“Tuvalet ihtiyacımızı köpek gibi giderdik”

Geçtiğimiz haftalarda Survivor'a veda eden Asena ada ile ilgili hiç bilinmeyenleri tüm samimiyetiyle Cumartesi Postası'na anlattı

Pazartesi, 20 Haziran 2011 - 11:59

“Tuvalet ihtiyacımızı köpek gibi giderdik”

Röportaj: Suna Akyıldız
[email protected]

Asena ile, geçtiğimiz hafta Nişantaşı'ndaki dans okulunda buluştuk. Çekim için Kilyos'a gitmeye hazırlanıyordu. Zeynel Abidin Ağgül çekecekti fotoğraflarını. Bu fırsatı kaçırır mıyım? Ben de takıldım. Bu da bir yol röportajı oldu. 'Survivor' adlı yarışma nedeniyle Dominik Cumhuriyeti'nde 7 hafta kalan Asena ile dedikodu yaptık. Çok aç kalmış orada ama ada detoks etkisi yapmışcasına güzelleşmiş. Acaba ben de mi 'Survivor'a katılsam?..

Adaya gitmeye nasıl karar verdin?

Bir gün Acun aradı, “Konuşmamız gerek, görüşelim” dedi. Dans yarışmasıyla ilgili konuşacak sandım. “Survivor” dediğinde de sunucu olacağımı düşündüm. Yarışacağımı duyunca şoka girdim. Dürttüler beni “Kendine gel” diye. Sonra hoşuma gitti. Köyüme, çocukluğuma geri döneceğimi düşündüm ve öyle başladı. 

Çok düşkün olduğun babaannenden uzak kalmak zor olmuştur.

Yıllardır rahatsız olduğu için konuşamıyor. Bakışlarla anlaşıyoruz. Gözlerimin içine baktı ve bakışlarından beni anladığını hissettim. Onu çok özledim adada geçirdiği 7 haftada.

Adadaki ilk gününüz nasıldı?

15 sene yurtdışında yaşadığım için zorluk çekmedim. İlk gece hiçbir şey yemedik. Yarışa gittik, zıpkın kazandık, geri geldik, uyuduk. Ertesi gün başladık hepimiz kokonat (hindistancevizi) ve muz ağacı aramaya... Derya zıpkınla çok uzun süre balık tutmaya çalıştı. Meğer deniz mevsimi değilmiş, kayıkla açılmak lazımmış. Elimiz boş kaldı tabii. Uzun süre kokonat yedik, sonra muzu bulduk (gülüyor). Öyle bir gün geldi ki muz yok, kokonat da bulamadık... İki kez açlıktan ağladım.

Bu sıkıntılar kamera için düzenlenmiş gibi...

Yok, yok, herşey gerçekti. Hatta ünlü olduğumuz için toleranslı davranılır sandık ama tam tersi canımıza okudular (kahkahalar).

Ekipten kimseyi gizlice bir şeyler getirmesi için kandıramadınız mı?

Mümkün değil ki. Duruma o kadar alışıklar ki. Umurlarında değil (gülüyor).

Bayılmanı seyrettik...

Ben de taşikardi (kalpte ritm bozukluğu) ve prolapsus (kalp kapağında sarkma) var. Bayılmamın sebebi taşikardi idi. Orada çok heyecanlandım, çarpıntım oldu. Kalbim ağzımdan çıkacaktı. Kalbimin normal atmaya başlaması için 15-20 dakikaya ihtiyacım var. O arada soğuk ter dökerim.

“Köpek gibi ormana işedim”


Tuvalet sorununu nasıl çözdünüz?

Ormana yapıyorduk. Nereyi bulursak (kahkahalar)... Köpek gibiydik valla (kahkahalar). Deniz suyunu alıyorsun, hadiii ormanın içine kadar git. Ama zamanla alışıyorsun. Deseler ki “Şu duvarın kenarına yap”, hayatta olmaz. Ama o ortamda ormanda yapıyorsun. Mecbursun.

Peki kıl-tüy olayını nasıl çözdünüz?

Ağaçlarda reçine olur ya... Hangi ağaçtan nasıl bir yapışkan bulursam sürüyordum. Görünmüyordu ekranda. Elendikten sonra ilk yaptığım “Tüylerimiz görünüyor muydu?” diye sormaktı (kahkahalar).

 Muayyen günlerinizi nasıl geçirdiniz?

Denizin içinde (kahkahalar)... Mayonu çıkarıyorsun, yıkıyorsun, kurutuyorsun, giyiyorsun. Sonra öbürünü çıkarıyorsun, giyiyorsun, yıkıyorsun...

 Nihat’la başta iyi anlaşıyordunuz, sonra aranız neden bozuldu?

Nihat’ın liderlik kavgası. “Ben Nihat Doğan’ım” diye ortaya çıkmasaydı, “Bundan sonra ND kuralları geçerlidir” diye ahkam kesmeseydi bunlar olmazdı. Benim lider olmak istediğimi söyledi ama doğru değil. Ben görev adamıyım. Kendi hayatımı yönetebilirim. Başkalarını yönetmeye kalkarsam yüzüme gözüme bulaşır.

 Lider olmak istiyormuşsun gibi davranıldı ama.

O hava verildi ama hiç alakası yok. Geldikten sonra bütün görüntüleri seyrettim. Garibin biriymişim. Herkes röportaj veriyor, ben arkada çivi çakıyorum, tencereyi getiriyorum. Sanki özellikle beni öyle göstermek istemişler.

  Neden kendi adını yazdın?

Pascal gitmeden “Bu hafta beni yazacaksınız, ben de Tevfik’i yazıp eleyeceğim” dedi. Pascal gitti, bayrağı Derya’ya devrettik. O da dokunulmazlık alınca, ihale bana kaldı. Şöyle bir hata yaptık, ona üzülüyorum: Pascal gidince bunu bitirmemiz gerekiyordu. Ben “Son kez düşünelim” dedim ama Özge “Ben en zayıf halkayım” dedi. Ebru “Beni hemen elerler”, Taçmin de “Asena Abla ama sen söz vermiştin” deyince kendimi mecbur hissettim. Yoksa, tabii ki adada kalmak isterdim. Nihat kazanırsa çok üzülürüm. Burada asla görüşmeyeceğim biri.

“Adada açlıktan aşkı düşünemedik”

 Pascal’la seni çok yakıştırdılar...



Aynı menajerle çalışıyoruz. Onunla gezerim, eğlenirim. Çok samimiyiz. Ama birliktelik olmaz.

Ama Pascal bir röportajda “İbrahim Tatlıses olmasaydı olabilirdi” demiş...

Bu konuyu konuştuk, öyle bir şey söylemedi, söylemez de. O da üzülmüş öyle bir cümlenin basında çıkmasına. Bir de 7-8 sene geçmiş o ilişkimin üstünden... O konunun sürekli gündeme gelmesinden hoşlanmıyorum. Ne alakası var? 8 senede hayatıma iki erkek girmiş. O olay açılmamak üzere kapanmış.

Pascal’la ilişki yaşayabilir misin?

Şartlar farklı olsaydı tabii. Mutluluk ve gurur duyardım. Ama yapamazdık ki. Birbirimizi üzerdik. Çünkü o özgürlüğü sever, ben de havai yaşarım. ? Çok sabırlısın ama bam telini bilirim. Seni seyrederken “Asena şimdi çakar bir tane” demişimdir. (Gülüşmeler) İki hafta daha kalsam o hareketleri görebilirdin benden. Ama Pascal’dan sonra ‘kavga, gürültü, küfür’ yasaklandı. İnsanların güvenini kazandım ben. Yolda beni görenler samimi davranıyor, “Asena, gel kız” diye sesleniyorlar.

Adada kimse birbirinden etkilenmedi mi?

Onu düşünmüyorsun yaaa. Zaten orada erkek gibiydim. Bir gün Acun bile şaşırdı. Hani sıraya geçiyorduk ya, Acun “Erkekler bir tarafa, kızlar bir tarafa. Hadi erkekler: Derya, Pascal, Asena, ayyy pardon, Asena sen öbür tarafa geç” deyiverdi (kahkahalar). Orada açlıktan, yorgunluktan başka birşey gelmiyor aklına. Yarışma boyunca ev kadını, inşaatçı, öyle takılıyordum.

Sonra Taner geldi. Gerçekten Taner öyle mi?

Valla gerçek. Taner’in ablası geldi, bana anlattı. Taner ortaokuldaymış, hoca ders anlatırken birdenbire camı açıp ikinci kattan atlamış (kahkahalar)... Herkes şoka girmiş. Aşağıya inmişler, “Nasıl böyle birşey yaparsın” diye sormuşlar, “Canım sıkıldı” demiş.

“Farelere alışmıştık”



Adada en çok neden korktun?

Farelere bir süre sonra alışıyorsun. Ağzıma kaçacak diye sadece kertenkelelerden korktum. Sürekli kundaklanma şeklinde uyuyorduk (kahkahalar).

 Türkiye’de en çok neyi ve kimi merak ettin?

Babaannemi ve yeğenimi merak ettim, o kadar. 

İbrahim Tatlıses’in sağlık durumunu merak ettin mi?

Kimseyi merak etmedim, inan.

Adaya giderken hayatında biri var mıydı?

Kimse yoktu. Ben her türlü arınıp gitmiştim adaya.

“Gündüz erkeksi gece seksiyim”



 Fiziğin de çok konuşuldu burada.

Aşk teklifleri çoğalmıştır. Aksine, fantezi bile yapıyorlardır ‘bu kadın bizi gece öldürür’ diye. Sürekli testere elimde (kahkahalar)... 

Sana yaklaşmak zordur.

Benim gibi bir kadının sümsük bir adamla beraber olması mümkün değil. Boylu poslu, aslan gibi bir adam isterim karşımda. ‘Adam adam’ bakışıyla beni uyaracak olanı severim. Kadına çiçek gibi davranacak ama kadınını da yönlendirecek. 

‘Adam adam’ olsun da sen ‘kadın kadın’ mısın?

Valla öyle diyorlar. Gündüz olamıyorum ama geceleri ruhum değişiyor, çok seksi oluyorum. Saat 6’yı vurduğu anda Asena bambaşka bir kadın oluyor. Dolunay-kurt misali.

Ya evlilik?..

Şimdi evlenmem, bir-iki senem var. Ama dediğim gibi bir adam olmalı.

5