Twitter okuyup Ekşi Sözlük'te yazmak

Cumartesi, 09 Ocak 2010 - 05:00

Eski bir Twitter kullanıcısı değilim. Ama eski bir Ekşi Sözlük yazarıyım. Sözlükte adımı, günlük hayatımda nikimi soranları hiç geçiştirmedim. Sözlükte yazdığım ‘entry’ler (yazılar) hiçbir zaman arkasında duramayacağım fikirler olmadı. Bunu anlatıyorum çünkü sözlük yazarlarına hep “yüzünü gizleyen saldırganlar” olarak hakaret edilir. Oysa doğru değil. En azından bütün sözlük yazarları için geçerli değil.

Sonra Twitter’da bir hesap açtım. Twitter’ı hala bilmeyeniniz var mı? Aylardır gazeteler bundan bahsediyor. Okuduğunuz magazin dedikodularının bir kısmı bu siteden yayılıyor. Twitter bütün köşe yazarlarının en az bir defa sözünü ettiği (Ben de bu yazıyla sıramı savmış oluyorum) sosyal paylaşım sitesi! Üzerinde çok tartışılıyor, çok konuşuluyor. Kullanıcılar teşhirciymiş hayatını yazıyormuş, röntgenciymiş başkasını takip ediyormuş. Ve daha neler neler...

Ben hangi kategoride olduğumu uzun süre anlayamadım. Eski bir alışkanlıktan mı bilinmez. Twitter’da okuduklarım hakkındaki düşüncelerimi Ekşi Sözlük’te yazıyordum. Bu konu üzerine gerçekten epey düşündüm! Belki de saçma bir konuyla vakit öldürdüm. Ve sonunda karar verdim. Ben kendimi gizlemiyordum, sadece Twitter’a adaptasyon zorluğu yaşadım.

Ekşi Sözlük ve Twitter bambaşka platformlar. Söz uçar, yazı kalırsa; Twitter sözdür, Ekşi Sözlük yazı. Ben fikirlerim havada uçuşsun istemiyorum. Dahası, benim yazdıklarımı fikrimi merak edenler değil, üzerinde yazdığım konuyu veya kişiyi merak edenler okusun istiyorum. Bu yüzden Ekşi Sözlük’te yazıyorum. Ama Twitter’a da adapte olmaya çalışıyorum!

TWITTER’DA MODA

Bu tartışmaların hepsi bir yanda dursun. Ben biraz da sitenin ‘moda’ yönünden bahsetmek istiyorum. Twitter’da moda ve sanat üzerine yapılan twit’ler var. Hem de bunları yazanlar herkesin bildiği ve yakından tanımak istediği isimler. Ufak bir takip edilebilecekler listesi yaparsak:

Stiliyle ‘It Girl’ unvanı almış model Alexa Chung. Alexa, Twitter’ında beğendiği markalardan, gittiği partilerden, katıldığı defilelerden bahsediyor. Ve bunlara fotoğraf eklemeyi de ihmal etmiyor!

Dita Von Teese, beyaz teni ve güzelliğiyle meşhur burlesk sanatçı. Twit’lerinde favori kokteylinin tariflerini, en fetiş rujunun markasını, parfümünün adını, güzellik sırlarını yazıyor. Zaman zaman da sevdiği fotoğraflarını paylaşıyor.

Karl Lagerfeld Chanel’in baş tasarımcısı olmasının yanı sıra enteresan bir kişilik. Twitter hesabında onu takip eden 170 bin kişi var. Kendisi ise kimseyi takip etmiyor. Twitter’da tek yaptığı her ay bir tane ‘özlü söz’ yazmak. Bugün Coco Chanel’in sözlerinden alıntı yapanlar ileride Karl Lagerfeld’in twitlerinden alıntı yapıyor olacaklar. Hatta şimdiden ufak ufak başlayanlar bile var...

Bunlar dışında, Rihanna, Britney Spears, Justin Timberlake, Lenny Kravitz, Lady Gaga, Amy Winehouse, Katy Perry gibi isimler de var. Onlar genellikle yeni albüm kayıtları, konserler, şarkılar hakkında yazıyorlar. Daha fazla isim saymayacağım. Buradan sonrasını ilgi alanlarınıza göre siz arayın. Ama benden ufak bir not: Dünyaca ünlü isimlerin çoğu, hesabını sahte olmadığına dair onaylatıyor. Onaylanmış isimlerin yanında mavi bir tik işareti var!

CRAZY HORSE ŞOVLARI VE TABİİ KIZLARI!

Paris’e gelen herkes Crazy Horse kabaresini bilir... Striptiz ve revü şovlarının yapıldığı güzel kızlarla dolu bir kulüptür. Paris’in en prestijli caddelerinden birisi olan George V’te 12 numarada bulunuyor. Crazy Horse bir kulüpten çok daha fazlası aslında. 1951 yılında başlayan bir geçmişi ve tarihi var. Çok düzenli ve kurallı bir işleyişe sahipler. Öncelikle şunu söylemeliyim: Crazy Horse kızları asla konsomasyon yapmaz! Konsomasyon yapmadıkları gibi striptiz kulüplerinin o meşhur ‘kucak dansını’ da yapmıyorlar. Crazy Horse şovları sadece sahnede oluyor.

Kızların ölçüleri ve kiloları belli. Boyları 1.66 ve 1.72 arasında olan uluslararası bir ekip. Fransız, İtalyan, Ukraynalı, Polonyalı, Rus. Ne ararsanız... Her gün prova, her gün kilo kontrolü. Bir kızın kilo alması demek solo şova çıkartılmaması veya daha kötüsü, sahneye çıkamaması demek. Şovu izleyen bütün kadınlar ve hatta erkekler onlara imreniyor ama Crazy Horse kızları hallerinden yakınabiliyor. Geceleri şovda, gündüzleri provada oldukları için sosyal hayattan koptuklarından yakınıyorlar!

Crazy Horse’un altın bir kuralı var: Kırmızı ruj! Prova dahil olmak üzere; kulüp sınırları içinde bütün kızlar kırmızı rujlu olmak zorundalar... Provaya gelen her kız üstünü değiştirdikten sonra hemen rujunu sürüyor. Makyajsız dahi olsa ruj dudakta!

Çoğu kişi kızlar çıplak dans ettikleri için ‘rahat’ bir yapıları olduğunu düşünüyor. Oysa gerçek hiç böyle değil. Sahnede ve hatta kamera karşısında çırılçıplak erotik danslar yapan bu dansçılar plajda üstsüz güneşlenmekten rahatsız oluyorlar. Yani sahnede ve kuliste bambaşka iki kişi halinde yaşıyorlar.

Ve kostümler! İşin güzel yanı da bu aslında. Crazy Horse’un moda ve ürün sattırma konusunda eskiden beri iyi bir repütasyonu var. Bu yüzden kostümlerini daima meşhur modacılar ve ünlü markalar hazırlamış. Crazy Horse kızlarını dönem dönem Azzedine Alaia, Paco Rabanne, Elie Saab, Karl Lagerfeld gibi isimler giydirmiş. Kızlar soyunmuş. Ayakkabılar mı? Tabii ki Christian Louboutin! Şimdilerde Crazy Horse yeni şovunu sergiliyor. Gitmek isteyenlere duyurulur.

USLU HAVAYOLLARI

Feride Uslu Almanya’da büyümüş bir Türk. Uslu Airlines (Uslu Havayolları) adını verdiği kozmetik ürünleri alanında çığır açtı. Uslu Airlines markası dünya yıldızları tarafından kullanılıyor ve her geçen gün gelişmeye devam ediyor. Şimdilerde Feride Uslu, Reebok’ın bilekli ayakkabısından yola çıkarak iki tane ayakkabı tasarladı. Uslu Airlines’ın bütün ürünleri ve renkleri ‘gidilecek hedef’ olarak bir havaalanı simgeliyor. Ürünlerine de uluslararası havacılık kodlamasındaki gibi 3 harften oluşan isimler veriyorlar. Bu yüzden ayakkabılardan birisinin adı ‘GLO’, yani ‘Glow in the dark’. Bu ayakkabı başta sade görünüyor olmasına rağmen geceleri karanlıkta parlıyor. Benim beğendiğim ise disko toplarından esinlenerek yaptığı RetroBall modeli. Bu modelin satışı henüz başlamadı ama fiyatı 100 Euro olacak. Glo ise şimdiden, 90 Euro’ya Colette’de satılıyor.