TÜSİAD ile hükümetin arası açık mı?

a
a
Salı, 28 Eylül 2010 - 05:00

Referandum öncesinde Başbakan Tayyip Erdoğan, “Taraf olmayan bertaraf olur” demişti. Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı da Başbakan’a cevap vermişti. Karşılıklı açıklamalarla ilişkiler epey gerilmişti.

Ortalıktaki hava, TÜSİAD ile hükümetin arasının epey zaman kötü olacağı yönündeydi. Hatta Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’ın, “Referandumdan sonra benden randevu istemesinler” açıklaması da tansiyonu epey artırmıştı.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Muharrem Yılmaz ile sohbet ederken, ortada ciddi bir sorun olabileceğini düşünüyordum. Hükümet, ilişkiyi kesecek, bazı toplantı ve etkinliklerine katılmayacak izlenimini edinmiştim.

Ama Yılmaz ile konuştuktan sonra, bu konudaki düşüncem epey değişti. İki nedenle:

1. Öncelikle TÜSİAD, bu konuda ciddi bir alınganlığa ve köprüleri atacak bir ruh haline girmemiş.

2. Hükümet, daha doğrusu bakanlar da, etkinliklere katılımla, referandumdaki tartışmaları geçmişte bıraktıklarını ortaya koydular.

TÜSİAD’ın ruh hali!

O nedenle Muharrem Yılmaz, “Hükümetle aramızda bir sorun olduğunu” düşünmediğini söylüyor ve ekliyor: “Bir ihtiyaç olursa randevu talep eder, Başbakan ile görüşme için Ankara’ya gideriz. Onun da randevu vereceğini düşünüyoruz.”

TÜSİAD içinde sivil toplum örgütleri ve Anadolu ilişkilerinin koordinasyonu ile ilgilenen Yılmaz’ın, bu konudaki görüşlerini şöyle özetlemem mümkün:

- TÜSİAD’ın yaptığı her iş hükümetin ve devletin çalıştığı konularla ilgilidir, işbirliği yaparız. Birbirimizin işlerinden haberdarız ve onlar da biz de destek olmaya çalışırız.

- Benim yönettiğim ‘Kalkınma ajanslarıyla’ ilgili projemle bizzat Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz ilgileniyor ve büyük heyecan duyduğunu görüyorum.

- Biz siyasi tansiyonun arttığı dönemlerdeki söylemlerle, eylemlerin birbirinden farklı olduğunu düşünüyoruz. Önemli olan, kurumları yönetenlerin sorumlulukları ve eylemde işbirliği yapmalarıdır.

- Ben Başbakan’ın bunu samimi olarak söylediğini bile sanmıyorum. İnsan, ülkesinin işadamını, ‘bu samimi değil’, ‘o Anadolu’ diye ayırabilir mi? Mesela, benden daha iyi Anadolu sermayesi var mı? Benim nerem İstanbul sermayesi? ‘Ortak çalışmalar var’ Bu sözler, o döneme aittir. Yakın zamanda ortak çalışmalarımız olacak. Yapılacak çalışmalarımıza da Başbakan ve hükümet teşrif ediyorlar. Kanallar hiç kapanmadı, kapanması da mümkün değil.

- Şu anda Başbakan’dan bir randevu istesek, verirler, niye vermesinler? Geçenlerde Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile seyahat ettik. Tunceli’ye devletin bakanı, devletin helikopteri ile gittik. Bütün bakanlarla aynı ilişkimiz var ve bunun böyle devam edeceğini düşünüyoruz. TÜSİAD tarafında tablo böyle... Sanıyorum önümüzdeki birkaç ay içinde TÜSİAD yönetimi Başbakan’dan randevu isteyip, özellikle yeni anayasa hakkındaki görüşlerini aktaracak. Başbakan randevu verirse, Muharrem Yılmaz’ın söyledikleri de doğrulanmış olacak.

‘Ortak çalışmalar var’

 - Bu sözler, o döneme aittir. Yakın zamanda ortak çalışmalarımız olacak. Yapılacak çalışmalarımıza da Başbakan ve hükümet teşrif ediyorlar. Kanallar hiç kapanmadı, kapanması da mümkün değil.

- Şu anda Başbakan’dan bir randevu istesek, verirler, niye vermesinler? Geçenlerde Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile seyahat ettik. Tunceli’ye devletin bakanı, devletin helikopteri ile gittik. Bütün bakanlarla aynı ilişkimiz var ve bunun böyle devam edeceğini düşünüyoruz.

TÜSİAD tarafında tablo böyle... Sanıyorum önümüzdeki birkaç ay içinde TÜSİAD yönetimi Başbakan’dan randevu isteyip, özellikle yeni anayasa hakkındaki görüşlerini aktaracak. Başbakan randevu verirse, Muharrem Yılmaz’ın söyledikleri de doğrulanmış olacak.

Değerli TL için Brezilya’ya bakalım

Geçen hafta Brezilya Maliye Bakanı Guido Mantega’dan, bütün dünyayı, ama Türkiye gibi para birimleri değerlenen ülkeleri ilgilendiren önemli bir açıklama geldi. Mantega, para birimi Real’in daha fazla değerlenip, ihracatı vurmaması için döviz alacaklarını açıkladı. Alımı da Devlet Fonu aracılığıyla yapacaktı.

Bu alımın etkisiyle haftaya 1.71 düzeyinden başlayan Real, açıklamayı izleyen gün 1.73’e kadar yükseldi. Bizim gazetelere ve ‘Merkez Bankası müdahale etmeli’ diyen cepheye de bu haber Çarşamba günü yansıdı. ‘Biz tartışıyoruz, dünya çoktan harekete geçti’ benzeri başlıklarla duyurulan bu gelişme, Türkiye’ye örnek olarak gösterildi. Üstelik aynı günlerde Peru da para birimini desteklemek için dolar alacağını açıklamıştı. Peki, bu alımlar, hedefine ulaştı mı? Yoksa Merkez Bankası’nı haklı çıkaran bir tablo mu oluştu?

Brezilya Reali’nin son durumu

Brezilya Reali, açıklamanın etkisiyle 1.73’e geriledi. Haftaya ise 1.71 düzeyinden başlamıştı. Piyasa, bir an bu haberin etkisiyle, ‘Real değer kaybediyor’ havasına girdi. Ancak, devamı gelmedi. Pazartesi öğle sonrası saatlerinde Real, dolar karşısında yeniden güç kazanıp, 1.71’in de altına inmiş, 1.093’ten işlem görüyordu. Benzer bir eğilim Peru para biriminde de gözlendi. O da geçen haftayı yüzde 3.5 değer kaybıyla tamamladı.

Brezilya, Çin ve Hindistan, çok büyük miktarda yabancı sermaye çekiyorlar. Hem doğrudan yatırım hem de portföy yatırımları bu ülkelere giriyor. O nedenle de döviz alım müdahaleleri sınırlı etki yapıyor. Zaten Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz da benzer bir görüş savunmuş, “Döviz alımlarının miktarını artırsak da etkili olmayabilir” demişti.

Başbakan Erdoğan son noktayı koydu

Evet, aslında bu ‘değerli TL’ tartışmasına Başbakan Tayyip Erdoğan, son noktayı, hafta sonu medya ile buluşmasında koydu: “Ben değerli TL’den yanayım” sözleriyle, başını Zafer Çağlayan’ın çektiği, TİM destekli ve bazı gazetelerin yürüttüğü kampanyayı da geçersiz kıldı. Sanıyorum artık kimse Başbakan’ın bu sözlerinin üzerine bu tartışmayı devam ettirmek istemeyecek, yeni çözüm arayışlarına girecektir. İşin aslına da bakarsanız, Başbakan bir ölçüde haklı ve kendiyle çelişmeyen bir tutum sergiliyor. ‘Eğer Türkiye ekonomisi güçleniyor, bölgede üs haline geliyor, yabancı sermaye ilgisi artıyorsa’, bunun sonucunun da güçlü para birimi olması kaçınılmaz. Geçen yazımda da belirttiğim gibi, belki de ‘değerli TL gerçeği ile yaşamayı’ öğrenmek gerekecek.

2