Türkiye'de siyasette son yaşananları Amerika mı şekillendiriyor?

Perşembe, 20 Mayıs 2010 - 05:00

Deniz Baykal’a yönelik kaset komplosu ilginç tezleri de beraberinde getirdi. Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi, olayla ilgili olarak iktidarın ve Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA’in rolünü sorgulayan bir yazı yazmıştı.

53 yıl Deniz Baykal ile ortak hareket etmiş ve bir anlamda parti örgütünün beyni olarak kabul edilen Önder Sav’ın tek başına kalmayı göze alıp Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemiş olması da kimilerince Amerikan bağlantısıyla izah edildi.

Amerika gibi bir süper gücün Türkiye gibi kritik bir ülkede olup bitenlere seyirci kalması elbette düşünülemez. Zaten Türkiye ile sadece Amerikan yönetimi ilgilenmiyor. Düşünce kuruluşları da Türkiye hakkında sürekli raporlar hazırlıyor. Bu nedenle Amerika’nın Türkiye siyasetine dolaylı yoldan bir etkisi olduğu kesin. Ancak Amerikan devlet sisteminin yasal bir kurumu olan CIA, Türkiye’de siyaseti yeniden şekillendirmek adına bu kaset komplosunu ve sonrasındaki gelişmeleri planlamış olabilir mi? Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Yalçın Topçu bu soruya “evet” yanıtını verenlerin başında geliyor. Topçu olayların arkasında Atlantik ötesinden güçlerin olduğuna inanıyor. Maden kazasının yaşandığı Zonguldak’a hareketinden önce dün Ankara’da Yalçın Topçu ile bir araya geldik. Topçu, Deniz Baykal’ın çekilmesi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun öne çıkmasının bir planın parçası olduğu görüşünde. Daha önce devletin çeşitli birimlerinde görevlerde bulunmuş olan Yalçın Topçu, Türkiye’de yeni bir düzen kurma peşinde olan Amerika’nın, yakında başka siyasi parti liderleri için de komplolar üreteceğini savunuyor. Topçu bu kez adresin sağ partiler olacağını ileri sürüyor.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne neden olan kaza sonrasında Deniz Baykal’ın gösterdiği insani desteği unutamayacaklarını söyleyen Topçu’ya göre; en yakınlarının bile 24 saat içinde Baykal’a cephe almaları da ancak dışarıdan gelen sistematik bir işaretle açıklanabilir.

Medyanın kendilerine kapıları kapattığından yakınan Yalçın Topçu, anayasa paketini yetersiz görmelerine rağmen referandumda “evet” oyu vereceklerini de söylüyor. BBP lideri Yalçın Topçu, bölücü ve etnik teröre destek olan partilerin önünü açabileceği gerekçesiyle seçimde baraj uygulanmasına karşı olmadıklarını da ifade ediyor.

Sarıgül’e özür borçlular

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanlığına yürümeye başlamasıyla küskünlerin ya da daha önce çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş olanların da geri dönebilecekleri konuşuluyor. Dün bazı gazetelerde Şişli Belediye Başkanı ve Türkiye Değişim Hareketi lideri Mustafa Sarıgül’ün de dönebilecekler arasında ismi geçti. Hatta Sarıgül’ün Kılıçdaroğlu’na bu yönde mesaj gönderdiği konuşuldu.

Kamuoyunun da yakından takip ettiği gibi Sarıgül’ün CHP ile değil Deniz Baykal yönetimi ile sorunu vardı. Bu nedenle belki önümüzdeki günlerde bir yakınlaşma söz konusu olabilir ancak ben Sarıgül’ün bu konuda aceleci olmayacağını tahmin ediyorum. Zira CHP’nin kurultaydan sonra hangi istikamette gideceği, genel başkan seçimiyle sınırlı bir konu değil. Soldaki diğer bazı önemli isimler gibi Sarıgül de gelişmeleri izleyerek görmek isteyecektir.

Ancak Deniz Baykal’a yönelik kaset komplosunun ortaya çıktığı andan itibaren Mustafa Sarıgül’ü işaret eden hatta daha ileri giderek basın toplantısı düzenleyip açıkça suçlayan CHP’li yöneticilerin ise açık bir özür borcu olduğunu düşünüyorum.