Tuzla'ya da uğrarsınız ya!

Salı, 06 Temmuz 2010 - 05:00

Milliyet’te dün, ‘Bosch fabrikasına mescit denetimi’ başlıklı bir haber vardı. Haberin içeriği şu: Bursa’daki Alman şirketi Bosch’a ait fabrikada çalışan biri, Başbakanlığa, “Namaz kılanlara yönetim baskı yapıyor. Ara dinlenmelerde soyunma dolaplarının olduğu yerde namaz kılana ihtar veriliyor. Bu psikolojik baskılar gün geçtikçe artıyor” diye bir ihbarda bulunmuş. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, Bursa Valiliği’nden konunun araştırılmasını istemiş. Bursa Vali Yardımcısı ve İnsan Hakları Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Usta ile AK Parti İl Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Kurulu Üyesi Mehmet Çetin, fabrikaya habersiz olarak ‘namaz ve mescit kontrolüne gitmiş. Sonuçta; çalışanlara böyle bir baskı uygulanmadığı, fabrikada 4 ayrı mescit olduğu ve dileyen işçiler cuma namazına gitsin diye otobüs kaldırıldığı ortaya çıkmış.

Önce baskın yapılıyor

Bu haber çok ciddi bir gerçeği gözler önüne serdi: Din, Türkiye’de bir silah, bir tehdit unsuru olarak kullanılmaya başlandı! Bir işçi çalıştığı kurumu dini kullanarak rahatsız edebiliyor. Devlet de böyle bir ihbarı anında değerlendiriyor. Bir ön araştırma yapmadan fabrikaya habersiz denetime gidiliyor. Sonuçta, Alman Bosch bu sahte ihbardan alnının akıyla çıktı. Ama ortada artık şöyle bir gerçek var: Çalıştığı kurumla arası bozuk olan işçi din ile ilgili bir ihbarda bulunursa gereği anında yapılıyor. İhbar doğru da yalan da olsa önce fabrikaya baskın şeklinde denetimciler geliyor. Diyorum ki; bu denetimciler, yeterli iş güvenliği olmadığı için 1985’ten beri 135, sadece son 6 ayda 14 işçinin öldüğü İstanbul Tuzla’da bulunan tersanelere de keşke şok baskınlar yapsalar. İnsan hakları esas orada ihlal ediliyor. Hem üstelik denetimciler de sevap kazanmış olurlar!

Aytaç Durak’tan mektup var

Adana Belediyesi Başkanı Aytaç Durak’ın haksız mal edinme iddiaları ortaya atılınca 28 Mart 2010’da İçişleri Bakanlığı devreye girmişti. Bakanlık, soruşturma bitene kadar Aytaç Durak’a görevden el çektirmişti. Bu süreçte Aytaç Durak, partisi MHP’den de istifa etmişti. Henüz ortada resmi rapor yok. Ancak İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin, Aytaç Durak’ın haksız mal edindiğine dair somut bir delil bulamadığı biliniyor. Gelgelelim; Aytaç Durak halen görevine iade edilmedi. Aytaç Durak bana yolladığı mektupta bu durumu şöyle anlatıyor:

Söz sırası Beşir Atalay’da

“AK Parti’den ayrıldıktan bu yana (Aytaç Durak, 1984’ten bu yana toplam 20 yıl Adana’da belediye başkanlığı yaptı. Bu sürecin 2004-2008 arasındaki döneminde AK Partili’ydi. Son yerel seçimlere MHP’nin adayı olarak girmişti ve yine belediye başkanı seçilmişti), belediyeden müfettiş eksik olmadı. 50’ye aşkın müfettiş gelip gitti. Evvelce denetimden geçmiş tüm dosyaları, Sayıştay, Başbakanlık Denetleme Kurulu raporlarını ve hatta kesin yargı kararlarını bile tekrar tekrar inceledikleri halde, hakkımda herhangi yüz kızartıcı dava açamadılar. Hakkımda; ikisi seçim yasaklarına muhalefetten, biri de savcılığa teslim ettiğim rüşvet kasedinde adı geçen Belediye Meclis Üyesi’nin bana açtığı hakaret davası var. Soruşturmanın selameti gerekçesiyle halen görevime iade edilmemem anayasaya, demokratik teamüllere aykırıdır.” Şimdi söz sırası İçişleri Bakanı Beşir Atalay’da. Aytaç Durak soruşturmasıyla ilgili olarak Bakan Bey’in de mutlaka edeceği iki çift laf vardır. Bekliyoruz. Beşir