'Türkiye'de 19 milyon kişi köle haline getirildi'

Cumartesi, 17 Nisan 2010 - 05:00

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, anayasa yapma sürecinde “Nasıl olsa benim çoğunluğum var” havasına girdiğini söyleyerek iktidarı eleştirdi. CHP ve MHP’nin de uzlaşma arıyor gibi görünüp aslında işi yokuşa sürme derdinde olduğunu iddia etti.

Son iki haftadır Türkiye’nin CHP ile AK Parti liderlerinin bir araya gelip gelmemesine odaklandığına işaret eden Numan Kurtulmuş “Dünyada hiçbir ülkenin gündemi bu tip bir şeyle meşgul edilemez” dedi.

Numan Kurtulmuş, TRT Ankara Radyosu’nda Hafize Okan ile birlikte sunduğumuz Radyo 1’den yayınlanan “Haber Yorum” programına konuk oldu. Anayasa tartışmalarından ekonomiye kadar pek çok konuyu konuşma imkanı bulduk.

Numan Kurtulmuş, her zaman olduğu gibi sakin ve tartışmadan uzak ses tonuyla sorunları tespit etti ve çözüm önerilerini sıraladı.

Kısa süre önce Mardin’e gittiğini hatırlatan Numan Kurtulmuş, son dönemde sol görüşlü vatandaşların da Saadet Partisi’ne ilgi gösterdiğini bu durumun kendisini çok memnun ettiğini anlattı.

Numan Kurtulmuş iktidarı ve muhalefeti eleştirdi:

ANAYASA: AK Parti’nin getirdiği önerilere bakıyoruz, anayasanın hâlâ 12 Eylül ruhunu koruduğunu görüyoruz. Bizim teklifimizin 30 yıl gerisindeler. Muhalefet ve iktidar 2002’den bu yana birbirlerinin değirmenine su taşıyor. Samimi olsalardı Türk demokrasisinin üzerinde kara bir leke olarak dolaşan seçim barajını indirirlerdi. Baraj uygulamanın darbeden ne farkı var? Seçim barajının yüzde 10 gibi inanılmaz derecede yüksek bir oranda kalması hem iktidarın hem de muhalefetin işine geliyor. İktidarın görevi uzlaşmayı sağlamaktır. Bunu yapmıyorlar. Muhalefet de milletle inatlaşma yoluna giderek kördüğüme bir düğüm daha atma eğiliminde. Muhalefet, süreci Anayasa Mahkemesi’ne götürürse yanlış yapar. Çünkü mahkeme böyle başvurularda adeta bir senato gibi davranmaya başlıyor. Türkiye’de bugün adı “demokrasi” olan bürokratik bir oligarşi hüküm sürüyor. Ülkeyi bürokratlar yönetiyor -söylemeye dilim varmıyor ama- sanki parlamento olmasa da ülkeyi yönetecekler gibi bir hava var.

Anayasa tıkanıklığını çözmenin en doğru yolu yeni bir anayasa yapmak üzere kurucu bir meclis oluşturmaktır. Eğer bu olmuyorsa halkın önüne tek tek ya da gruplandırarak maddeleri sunmaktan yanayız. “Bu milletin kafası karışır, sıradan insanlar o pusulalardan ne anlar” diye düşünmek millet iradesiyle dalga geçmektir.

Ahmet Türk’e yönelik saldırı: Her açıdan çirkindir ve açık bir provokasyondur. Halk arasına fitne sokma çabasıdır. Ahmet Türk’e olay sonrasında yaptığı sağduyulu açıklamalar için teşekkür ediyorum. Türkleri ve Kürtleri kötü gelişmelere sürüklenmekten kurtaracak sorumluluğu gösterdi.

EKONOMİ: Hükümet vereme grip tedavisi uyguluyor. Son yıllarda 2,5 milyon kişi tarımdan tamamen koptu. Bu ürkütücü bir durumdur. Bütün sektörlerde ücretler reel olarak geriledi. Kamu kaynakları özelleştirildi. Bankacılık ve sigortacılık sektörü yabancılaştırıldı. Uygulanan ekonomik politikalar sonucunda şunlar oldu: 1- İşsizlik patladı. Türkiye’de 19 milyon kişi “under class” yani birilerinin bakımına muhtaç hale geldi. Başka bir ifadeyle bu kadar insanımız parya (köle) konumuna düşürüldü. 2- Bugün Türkiye’de belediyeler, vatandaşlar, herkes borçlu durumda. 3- Tezgah dağıldı yani üretim çöktü. 4- Mülkiyet el değiştirdi. Büyük holdingler arasında bile yüzde 100 kendi sermayesiyle hareket edebilen neredeyse kalmadı.

Numan Kurtulmuş’un eleştirilerinin ardından “Peki çözüm ne, siz olsaydınız ne yapardınız?” diye sordum. Numan Kurtulmuş bugün uygulanan modelin hemen ve tamamen terk edilmesi gerektiğini söyledi. IMF ile kesinlikle anlaşma imzalanmaması gerektiğini savundu.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın TOBB üyelerine yaptığı “birer kişiyi işe alın” çağrısını da şu an uygulanan neoliberal ekonomiyle taban tabana zıt bir karar olduğunu söyledi. Kurtulmuş TOBB üyelerinin çoğunun 1 ila 3 kişi çalıştıran müesseselerden oluştuğunu vurgulayarak, yapılan çağrının ekonomik gerçeklerle bağdaşmadığını iddia etti.

Numan Kurtulmuş bizimle yaptığı sohbetin ardından Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kabul edildi.