Üç adam 30 liradan...

Cuma, 29 Kasım 2013 - 05:00

Duyunca biraz afalladım. “3 Adam” (Star TV) isimli programa seyirci olarak katılanlardan 30 TL alınıyormuş. Daha doğrusu programın biletleri internet ve gişeler üzerinden satın alınıyormuş... Dünyada bunun örnekleri var mıdır, bilemem. Ama çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu o izleyici kalabalığının programa ciddi bir aksiyon getirdiği de ortada... Yani seyirciyle yapılan kolektif bir işe bilet kesmek de neyin nesi? Elbette TV ticari bir mecra ama böyle yan endüstriler de bir zamanlar otomobil sahibi olanların illallah ettiği çakma yedek parçacıları aratmıyor hani; haksız mıyım?

[[HAFTAYA]]

Şartlar eşit değil ki...


“O Ses Türkiye”deki (Star TV) elemelere itirazlarım kendiliğinden nükseden bir öksürük krizi gibi. Bu kez de düellolarda yaşanan bir haksız rekabeti gündeme taşımak istedim... Aslında haksız değil ama adil de değil. Kadın ve erkek sesinin birbirinden çok farklı melodik yapıları vardır. Dünyanın hiçbir yerinde kadın ve erkek sesler “karşılaştırmalı” bir yarışa sokulmaz. Çünkü şartlar eşit değildir... Kadın sesinin yükseldiği yere bir erkeğin yükselebilmesi mümkün değildir. Ya da bir erkek sesinin alt tonlarını kadından duyabilmek imkansızdır... Hâl böyle olunca bir şarkı etrafında farklı tınılarla dönen seslere not vermek veya onları elemek bana göre adil olmuyor... Önemli olan sahnedeki tavır diyorsanız o ayrı. Ama sonuçta yarışmanın ismi “O Ses Türkiye” değil mi?

Vay benim canım kardeşim!

Reyting ölçümlerinin karnesi saydığımız ilk yüz listesinde “Canım Kardeşim” diye bir dizi var. Aslında bir üç boyutlu animasyon... Günde üç öğün TRT Çocuk ekranında yayınlanıyor. Ve yayın saatinde yüzde 15’lere varan bir izlenme dilimini kapıyor... Bu arada benim diyen dizileri de alt sıralara gömüyor. “Canım Kardeşim”; Müge ve Mine isimli iki kardeşin sevgi dolu hikayesi. Bir de kedileri var, adı Mıcır... Toplayınca M harfiyle başlayan üç karakter var ortada. Yapımcının uğurlu harfi desek de olur bunun için, uğurlu geliyor çünkü. Şiddetle tavsiye ederim; sevgiyi bölüşmek adına...

Geriye ne kalır?

Vallahi sorum çok net; “Süleyman’dan yası alın, geriye ne kalır?”. “Muhteşem Yüzyıl”ı (Star TV) izlenir kılan her karakterin terk-i dünya edişinden sonra Kanuni karakterinin girdiği derin iç hesaplaşma oluyor... Halit Ergenç’in oyunculuğun keskin virajlarını sıkı bir direksiyon hakimiyetiyle alması sadece karaktere değil, diziye bağımlılığı da körüklüyor. Bunu bir kenara not edin... Gelelim Demir Çekirdek de denilen derin devlet işlerine. Belli ki daha sonradan Teşkilat-ı Mahsusa olarak bilinecek haber alma teşkilatını Hürrem yengemiz(!) kurmuş. Ne o divan toplantılarında tele kulak skandalı hali? Sonradan “Aşk-ı Memnu” ile meşrulaşan ve dizilerin vazgeçilmezi olan kapı dinleme olaylarının miladı ortadadır artık ey ahali!

Mali, bari bu kez büyüsen!

Fox TV’de Mehmet Ali Erbil için hummalı bir çalışma var. Ocak ayının başından itibaren günlük bir yarışmaya başlayacak olan şovmenin küllerinden tekrar doğacağı söyleniyor... Peki, Mali’nin yeni yarışması tutar mı? Mehmet Ali ne yaparsa yapsın önemli bir izleyici kitlesi ondan soğumuyor, tersine özlüyor... Ekranda olmadığı dönemde bile ses verdiği reklamlara mesela kulak kesilen ciddi bir kalabalık tanıyorum. Bunu kendisi de bildiği için rahat davranıyor... Bu kez diyorum; o rahatlığı bir kenara koyup, olgunluk dönemine yakışan bir tablo ekrana çıkarsa... Ve hepimizi şaşırtıp “büyümüş” bir Mehmet Ali Erbil olarak karşımıza çıksa. Yani bir kez olsun ezberi bozsa, ne olur hani?