www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN115,2230 %0,44
  • BIST77803 %-0,93
  • EURO3,2905 %0,06
  • USD2,9495 %-0,10

Önemli olan nerede değil, niye yattığın!

23 Şubat 2016
Yazı Boyutu:

Elime gazeteyi alınca şok geçirdim: Yapılır da bu kadar mı yapılır! Bugün Gazetesi’nin manşetinde “Can Dündar dubleks dairede kalıyor” başlığı ve rahat bir dairenin fotoları var. Pazarlama için çekilince böyle gözüküyor demek. Foto muhabiri Hamza Şahin kimsenin giremediği Silivri Cezaevi’ne, paralel operasyonu sonrası kayyum yönetimine geçen Bugün Gazetesi’ne verilen özel izinle girmiş ve o yatakların üzerinde poz vermiş! Eminim ki meslek hayatı boyunca bu yaptığı işle gurur duymayacak. Bir cezaevinin insani koşullar taşıması bir şeydir, o cezaevinde hangi gerekçelerle özgürlükten yoksun olarak zorla tutulduğunu tartışmak başka şeydir! Can Dündar ve Erdem Gül silahlı terör örgütü üyesi olsalar ve mesela Ankara katliamını gerçekleştirselerdi o daire bile çoktu onlara! Ama ne yapmışlar? Üstelik de bilinen bir haberi yeniden yayınlamışlar. Bunun için casuslukla suçlanıyor olmaları bir komedi, üç aydır tutuklu olmaları ayrı bir komedi, bunun haklıymış gibi gösterilme çabası ise trajikomedi.

Gazeteci Erdem Gül ve Can Dündar’ı altın kafese koysan haklı mı olacaksın?

Balyoz da aynıydı

Aynı rezil propagandayı Balyoz Davası’ndan yargılanan askerler için de yapmışlar ve Hasdal Askeri Cezaevi’nde güya çok iyi koşullarda kalıyorlarmış gibi fotoğraflar yayınlamışlardı. O subaylar ki kurulan kumpaslar yüzünden yıllarca boşuna yattıkları ve erler tarafından itilip kakıldıkları sonradan kanıtlandı.

F Tipi Kandıra Cezaevi’ni inşaat sonrası gezmiş ve ‘İçinde kimler olduğunu bilmediğim 60 kişilik koğuşta korkarak yatmaktansa burada 2-3 kişi yatmayı tercih ederim’ diye yazmıştım. Tabii uygulama farklı oldu: Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın Silivri günlüklerinde orada hangi koşullarda kaldıklarını okuduk. Ve en önemlisi niye kaldıklarını! Biraz vicdan, biraz insaf, biraz insanlık, biraz adalet duygusu diyorum. Hepinize bir gün lazım olacak çünkü.

Turizmci parasal destekten memnun

Suriye politikası ve tırmanan terör en çok turizmi vurdu. 40 milyon turist girişi ile dünyanın en çok turist çeken 6. ülkesi olan Türkiye, kriz yüzünden önce Rusları kaybetti. Sultanahmet’teki bombalı saldırıdan sonra ise Avrupalı turistler kaçtı. Antalya, Rusların yüzde 90’ını kaybetti. İstanbul’da ise sadece Araplar kaldı! Hükümetin dün açıkladığı tedbirler maddi yardım, borçların ve tahsis bedellerinin ertelenmesi olarak özetlenebilir.

Türkiye’de sadece Araplar kaldı.

Turizmciler hiç yoktan kredi desteği ve borçların ertelenmesiyle suyun üstünde kalmaya çalışacak. Ama asıl yapılması gereken turisti geri getirmek olmalı. Terör artık her yerde. Terör var diye kimse bir yere gitmeyecek mi? Türkiye’nin kaçırdığı turistler üç misli fiyata İspanya’ya yöneldi, Yunanistan doldu, taştı. İspanya’da bomba patlamayacağı ne malum? Terörle mücadelenin yolu barıştan geçiyor. Süper güçler Ortadoğu’yu karıştırıp durmasalar Pandora’nın kutusu açılmaz; kötülükler dünyaya saçılmazdı. Ne Suriyeli, ne Afgan mülteciler sarardı ortalığı; petrol ve güç savaşları dünyaya ne barış getirdi, ne refah! Daha da karıştırırlarsa Akdeniz yerine evdeki havuzda yüzer herkes!

Bakan ağaç keseni cezalandıracak!

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun “Ağaç kesenleri cezalandıracağız” dediğini okuyunca çok sevindim. Hem de Artvin’den bahsederken söylemiş bunları. “Bravo, Sayın Bakan neyin bakanı olduğunu anladı, Artvin’de maden aramak için binlerce ağacın kesilmesine karşı çıkıyor nihayet” diye heyecanla altını okudum ki, heyhat!

İşte suçun kanıtı.

Meğer eylemcilerden bahsediyormuş! Hani eylemcilerin o önlerinde bir ağaç duran fotoğrafları var ya, orman yolunda. Yolu kapamak için o ağacı kestikleri ve hatta yaktıkları için cezalandırılacaklarmış. Tamam, ben razıyım, hatta kutluyorum. Ve bu uygulamanın madenciler tarafından kesilecek her ağaç için de tekrarını bekliyorum. Madem bir ağaç keseni cezalandırıyor, on binlerce ağaç kesenin kafasını kesecek demek ki! Göreceğiz!

Fiili olarak başkan

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Saray’da topladığı Bakanlar Kurulu’na başkanlık etti. Erdoğan seçildiğinden bu yana böylece beşinci kez Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmiş oldu. Ankara’da bomba patladığı gün de Saray’da Güvenlik Zirvesi’ni toplamak üzereydi. Bundan böyle bir ay Milli Güvenlik Kurulu, bir ay Bakanlar Kurulu’na rutin olarak başkanlık edecekmiş. Zaten hemen her konuda kararları o veriyor, açıklamaları ilk önce o yapıyor. Ben hâlâ samimi olarak anlamıyorum, herhangi bir başkanlık sisteminin bu uygulamalardan ne farkı var?

BU HABERİ PAYLAŞ