Türkiye'nin en girişimci işadamı

Cuma, 18 Haziran 2010 - 05:00

Daha ilkokula başlamamıştı. Sonbaharda okul ile tanışacaktı ve ondan önce yazı cep harçlığı kazanarak geçirmek istiyordu. Aklına başka fikirler gelse bile dedesinin mağazasında kendini buldu. ,

Mağaza, İzmir’de, Kemeraltı’ndaki Ataberk mağazası idi. Dedesinin onayı ile yanında çırak olarak çalışmaya başladı. Haftalığı 2.5 lira idi. Ama o yaz dedesinin yanında çalışmaktan çok mutlu olmuş, işi tanımıştı. Sonraki yıllarda çıraklık dönemini şöyle anlatacaktı:

‘Ben uzun yıllar bu parayı dedemin verdiğini biliyordum. Amerika’dan 28 yaşında döndüğümde öğrendim ki, bu parayı annem dedeme veriyormuş, o da bana ödüyormuş. Dedem hayırseverdi ama biraz cimriydi. Annem bu parayı evden uzaklaşayım diye dedeme vermiş. Biraz yaramazmışım.’

Üniversitedeki girişim ruhu

İlkokul öncesi başlayan iş yapma tutkusu, sonraki yıllarda da devam etti. Lisede, Amerika’daki üniversite yıllarında çalıştı. Defter tutmadan garsonluğa, önüne gelen fırsatları değerlendirdi. İ

lk girişimcilik deneyimini ise üniversitede, snack barı işleterek, hatta yeniden yapılandırarak işleterek gerçekleştirdi. Kendi deyimiyle, bugünün parasıyla yılda 200 bin dolar kazandı.

Bu genç insanı sonraki yıllarda bütün Türkiye tanıdı, yerel girişimciliği global düzeye taşımasıyla ilgiyle izledi. Sıfırdan kurduğu bankayı, 20 yılda milyarlarca dolara yabancılara sattığında, ‘yılın girişimci işadamı’ olarak alkışladı.

Artık bu işadamını tahmin etmişsinizdir. Hüsnü Özyeğin’den söz ediyorum. Kendisinden dinlediğim bu çarpıcı öyküye sahip Özyeğin, en son Fiba Sigorta’yı Japonlar’a satarak gündeme geldi. 2002’de sıfırdan kurulan şirketi 307 milyon dolara NKSJ’ye satan Hüsnü Özyeğin’in bu, sigortacılıktaki ilk büyük başarısı değil.

Doğru zamanda doğru yer

Daha önce de Commercial Union’da benzer bir başarı öyküsü ve satış gerçekleştirmişti. Capital’de bu satışın hesabını yapmıştık. 500 bin dolar sermaye ile girdiği Commercial Union’ın hayat ve elementer şirketlerindeki hisselerinin satışından 72 milyon dolar gelir sağlamıştı.

O tarihte bir yabancı bankacıdan, ‘Hüsnü Bey, dünyanın en iyi satıcılarından biridir’ değerlendirmesini duymuştum.

Türkiye’de ‘girişimcilik’, küçük işler için kullanılır. Ancak, yeni işlere girişme, işi en iyi zamanda ve en iyi değere satma, satın alma gibi konularda başarılı olanları ifade ettiğini düşünüyorum. Böyle bakınca da kurduğu işler, yaptığı satışlar ve Millenium Bank benzeri alışları nedeniyle, Hüsnü Özyeğin’i, ‘Türkiye’nin en iyi girişimci işadamlarından biri’, belki de birincisi olarak görüyorum.

‘Daha kötüsü gelecek’ diyenler

Evet, özellikle ABD’de bazı yatırım bankalarının başındaki yöneticiler arasında ‘daha kötüsü bizi bekliyor’ diyenler var.

Meredith Whitney adlı bir yatırım uzmanı var. Kendi adıyla bir yatırım danışmanlık şirketi olan bu Whitney’in sözüne hem Wall Street’te hem de global piyasalarda çok kulak verilir.

Geçenlerde bir değerlendirmesini okudum. Açıkçası ben bu kadar büyük sıkıntı beklemiyorum ama söyleyen Whitney olunca göz ardı da edemedim. Şöyle diyor:

“Yakın zamanda anlamlı bir istihdam artışı ve harcamalarda patlama beklemiyorum. Açıkçası hâlâ ‘ayı’ (düşüş) pozisyonundayım. Ve konutta ikinci bir dip olacağını düşünüyorum. Bunun sonuçlarını da temmuz, ağustos ve eylül aylarında göreceğimizi düşünüyorum.”

Hakikaten karamsar bir görüş... Olumlu düşünenlerin sayısı az değil. Ama Meredith Whitney gibilerini de arada bir dinlemekte yarar var. En azından risk yönetimi açısından...