Türkler Avrupa'nın kapısına dilenmeye gitmiyor

Cuma, 26 Mart 2010 - 05:00

Geçen yıl Frankfurt’ta görüşme imkanı bulduğum Renault Nissan Başkanı Carlos Ghosn, “Avrupa Birliği’ne katılma arzunuzu destekliyorum ancak üretim maliyetleri açısından bakarsanız Türkiye’nin euro alanının dışında kalması büyük avantaj. Kaliteli iş gücünüz de buna eklenince rakipleriniz karşısında müthiş bir üstünlük sağlıyorsunuz” demişti. Euro kullanan ülkelerin içine düştüğü krizi görünce Carlos Ghosn’un söylediklerini şimdi daha iyi anlıyorum. Hatta Avrupa Birliği’nin ekonomik ve siyasi sorunlarını çözmekten aciz durumuna tanık olunca “İyi ki şu dönemde birliğin üyesi değiliz” diyorum. Birliğin zengin ve fakir üyeleri arasındaki onur kırıcı bir söz düellosu yaşanıyor.
Ulusal çıkarlarını korumaktan başka bir şeyle ilgilenmeyen Avrupa Birliği ülkeleri adeta bir birlik olmayı başaramayacağını itiraf ediyor.
Geçen gün Ankara’da bir araya geldiğim Fransız parlamenterlere “Türkiye’deki en önemli Fransız yatırımı olan Renault’nun başarısını bile görmüyorsunuz, yeni modelleri Fransa’da üretmelerini istiyorsunuz” deyince “Bizim ekonomimiz sizinki kadar iyi değil. O nedenle zaman zaman Fransa’nın korumacılık taleplerini anlamaya çalışın” cevabını vermişlerdi.
Gerçekten Avrupa belki de bu yüzyılın en ağır ekonomik krizlerinden biriyle karşı karşıya. En kötü durumda olan ülke Yunanistan... İç ve dış borçlar devletin ödeme kapasitesinin çok ötesine taşmış durumda. Başbakan Yorgo Papandreu uygun kredi bulabilmek için iki kez dünya turuna çıktı ancak çaldığı hiçbir kapıdan olumlu yanıt alamadı. İrlanda, İspanya, Portekiz ve İtalya da beter durumda...
Avrupa’nın ekonomik açıdan lokomotifi durumundaki Almanya’da büyük durgunluk var ve işsizlik oranları çok yüksek. Son birkaç yıl öncesine kadar dolar içinde yüzen Rusya petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle sıkıntılı günler geçiriyor. Türkiye’nin makro göstergeleri AB içindeki birçok ülkeden iyi durumda. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan geçen gün çok haklı olarak “Türkiye’yi AB’nin dışında bıraktınız, ekonomik olarak çok geride olan Romanya ve Bulgaristan’ı üye yaptınız” demişti.
Neredeyse bütün Güney Avrupa ülkelerinde ekonomik çöküş korkusu yaşanırken İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Bileşik Endeksi dün son 27 ayın zirvesine ulaşarak 57 bin 044 puandan kapandı. Anayasa kavgası bile İMKB’yi düşüremedi.

Merkel’e söylenecek çok şey var
Avrupa’da siyasi bağnazlığın sembol isimlerinden Almanya Başbakanı Angela Merkel, bu hafta yaptığı açıklamalarla hem Yunanistan’ın hem de Türkiye’nin canını sıkmayı başardı.
Kendisi pazartesi günü Türkiye’de olacak. Daha gelmeden “Türklere vize kolaylığı sağlamayı düşünmüyoruz!” gibi şeyler söyledi.
Sanki kapılarında dilenmeye gideceğiz. Türkleri yük olarak göstermek istiyorlar. Ancak gerçekler hiç de onların söylediği gibi değil...
Küçük bir özet yapayım:
Avrupa’da en çok yolcu uçağını Türkiye satın alıyor.
Avrupa’nın en büyük TIR filosu Türklerin elinde.
Türkler Avrupa’nın en çok seyahat eden milletleri arasında.
Avrupa’da gıdadan turizme inşaattan ulaştırmaya kadar pek çok sektör Türklerin hakimiyetinde.
İngiltere’de satılan her dört beyaz eşyadan biri Türk malı.
Avrupa’ya hizmet veren çağrı merkezlerinin (Call Center) çoğu Türkiye’de
Avrupa’nın en büyük otobüs üreticisi Türkiye...
Bu listeye onlarca madde daha ekleyebilirim...
Ben Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam Merkel’e “Yakında ülkeleriniz Türkler olmadan yerinden kıpırdayamayacak hale gelecek ama yine de siz bilirsiniz Bayan Merkel!” derdim.