Türkiye'nin demokratikleşme adımlarına alkış

a
a
Perşembe, 29 Ekim 2009 - 05:00

Finlandiya, benim hayranlık duyduğum İskandinav ekolünün önemli temsilcilerinden biri. Dünyada en az yolsuzluk yaşanan yer. Çevreye, doğaya ve insana saygılı bir toplum. Kendileriyle barışık, çok iyi eğitimli insanlar. Yoldan çevirdiğiniz herhangi bir kişi bile akıcı şekilde İngilizce konuşuyor.

Yıllık 35 bin euro gibi çok yüksek bir gelir seviyesine sahip olmalarına karşın son derece mütevazı ve sade yaşıyorlar. Hiçbir şeyleri abartılı değil. Buna karşın Birleşmiş Milletler’in yaşam kalitesi endeksinde dünyada 200’e yakın ülke arasında daima ilk beşteler. Kadınlar günlük hayatta çok etkili ve saygın bir konumda. Devlet Bakanı ve Avrupa Birliği Baş Müzakerecisi Egemen Bağış’la çıktığımız Finlandiya yolculuğunda hem bu ülke ile ilişkilerimizi konuştuk hem de geniş ufuklu bir dış politika sohbeti yaptık.

Egemen Bağış, basın danışmanından özel kalem müdürüne kadar dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden, çalışkan bir ekip oluşturmuş. Bakanlıkta Bağış’a bağlı olarak çalışan 14 başkandan 9’unun kadın olması da güzel bir ayrıntı.

Cumhuriyetimizin daha ilk aylarında diplomatik ilişki kurduğumuz Finlandiya Avrupa’nın nüfus bakımından küçük ama saygın bir ülkesi. Güçlü ekonomisinin yanında bilim ve teknoloji alanındaki etkinliği ve stratejik konumuyla Avrupa Birliği’nin kilit ülkelerinden biri durumunda.

Egemen Bağış, tam 10 yıl önce Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de yapılan AB zirvesinin Türkiye’nin Avrupa Birliği macerasında kritik önemine işaret ederek Finlandiya’ya yaptığı bu ziyaretle Helsinki ruhunu yeniden canlandırmak istediğini anlattı. Bağış, o dönemde MHP’nin de desteğiyle idam cezasının kaldırılmasının Avrupa’daki Türkiye algısında köklü bir değişiklik yarattığını hatırlattı.

Egemen Bağış, Helsinki’deki ilk günümüzde uçaktan iner inmez gittiğimiz Fin Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde enfes bir konuşma yaptı. İzlanda, Kıbrıs Rum kesimi, Almanya, Çin, Mısır, Fas, Bulgaristan ve İrlanda büyükelçilerinin de izlediği toplantıda sorulara akıcı bir İngilizce ile yanıt veren Bağış konferansın sonunda uzun bir alkış aldı.

Helsinki yolculuğunda sohbet ettiğimiz Bağış, son yıllarda Türkiye’nin önüne konulan “İmtiyazlı Ortaklık” ifadesi için “Asılsız üstelik hukuki temeli de yok” ifadesini kullandı. Fransız yönetiminin bundan böyle bu ifadeyi kullanmamak konusunda kendilerine söz verdiğini açıkladı. Helsinki Zirvesi’nden 10 yıl sonra, 2009 yılında Türkiye’nin reformlar yolunda yeniden hızlandığını ifade eden Bağış Kürtçe yayın yapan TRT 6’nın programlarına başlamasının, Kyoto Protokolü’nün onaylanmasının, kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu kurulmasının, 1 Mayıs’ın resmi tatil ilan edilmesinin ve Nâzım Hikmet’e vatandaşlık verilmesinin dünyada ses getiren çok önemli adımlar olduğunu ifade etti.

Bağış, GAP bölgesine 500 milyon euro fon aktarılmasının ve Türk Ceza Yasası’nda yapılan değişikliklerin de önemli rahatlama yarattığını söyledi. Bağış’ın verdiği bilgiye göre 2 hafta kadar önce Türkiye’ye gelen Finlandiya Başbakanı Matti Vanhanen, Başbakan Tayyip Erdoğan ile yemek yerken tam o sırada görevine yeni seçilen Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu telefonla Erdoğan’ı aramış. Erdoğan yemeğin bölünmesinden endişe ettiği için yerinden kalkmadan cep telefonunun hoparlör tuşuna basmış. Bu sayede Erdoğan ve Finli meslektaşı Yunan Başbakanı Papandreu’yu birlikte tebrik etmiş.

Finlandiya bugünkü ve geçmişteki liderleriyle Türkiye’ye güçlü destek veriyor. Nitekim Bağış’ın önceki akşam Helsinki’de görüştüğü Finlandiya Başbakanı Matti Vanhanen, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olabilmesi için güçlü destek sağlamaya devam edeceklerini söyledi. AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri Finlandiyalı Olli Rehn de bu süreçte hep Türkiye’nin yanında yer aldı. Yine Finlandiya’nın eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari Türkiye’yi desteklemek amacıyla oluşturulan “Akil Adamlar” adı verilen topluluğun halen başkanlığını yürütüyor.

Finlandiyalılar, Türkiye’nin Yunanistan ve Ermenistan ile iyi ilişkiler geliştirmesinden de memnun. Diğer taraftan Türkiye’nin İran ve Suriye gibi uluslararası toplumun sorunlu ülkeleriyle yakınlaşması ilgi uyandırıyor. Helsinki’de konuştuğumuz insanlar Türkiye’yi Avrupa’nın içinde görmek istediklerini söylediler, Fransa’da ise ters bir hava hakim. Bu nedenle Bağış’ın da söylediği gibi Avrupa’nın gerçek sınırları coğrafyanın ötesinde insanların zihninde gizli