Üç nokta

Cumartesi, 10 Temmuz 2010 - 05:00

Şunları her gün duymaktan bıktım usandım:

- Bir grup teröristle temas sağlanmış. Ne demek temas? Diyalog mu? İlişki mi? Yârenlik mi?

- Teröristler karanlıktan yararlanarak kaçmış...

Nedense karanlıktan yararlanmak, Mehmetçik’e hiç nasip olmuyor.

- Bölgede geniş çaplı operasyon başlatılmış...

Geniş çaplı, yâni, ‘hava’, ‘kara’ mümkün olsa belki ‘deniz dahil’ bütün kuvvetler, bir grup teröristin peşinde...

Sayın komutanlar.

Resmi açıklamalarda bile ezber’den kurtulamıyorsak, yeni stratejileri nasıl üretebiliriz?

Referandum

Evet de deseniz, hayır da deseniz, bir sebebi, bir gerekçesi olmalı.

- Neden evet?

- Neden hayır?

Biliniz ki vatandaş hiçbir neden dinlemeyecek? Ve hiçbir neden söylemeyecek.

Onun tek ölçüsü var:

- Erdoğan’a destek.

- Erdoğan’a köstek.

Destekçiler sandığa gidip “evet” diyecek. Köstekçiler “hayır” diyecek. Hangisi fazla çıkarsa maçı o kazanacak.

Bu bakımdan, Kılıçdaroğlu’nun “hayır’da hayır vardır” gibi bilimsel gerekçeler aramasına lüzum yok.

Sürpriz

Evet, sürpriz... Çünkü herşey olabilir. Ama, ya şöyle birşey olursa?

Yüksek Seçim Kurulu, bir açıklama yapar da Anayasa Mahkemesi’nin kararını “yok” saydığını söylerse, o zaman ne olur?

Diyeceksiniz ki, hangi gerekçeyle?

O kolay.

Çünkü biz hukuku, lisedeki münazaralara çevirdik. Kim daha zeki ise galip odur.

Zavallı Turgut Özal...

Anayasayı bir kerecik delmekle birşey olmaz demişti de burnundan gelmişti.

Şimdiki halimize bakın.

Deline deline Anayasa kevgire döndü.