Türkiye'de milyoner sayısı 29 bine mi ulaştı?

Cuma, 12 Mart 2010 - 05:00

Basında yer alan ve Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu’nun (BDDK) verilerine dayanan haberlere göre, Türkiye’de 1000’i yabancı olmak üzere 29 bin ‘milyoner’ var.

Yani 67 milyon 750 bin hesaptan, ‘1 milyon ve üstünde’ mevduat bulunan hesap sayısı, böyle bir rakama ulaşmış. 485.4 milyar TL’nin yüzde 43’ü, yani 204.3 milyar TL’si içinde ‘milyon ve üstü’ para olan hesaplara aitmiş.

Bu verileri değerlendirenler, sanki her hesap bir kişiye aitmiş ya da olmak zorundaymış gibi, ‘Türkiye’deki milyoner’ sayısını ilan ediyorlar. Oysa bu ‘milyoner’ ve mevduat sahibi hesabına biraz farklı yaklaşmak gerekiyor. Çünkü:

1. Türkiye’de 29 bin adet ‘1 milyon ve üstü’ hesap olması, bunun ayrı ayrı bireylere ait olduğu anlamına gelmez. Takdir etmek gerekiyor ki birkaç milyon ya da birkaç yüz milyon doları olan tasarruf sahibi, bütün parasını tek bankaya yatırmaz.

2. Konuştuğumuz bankacılardan aldığım veriler de bunu gösteriyor. Bağımsız bir danışmanlık şirketinin verilerine göre, kişi başına mevduat sayısı, ortalama 2 ve üstünde seyrediyor. Hemen itiraz etmeyin, bankada hesabı olanlardan söz ediyorum. Hesabı olmayanları, yani hiç bankacılıkla tanışmayanları dışarıda tutuyorum.

3. Kişi başına hesap sayısı, varlık düzeyine bağlı olarak artıyor. ‘En zenginlerde’ hesap sayısı 4 ya da 4.5’e kadar çıkıyor.

4. Zengin ya da milyoner hesabında, hisse senedi, tahvil ve benzeri enstrümanları da dahil etmek gerekiyor. ABD’de genelde oturulan konut, zenginlik hesabı dışında bırakılıyor.

5. Böyle bakarsak, öncelikle 29 bin ‘milyoner hesabı’ sayısı, 6-8 bine kadar inebiliyor. Diğer taraftan, öteki yatırım araçlarıyla birlikte, yelpaze biraz daha genişliyor.

Öne çıkmayan olumsuz bir gösterge!

Ekonomideki gelişmeleri anlamak için sık kullanılan göstergeler vardır... Bunları sık sık duyar ya da okuruz...

Bir de öne çıkmayan, fazla paylaşılmayan ya da bir mesaj içerdiği algısını vermeyen rakamlar vardır.

Yapı Kredi Emeklilik Genel Müdürü Taylan Türkölmez ile sohbet ederken, ortaya çıkan veriler, bana bunu düşündürdü. Hayır, bireysel emeklilik (BES) sektörüne yönelik ilgiden, artan fon ve katılımcı sayısından söz etmiyorum.

BES yöneticileri pek bu konudan söz etmeyi sevmiyorlar ama Türkiye’nin gerçeğini ortaya koymak için altını çizmekte yarar var diye düşünüyorum.

Önce beni de şaşırtan rakamı paylaşayım. BES’deki emekli planı sahibi katılımcı sayısı 2.2 milyona ulaşmış. Bu iyi haber. Ancak, başlangıçtan bu yana ayrılan, emeklilik planından çıkanların sayısı ise 1 milyonu aşmış. Bu da çok kötü haber.

4 bin lira için ayrılıyorlar

Sadece BES için değil, Türkiye için kötü haber. Çünkü, ayrılanların yüzde 85’i, 5000 TL’nin altında birikime sahiplerden oluşuyor. 3 ya da 4 bin lira birikimli insanlar, sıkışınca, çareyi emeklilik planlarından ayrılmada buluyorlar. Ayrılanlar da birikmiş tasarruflarıyla kredi kartı borçlarını ödüyor ya da işsiz kaldıkları için onunla geçinmeye çalışıyor.

Çıkış eğilimi, özellikle Kasım 2008-Ocak 2009 arasında zirve yapmış, sonra normale dönmüş. Ancak, ekonomide düzelme olmasına rağmen, çıkış sorunu devam ediyor. Yılda 600 bin giriş, 300 bin çıkış oluyor.

Sanıyorum, ekonomide gerçek düzelme olup olmadığını, önümüzdeki dönemde biraz da bu cepheden izlemek gerekecek. Ben bakıp, sizinle paylaşacağım.