www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN88,8360 %-0,08
  • BIST83574 %0,42
  • EURO2,8317 %-0,92
  • USD2,3133 %-0,59

Neşet Ertaş

25 Eylül 2012
Yazı Boyutu:

Emeğinin karşılığını hiç alamamış bir babanın, emeğinin karşılığını hiçbir zaman layıkıyla alamamış çocuğuydu o...

Hayat hikayesini bir cümle ile özetlerdi:

Zenginsen ya bey derler ya paşa, fukaraysan ya abdal derler ya cingan haşa!

* * *

Yokluktan, yoksulluktan, fukaralıktan çok çekmişti...

Soytarıların paraya para demediği günlerde meteliğe kurşun atıyordu...

Televizyonun ve radyonun devlet egemenliğinde olduğu dönemlerde “batılılaşma” zannederek “tezek kokuyor bunlar!” diye aşağılayıp yasaklamışlardı türkülerini...

***

‘Düğün şarkıcısı’ diye küçümseyenlere “Ben düğünlere de giderim, içkili yerlere de... Çünkü her yerde ‘insan’ var” diyerek ders vermişti.

Sonunda düğünlerde bile çalmasına izin vermediler.

Dayanamadı. Terk etti Türkiye’yi...

Almanya’ya gitti....

Adı garip konmuştu bir kere, musibetler bırakmıyordu yakasını...

‘Alamanya’ yolunda trafik kazası yaptı. Alıp hapishaneye attılar.

Ne arayan oldu ne soran...

Bir tek Yaşar Kemal hatırladı onu...

Üzerinde “Bozkırın Tezenesine...” yazılı bir İnce Memed gönderdi hapishaneye...

O günden sonra adı Bozkırın Tezenesi kaldı ama tanıyanlar bilirdi ki o aslında garipti, garibandı.

Memlekette zulüm hakimdi o yıllarda...

İşkence tezgahları kurulmuştu.

Konuşmaya korkuyordu herkes...

Almanya’dan isyan etti: “Suçun sorumlusu ruhtur, vücudun günahı yoktur. Kıymayın insancıklara...”

* * *

2 yıl önce Hasan Saltık’ın Unkapanı’ndaki ofisinde tanımıştım Neşet Abi’yi...

“İçme usta şu sigarayı artık” dedim.

Çattı kaşlarını, “Nasıl içmeyeyim bundan başka derdime ortak olanım yok ki” dedi.

Sonra inceden bir sitem etti: “Sen kalem tutan adamsın söyle bana, gençlerimize bir haller olmuş... 20 yıl önce gençler türkülerime ağlardı şimdiki gençler aynı türkülerde göbek atıyor.”

* * *

Herkes bilmez ama bilen iyi bilir...

Ve Neşet Ertaş bilenle bilmeyen bir olmaz...

İlk gençlik aşklarının yürek yakan sevdalarıyla usul gözyaşları döken delikanlılar, gencecik gelinlik kızlar bilir, tanır onu...

Bir kere değdi mi yüreğine artık Neşet’le büyürsün, Neşet’le aşık olur, Neşet’le yuva kurarsın, Neşet’le çocuğunu büyütür ve Neşet’le ölürsün.

Bozkırın Tezenesi’nin türküleri, aşka bulanmış gönüllerin marşıdır!

* * *

Bu topraklarda yaşarken ‘kıymeti’ bilinmiş ‘kıymetli adam’ yoktur.

Hoş, göçtükten sonra da ne kadar kıymet bildiğimiz muammadır ama...

Arkasından “Ne adamdı ama” demeye...

“Bir daha öylesi gelmez” demeye kurulmuş saatlerimizin ayarını bozmak için yazıyorum bu yazıyı...

Neşet Ertaş hasta...

Ne olur dua edin onun için...

Neredeyse her gün acı haberlerle yanıyorken bir de onun kaybını kaldırmaz yüreklerimiz...

Açıp ellerimizi dua edelim “Bir tane daha Neşet Ertaş’ımız yok. Ne olur o gülüşü gülden güzel adamı bizlere bağışla” diye...

Bu topraklar bir Neşet Ertaş daha çıkaramadı ve görünen o ki bin yıl daha çıkaracak gibi durmuyor!

BU HABERİ PAYLAŞ

Yazarın diğer yazıları