Tuvalet kağıdı mı yiyeceksiniz?

Cuma, 02 Nisan 2010 - 05:00

Yemekteyiz’de (Show TV) dikkat çeken bir ayrıntı da sofra öncesindeki israf. Aslında tam olarak israf değil; açıkgözlülük diyelim... Biliyorsunuz, yarışmacılar akşam evde ağırlama öncesinde bir markete götürülüyor. Araba dolusu alışveriş yapılıyor. Kimi kağıt peçete alıyor, kimi paketlerce makarna. Tuvalet kağıdı alanları bile görüyor bu gözler... Eh sofrada, çok özür dilerim, tuvalet kağıdı yemeyeceklerine göre bu alışverişin programın bir kıyağı olduğu ortada... Yine de bir elin verdiğini diğeri görmemeli der büyüklerimiz. İnsanların gözünün içine bakarak dolmamalı o market arabaları. Hoş olmuyor!

Ezel ayağa dikilecek mi?

Ezel’de (atv) durumun senarist Kerem Deren’in iyileşmesine bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Bir fenomen yaratıyorsunuz ve Allah sağlık versin işin beyni rahatsızlanıyor; ne olacak?.. Ezel birkaç hafta ara verdi. Bu gibi durumlar için cepte bir B planı bulunması gerekiyor. Kerem Deren kendine gelinceye kadar devreye sokulacak bir plan. Yoksa eğer, yarattığınız artı değer cebinizde patlıyor... Seyircinin düştüğü durumu saymıyorum bile. Acil şifa dileyelim; hem Deren hem de Ezel’e!

Ve etkin bir ödül yola çıktı geliyor!

Televizyon sektörü için dağıtılan saygın bir ödül yoktu. Dolayısıyla iş üniversiteler ya da sivil toplam örgütlerinin adını duyurmak için verdiği ödüllere kalmıştı... Ödülü duyunca koşan meraklı çok bizim sektörde. Ama iş çığırından çıkınca verilenin “ödül” anlamına gelmediğini öğrendi hemen herkes... Peki milyar dolarlık bu sektörde iyiye iyi demek sadece eleştirmenlerin işi miydi? Bu köşeler paye dağıtma adresi olmamalıydı da... Bir süre Altın Kelebek, bir dönem de sadece bir kez dağıtılan Beyaz İnci ödülleriyle idare etti sektör. Hani görece olarak daha ciddi bir jüri süzgecinden geçtiği için. Ve sonunda çare bulundu... Altın Portakal Festivali’ni ödül adresi yapan organizasyon televizyon için de bir ödül örgütledi. Bir dönem TRT genel müdürlüğü yapmış rahmetli politikacı İsmail Cem’in adına gelenekselleşecek bir ödül süreci başladı... Ön ve seçici jürisinde ben de vardım bu işin. İşimiz hakikaten zor oldu. Akademisyenlerden yazarlara, eleştirmenlerden ödüllü yönetmenlere kadar çok ciddi bir ekip yüzlerce işi tek tek izleyerek oyladı... Ve şimdi 36 kategoride ödüle aday olacak beşli gruplar belli oldu. Adaylara bakınca vicdani bir rahatlama hissettim. Jüri gerçekten iyiye iyi, kötüye de kötü demekten çekinmedi... Adam, dizi, oyuncu, kanal ve ego kollamadan en iyilerin de iyisini seçmek için yola devam ediyoruz. 24 Nisan akşamı Antalya’da dağıtılacak olan ödüller, sektör için bir yol ayrımı da olacak... Sadece izlenmek değil, etkin olmak, emeğin yan damarlarından da karşılığını almak adına iş yapılacak bundan sonra ekranlarda. Ya da ben çok iyimserim... Şimdiden hayırlısı olsun!

Altay hâlâ asker mi?

Aşk Bir Hayal’e (atv) takıntımız geçmedi. Dizilerde hikayenin dışındaki işler nasıl başlarsa öyle gidiyor. Ben dizinin ikinci bölümünde girdiği halde ismi ancak dokuzuncu bölümde falan jeneriğe konan oyuncular da gördüm bizim ekranlarda... Dönelim başa. Bildiğim kadarıyla dizinin esas adamlarından Teğmen Altay’ın askerlikle bir ilgisi kalmadı. Ama jenerikte hâlâ resmi kıyafetlerle görüyoruz kendisini... Bir film karesini alıp da koymak çok mu zor oraya?..

Doktorum ne doğurdu?

Doktorum (Kanal D) doğurdu. Bekliyordum böyle bir şey. Televizyonda başlayıp da tutan formatların kaderidir bu; kopyalanır hemen... Sorun yok; ilk hep kazanır. Hele ki format tıpki klon olunca. Ama doğan bebeğin içinde bir de eski dost var. Burçin Şimşek... Tanıyanlar için haber vitrinleri ve son olarak Konuşa Konuşa (Kanal D) demem kafidir sanırım. Tanımayanlar da önümüzdeki pazartesinden itibaren hafta içi her sabah Herkes İçin Sağlık’ta görebilirler kendisini. Ne diyelim bebeğimiz sağlıklı olsun!

Film kutunuz olacak...

Son zamanlarda D Smart’ın şifresiz kanallarında yayınlanan filmlerin kalitesi ciddi bir oranda yükselmişti. Şifresiz kanalda etkin bir geri dönüşüm alan yöntemlerden biridir çıtayı yükseltmek... Kendi adıma gün içinde gördüğüm yöneticileri kutlayıp duruyordum binada. Ama geçen gün posta kutuma düşen haberle emeği bu köşeden de taçlandırmak şart oldu... Çünkü hafta sonları çocuk filmleri kuşağından ayda birkaç kez yapılacak gala filmlerine kadar tüm ayrıntıları düşünmüşler... Herkesin izle öde filmleri takip edecek ekonomik gücü olmayabilir. Onları gözden kaçırmamak da alkış toplayacaktır. Şimdiden bravo!

Bebek koltuğu nerede?

Aşk ve Ceza fanatikleri kızacak yine. Ama her izlediğimizde 41 kere maşallah çektiğimiz Ömer bebeğin arabaya bebek koltuğu olmadan bindirilmesi dikkatlerini çekti mi acaba? Benim çekti...