Türkiye'nin projesi

Euro 2016 proje sorumlusu Orhan Gorbon, “Avrupa Şampiyonası'nın Türkiye'de yapılması yaklaşık 5 milyar dolarlık bir getiri sağlar. Bu proje kösteklenmeyi değil desteklenmeyi hak ediyor” dedi

a
a
Perşembe, 31 Aralık 2009 - 05:00


Türkiye'nin projesi

Statların ve şehirlerin seçimiyle eleştirilen, konunun aslından sapılarak kulüpçülüğe ve hemşericiliğe dönmeye başlayan Türkiye’nin 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’na adaylığıyla ilgili en yetkili ağızdan gelişmeleri öğrenmek istedik. Futbol Federasyonu Genel Sekreteri ve Euro 2016 proje sorumlusu Orhan Gorbon’u gazetemizde konuk ettik. İşte Gorbon’un ağzından eleştirilere yanıtlar ve projeyle ilgili önemli bilgiler:

SARACOĞLU STADI YETERSİZ

* Öncelikle son UEFA Kupası Finali’nin Şükrü Saracoğlu Stadı’nda yapılmasıyla ilgili önemli görev almış birisi olarak bu stadın değişen kriterler nedeniyle Avrupa Futbol Şampiyonası’nın maçlarına uygun bir durumunun olmadığını söyleyeyim. Yeni kriterlere göre stadın çevresi maçların oynanmasına uygun değil. Statların toplam 100 dönüm içerisinde bulunması gerekiyor. Fenerbahçe’nin stadı 30 dönüm içinde. 2016’ya kadar bu giderilebilir deniliyor ama, oradaki evleri, işyerlerini istimlak edip nasıl yıkacaksınız?

2012 adaylık başvurumuzda bu stat vardı, ancak dediğim gibi yeni kriterlere uymuyor. Bu stadın projemizde yer almamasının ardında bir art niyet yok. Ayrıca bir şehire 2 stat olabiliyor ancak. İstanbul’da kriterlere uyan statlar Olmpiyat Stadı ve Seyrantepe’de yapımına devam edilen stat. Seyrantepe’de koltukların görüş açısı kriterinde sorun vardı, bu stat yapım aşamasında olduğu için sorun ufak rötüşlarla gideriliyor. Fakat aynı sorun Kayseri’deki stadda da mevcut. Yaklaşık 8-9 bin koltuk problemli. Onu da bir şekilde halledeceğiz. İnönü Stadı da konumu ve kapasitesi itibariyle kriterlere uymuyor. Ancak İnönü Stadı’nı şampiyonada fan zone (taraftar alanı) olarak kullanmayı düşünüyoruz. Orada kurulacak dev ekranda taraftarlar yiyip içip eğlenip maç seyredecek. Dolmabahçe Sarayı’nın bahçesini de VIP zone yapmayı düşünüyoruz. Medya merkezi de Harbiye Kongre Merkezi’nin içinde yer alacak.

* İkinci eleştiriye gelelim. Stat ve şehir seçimleriyle ayrımcılık yaptığımız söyleniyor. Bu projelerde tek bir aksaklık olmaması gerekir. Ulaşımdan, konaklamaya kadar. Aklımıza enteresan ve güzel bir proje gelmişti. Hatta şampiyonanın adını da Euro 2016 On The Beach (Euro 2016 sahilde) koyabilirdik. İstanbul’dan başlayıp, İzmir, Kuşadası, Bodrum, Fethiye, Antalya diye sahil merkezlerinde yapılacak statlarla bugüne kadar düşünülmemiş ve olmayan bir şampiyonaya ev sahipliği yapabilirdik. İnsanlar deniz yoluyla da ulaşımı çok kolay sağlayabilir, maçlarını seyreder, denize girer, güzel bir tatil de yapabilirdi. Ancak bu durumda çıkan eleştirilere baktığımızda o zaman daha büyük bir eleştiri alabilirdik.

Biz mevcut imkanlarda ve 2015’e kadar yapılabileceklerle en iyi şehirleri belirledik. Bu şehirler haritaya bakıldığında birbirlerine çok rahatlıkla bağlanabilen, ulaşım, konaklama sorunu olmayacak şehirler. Keşke ulaşım ve konaklama adına ülkenin dört bir yanında aynı imkan olsaydı oralarda da maçlar yapılabilseydi. Ancak biz projemizde en ufak bir aksaklığa, olumsuz bir duruma yer vermeyecek şekilde çalışmalarımızı sürdürdük.

FARK YARATACAĞIZ

* Euro 2016’ya aday 3 ülke var. Fransa, İtalya ve Türkiye. Fransa ve İtalya’da proje içinde yer alan statlar bir örnek vermek gerekirse Ali Sami Yen Stadı ayarında. Ancak bizim projemizde yer alan yapılmış ve yapılacak statlar Fransa ve İtalya’dakilere her yönüyle fark atacak. Yapılacak statlar içinde Ankara’daki 50, Antalya ve İzmir’dekiler 40, Eskişehir ve Bursa’dakiler 30’ar bin kişi kapasiteli olacak. Ayrıca bu statlar bulundukları şehrin mimari olarak en önemli özelliğini yansıtacak.

Şu an bu statların projelerini gösteremiyoruz ancak 15 Şubat’tan sonra tek tek açıklayacağız. En önemlisi UEFA’nın belirlediği son kriterlere harfiyen uyan statlar olacak. Franas ve İtalya’nın şampiyona organizasyonu için devlet desteği alacağını sanmıyorum. Bizim arkamızda devletin sonuna kadar yer alacağını düşünüyoruz. Bu da çok önemli bir avantaj.

* Avrupa Futbol Şampiyonaları’na adaylığımıza baktığımızda. 2008’de Türkiye-Yunanistan ortaklığı olarak İsviçre-Avusturya’ya kaybetmiştik. Orada bir mesafe katettik. 2012’de projemiz çok iyiydi. Hatta en çok beğenilen teknik değerlendirmede en iyi olan proje bizimkiydi ve bunu UEFA da resmi internet sitesinde deklare etti. Ancak sonrasında turnuva Ukrayna- Polonya’ya verildi. Şu anda büyük sıkıntı yaşıyorlar. Önemli sorunlar var 2012 için.

Biz 2016 projesinin 2012’den daha iyi olması için çalışıyoruz ve olacak da... Ve bu kez UEFA teknik yönden en iyi projeye şampiyonayı vereceğini söylüyor. Bunun için de Fransa ve İtalya’ya göre avantajımız var. Biz tüm şehir seçimlerimizi bu teknik kritelerde en ufak aksaklık olmayacak şekilde yaptık. Çünkü UEFA senin ülkenin şehirlerinin kalkınması için bir proje üretmeni değil, turnuvanın teknik şartlara en uygun şekilde yapılmasını istiyor.

* Euro 2008’de şampiyonayı tribünlerden taraftartar olarak izleyenlerin sayısı 1.1 milyon. Stat dışında taraftar alanında şampiyonanın yapıldığı alanda izleyenlerin sayısı ise 4 milyon. Euro 2016’da bunun ikiye katlanacağı öngörülüyor. Bunun Türkiye’ye ekonomik olarak getirisinin de 5 milyar dolar civarında olması düşünülüyor. Bu şampiyonayla inşaat sektörü, iletişim sektörü, ulaşım, konaklama sektörüne büyük bir canlılık gelecek.

Sonuçta bu Türkiye’nin projesi. 5 milyar dolarlık ve büyük bir itibar kazandıracak projeyi hayata geçirebilirsek bundan Türkiye kazanacaktır. Kendimizi iyi anlatamadığımız bölümler olabilir fakat bu proje kösteklenmeyi değil, desteklenmeyi hak ediyor. Bunun için herkesin üzerine düşeni eksiksiz yapması şart.

3