www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN128,9930 %0,43
  • BIST73689 %-0,65
  • EURO3,3455 %0,24
  • USD3,0455 %0,27

Gaziantep yemekleri ve dünya nizamı

23 Şubat 2016
Yazı Boyutu:

Dünya meseleleri ile ilgili yüce fikirlerimi sıraladıktan sonra lafı Gaziantep yemekleri ile bağlasam beni ciddiye alır mısınız?

Bu soruya yanıtınızı aklınızda tutun ve devam edin.

Cumhurbaşkanı Erdoğan hafta sonu “Geldiğimiz yer artık bir meşru müdafaa durumudur. Hiç kimse Türkiye’nin terör karşısında meşru müdafaa hakkını sınırlayamaz, bunu kullanmasına da engel olamaz” dedi.

Normal koşullarda bu sözler “Savaş olasılığından söz ediyor” diye yorumlanıp dünya ve Türkiye medyasının manşetine çıkardı.

AKP medyasında bile sıradan bir haber gibi geçip gitti. 

Siyasette sözün içeriği kadar nerede, nasıl söylendiği de önemlidir. Erdoğan o sözleri gastronomi (yemek kültürü) toplantısında söylemişti.

Dünya meseleleri bitince sözü Gaziantep yemekleriyle bağlamıştı. İletişim stratejisi olarak yanlış yer seçimiydi.

Eskiden önemsenirdik

Bunları 1998’de Kara Kuvvetleri Komutanı Atila Ateş, Hatay’da sınır birliğinde söylemişti:

“Apo denilen eşkıyayı barındırıp (Suriye’yi kastediyor) Türkiye’yi terör belasına bulaştırdılar. Türk milleti iyi niyetin sonuna gelmiştir. Sabrımızı taşırmasınlar.”

Bu sözler Erdoğan’ın hafta sonu söylediklerinden daha hafifti. Ayrıca konuşan, devletin 1 numarası değildi.

Protokolde ilk 10’da bile yoktu. Yine de tüm dünya ciddiye aldı. Ortadoğu’da 1 numaralı gündem oldu. Dünyadan itidal temennisi yağdı.

Hüsnü Mübarek gibi arabulucular devreye girdi.

Dönemin siyasetinde içi dolmayan büyük laflar bugünden az edilirdi. Yoksa iddialı sözleri o gün blöf sanılabilirdi. Belki gerçekten savaşmak zorunda kalırlardı.

Ama ciddiydiler ve ciddiye alındılar. ‘Akıllı güç diplomasisi’ni başarıyla uyguladılar. Baba Esad, Öcalan’ı göndermek zorunda kaldı.

Böylece AKP, 2002’de silahların patlamadığı bir Türkiye’yi devralabildi.

*

Eskiden Türkiye 40 yılda bir dünyaya meydan okudu mu “Bunlar dediğini yapar” dedirtirdi.

Artık 40 dakikada bir dünyaya nizam verme iddiasıyla meydana fırladığımız için haber bile olamıyoruz.

Artık diplomatik mesajlar dünyanın algısına göre değil, partilerin taşra teşkilatlarının birkaç saniyelik alkışına ayarlandığı için ciddiye alınmıyoruz.

Artık arkasında durulamayan büyük laflar tüketildiği için kulaklar nasırlaştı.

Artık önemli laflar bile ciddiye alınmıyor. Artık iktidarın dünyayla iletişim stratejilerini elden geçirmesi gerek.

BU HABERİ PAYLAŞ