü, kulağı oldu.

Özellikle soğuk savaş döneminde SSCB ve Demirperde ülkelerine karşı büyük bir askeri ve istihbarat işbirliği içinde çalışıldı. ABD deki Yahudi lobisi de özellikle Ermeniler’in sözde soykırım tasarılarında Türkiye adına ABD Kongresi ve Temsilciler Meclisi’nde etkin rol oynadı.

1999 yılında Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp paketlenme ve Türkiye’ye teslim sürecinde de İsrail gizli servisi Mossad’ın parmağı olduğunu kimse yalanlamadı.

***

AKP Hükümeti’nin ilk dönemi sorunsuz geçildikten sonra 2008’in Aralık ayında Türkiye’nin İsrail-Suriye ve Filistin arasında arabuluculuk yapması ilişkilerin en üst seviyeye çıktığı dönemdi.

İsrail’in bir anda strateji değiştirerek Gazze’ye saldırması ve bin 300 Filistinli’yi öldürmesi Türkiye-İsrail ilişkilerini allak bullak etti.

Ocak 2009’da Davos’taki Dünya Ekonomik Forum’unda Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Şimon Perez’e çektiği ‘One Minute’ fırçası işin tuzu biberi oldu.

Ekim 2009’da Anadolu Kartalı Askeri tatbikatına İsrail’in alınmaması ve ABD’nin de İsrail’e destek amacıyla tatbikattan çekilmesi askeri işbirliğini de durma noktasına getirdi.

Son dönemde başlayan psikolojik savaş televizyonlardaki ‘Ayrılık’ ve ‘Kurtlar Vadisi’ dizilerinde biçilen rol İsrail’in hiç de hoşuna gitmedi.

İsrail’in tepkisini Dışişleri Bakan Yardımcısı Dany Ayalon, Büyükelçi Ahmet Oğuz Çelikkol’u ayakları kesilmiş koltuğa oturtarak gösterdi Ve geldik Mavi Marmara baskınına ve uluslararası sularda İsrail’in öldürdüğü 9 Türk vatandaşına.

***

George Friedman “Gelecek 100 Yıl-21.Yüzyıl için öngörüler” kitabını yazdığında kimse tarafından ciddiye alınmamıştı. Ancak görünen o ki Türkiye ve İsrail Friedman’ın Neo-Osmanlı ve Neo Halifelik öngörülerini fazlasıyla ciddiye alıyor.

Türkiye’nin Suriye, Lübnan ve Ürdün’le yaptığı ekonomik birliğin askeri birliğe dönüşmesi İsrail’i bir anda dört taraftan kuşatacaktır. Bu kuşatmayı delmek için Suudi Arabistan’ın hava sahasını İsrail’e açması bile yeterli olmayabilir.

Türkiye’nin son dönemde Ortadoğu’da İsrail ve ABD’nin tekerine soktuğu çomaklar çok arttı. İran’la imzalanan Nükleer takas anlaşması, Rusya ile yapılan enerji anlaşmaları bunların sadece birkaçı. Türkiye için en büyük sorun Arap devletlerine ne kadar güvenebileceği.

Bunun için de Osmanlı topraklarının parçalanma sürecinde Arabistan, Ürdün, Irak, Mısır, Libya ve Cezayir’de yaşanan olayları Türkiye’nin tekrar değerlendirmesi gerekiyor.