Tutuklu kadın fırtınalı hayat

İlk Türk kadın ressam Mihri Müşfik'in hikayesi

29 Eylül 2013, Pazar 05:00
A A

Mihri Müşfik, 17’sinde çantasındaki sahte pasaportla bir gemiye bindi. Paşa babasından, padişahtan, Osmanlı erkeklerinden, kurallardan ve kanunlardan kaçıyordu. İçine doğduğu çağda ve coğrafyada eşi benzeri yoktu. Resim yapmak en büyük tutkusu ve pişmanlığı oldu. Saraylarda, konaklarda yaşadı ve kimsesizler mezarlığına gömüldü...

Mihri Müşfik, 1886'da İstanbul'da, Rasim Paşa Konağı’ında doğdu. Babası, Askeri Tıbbiye’nin ünlü hocalarından Rasim Paşa‘ydı. Özel hocalardan edebiyat, müzik ve resim eğitimi alan Mihri Müşfik çok zeki ve yetenekliydi. Mihri Müşfik bazen amcasının kızı ve II. Abdülhamit‘in eşlerinden Fatma Pesend Hanım’ın yanına Yıldız Sarayı’na gidiyordu.

Bir gün saraydayken Şehzade Selim Efendi’nin eşi Eflâkyar Hanım’ın yaptığı resimlerle ilgilenmiş, birlikte birer resim yapıp padişaha hediye etmişlerdi. Sultan II. Abdülhamit, özellikle Mihri Müşfik’ın yaptığı resme hayran kaldı ve özel ressamı olan Fausto Zonaro’dan ders almasına karar verdi.

Hazırlayan:Mehmet Çelik

mehmet.celik@posta.com.tr

SAHTE PASAPORT

O dönemde Osmanlı toplumsal hayatı ve düşünce tarzı, bir Türk kızının resim eğitimi için Avrupa’ya gönderilmesine sıcak bakamıyordu. Mihri Müşfik, işte bu dönemde İstanbul’a gelen bir cambaz kumpanyasının İtalyan kökenli müzik şefine aşık oldu. Resim sanatının en büyük hazinelerinin bulunduğu Avrupa’ya gitme hayali ve aşkı birleşince gözünü karartıp kaçma çarelerini aradı.

Mihri Müşfik, Papalık nezdindeki Fransız elçisi Barrer’in eşinin sağladığı sahte bir Fransız pasaportu elde etti. Orta boylu olan, açık kestane renkli saçları ve yeşil gözleriyle dikkat çeken Mihri Müşfik, 1903’te 17 yaşında çantasında sahte bir pasaportla gizlice İtalya’ya giden bir gemiye bindi. Roma’da uzun bir süre elçinin evinde misafir oldu. Aşktan yana umudu kesildiğinde ise resim eğitimine devam etmek için Paris’e gitti. Mihri Müşfik, Paris’te Montparnasse Bulvarı’ndaki adreste kiraladığı büyük daireyi, hem ev hem de atölye olarak kullandı. Portre yaparak ve evinin bir odasını kiralıyarak geçimini sağladı.

O dönemde Sorbonne’da okuyan kiracısı Müşfik Selami Bey ile yakınlaştı ve evlendi. Çift 1913’te İstanbul’a döndü. Resim öğretmenliğine başlayan Mihri Müşfik, II. Meşrutiyet’in getirdiği özgürlükten yararlanmak istedi. Maarif Nazırı Şükrü Bey’e İnas (Kız) Sanayi Nefise Mektebi kurulması yönünde bir öneri sundu. Öneri dikkate alındı ve Beyazıt’taki Zeynep Hanım Konağı’nda 12 Eylül 1914’te kadınlara özel eğitim veren resim ve heykel bölümü açıldı.

ÇIPLAK MODEL MÜCADELESİ

Okuldaki en büyük sorunlardan biri çıplak model bulunamamasıydı. Mihri Müşfik, pratik zekâsıyla model sorununa da çözüm üretti. Heykelleri, yaşlı kadınları, Beyaz Rusları ve 157 yaşında ölen ünlü Zaro Ağa’yı model olarak kullandı.

Mihri Müşfik, 17 Ekim 1918’de Şişli’de ilk kez kişisel bir resim sergisi açtı. Büyük bir heyecanla karşılanan sergi siyasi ortamın gerginliği nedeniyle yeterli ilgiyi görmedi. İstanbul işgal edilince, Mihri Müşfik için zor günler başladı. İttihat ve Terakki mensuplarıyla yakın oluşu sorun yaratıyordu. Hüseyin Cahit ve Cavit Bey’ler tutuklanmış, Mihri Müşfik’ın onları ziyareti, gazetelerde aleyhine yazılar çıkmasına neden olmuştu.

Mihri Müşfik da çareyi İtalya’ya gitmekte buldu. 1920’de geri döndü ve bir süre daha İnas Sanayi-i Nefise’de görev yaptı. Fakat Mihri Müşfik, özgürlükçü tutumu nedeniyle eşinin ailesinden tepki görüyordu. 1922’de Müşfik Selami Bey’den boşandı ve İtalya’ya gitti.

SARAYDAN KİMSESİZLER MEZARLIĞINA

Mihri Müşfik Avrupa’da seçkinler çevresinde bir hayat sürüyordu ve davetlere transparan giysilerle katılmışlığı bile vardı. O devirde bunlara cüret eden kadın sayısı ise yok denecek kadar azdı. Roma’da, faşist dönemin önemli figürlerinden biri olan, şair, sporcu ve asker Gabriel d’Annunzio’ya aşık oldu. Onun aracı olmasıyla Papa ile tanıştı. Ve papanın portresini yapan ilk Müslüman oldu.

Fakat çapkın bir kişiliğe sahip olan Gabriel d’Annunzio’nun hayatında Mihri Müşfik’a yer yoktu. Cumhuriyet ilan edildikten sonra bir ara yeniden İstanbul’a gelen Mihri Müşfik, Atatürk’ün bir Türk ressam tarafından yapılan ilk portresine imza attı ve Çankaya’ya götürerek bizzat teslim etti. Türkiye’de uzun süre kalmayan Mihri Müşfik, Roma’dan Paris’e geçti, oradan da Amerika’ya gitti.

Resim yaparak ve özel dersler vererek yaşadı. Mihri Müşfik, cesaretinden ve tutkularının peşinde gitmekten hoşnuttu. Fakat resim sanatı konusunda pişmanlıklarla doluydu. Zamanla hastalık ve geçim sıkıntısıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Resimleri satılmıyordu. Yaşlandığında evinin kirasını ödeyemez ve kendine bakamaz oldu. Çerkez soylusu Mihri Müşfik’ın konakta başlayıp saraylarda devam eden tutkulu hayatı ve mücadelesi 68 yıl sonra yalnızlık ve sefalet içinde sona erdi. Mihri Müşfik, 1954’te New York’ta kimsesizlerin gömüldüğü bir mezarlığa defnedildi. Mezarının yeri ise bilinmiyor.

(22.09.2013 tarihli Posta Karnaval ekinden alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;