Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Tutuklu babalarına sürpriz yaptılar

Cuma, 17 Haziran 2011 - 05:00

Silivri’de, cezaevinin önündeki otoparkta rüzgara karşı oturmuş, bol soğanlı tavuk dürümümü yerken düşünüyorum; dün bu saatlerde Boğaz’daki Four Seasons Hotel’in 3. yıl kutlamasında gümüş çatal bıçaklarla balık yiyordum. Dünkü de gazeteci olduğum içindi, bugünkü de! Bunu şunun için yazıyorum: Ne buradan ne oradan yazdıklarım birilerine yaranmak için değil, tanıklık ediyorum. Ama özellikle Silivri duruşmalarını, bu konularda yazan herkesin izlemesi görevidir. Nazlı Ilıcak da gelmeli buraya, başta Baransu olmak üzere Taraf Gazetesi yazarları da... Bu mahkemeyi görmeli, sorguları, verilen yanıtları, delil diye ortaya sürülenlerin nasıl çürütüldüğünü izlemeli.

[[HAFTAYA]]

Dün Balyoz Davası’nın bilmem kaçıncı duruşması ve birilerinin, adet yerini bulsun diye yapılan savunması vardı. Ama asıl olay, duruşma aralarında çocukların tutuklu babalarına hazırladıkları sürprizdi: Dinleyici sıralarının en tepesine çıktılar, ceketlerini çıkardılar, yanyana durdular ve tişörtlerinin üzerinde büyük harflerle yazılı BABALAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN mesajını gösterdiler! Babaları ise onlara “Vardiya Sizde” marşını söyleyerek yanıt verdi. Anneler ne mi yapıyordu o sırada? Hepsinin gözüne toz kaçmıştı mesela, ağladıklarını belli etmemeye çalışıyorlardı...

İçerde fotoğraf çekmek yasak olduğu için çocuklar daha sonra bu gösteriyi basın mensuplarının önünde de tekrarladı. Kocaların, babaların tutuklu olması, her gün Silivri’ye gidip gelmenin zorluğu aile hayatını da değiştirmiş. Bütün işler kadınlara kalmış. Kadınların sesi daha bir çıkar olmuş, duruşma arasında kaybolan kocasına çıkışıyor biri: “Neredesin?” Cevap alt perdeden: “Çay içmeye gittim!” Ama özlem var ya, özlem!.. İki dakika da olsa göz göze gelmek istiyor ya eşiyle, hesap soruyor: “Neredesin?”

OLMAMIŞ DARBENIN SUÇLULARI

Onlar, 2003’de yaptıkları bir plan seminerinin darbe planı olarak kabul edilmesi sonucu, yapmadıkları darbenin planlayıcıları ve hatta o seminere katılmamış bile olsalar, görev emri verilmiş müstakbel uygulayıcıları olarak yargılanıyor. Ortada darbe var mı? Yok. Darbe yapmış olanları yargıladık mı? Evlerinde bir kaç soru sorduk. Bunları ne yapıyoruz? Sözümona yargılıyoruz, hem de tutuklu olarak! Hem de aylardır... Ve bu duruşmaların ne kadar süreceği belli olmadan. İçlerinde çok önemli görevlerde olanlar var, yurt dışı görevlerini bırakıp gelmiş olanlar var... TSK’nın komuta kademesinin üçte biri burada tutuklu!

Emekli olanlar var. Yaşlı, hasta olanlar var. Önümüzdeki ağustos ayında terfi etmeyi bekleyenler var. Amaç nedir? Hepsinin yaşamına, geleceğine, geçmişine bir çarpı atmak mı? Arkadan gelenlere yer açmak mı? Seçim de bitti, propaganda da. TSK’nın ödeyeceği bedel hala bitmedi mi? Yedikule Zindanları’nda bile içeri atılanlar bir kaç ay sonra ya salıverilirmiş ya öldürülürmüş. Bunlara yapılan süründürme ise herhalde modern çağın gereği. Bu duruşmalar, Silivri’de yapılarak kamuoyunun dikkatinden kaçırılıyor. Ama bir kez daha yazıyorum: En başta suçlayanlar o duruşmaları izlemeli. Ne olup bittiğini kendi gözleriyle görmek için.