Uçak: Kanatlı sevgilim

27 yıldır helikopterler ve çift kanatlı uçaklarla gökyüzünü fetheden, uzun zamandır da akrobasi uçağıyla gösteriler yapan bir pilot Ali İsmet Öztürk (49)...

10 Ağustos 2013, Cumartesi 05:00
A A

 Türkiye’nin en ünlü akrobasi pilotlarından. Mor kanatlı uçağıyla gökyüzüne dumanla kalpler çiziyor, saltolar atıyor, köprü altlarından geçerken yerçekimine meydan okuyan hareketler yaparak izleyenlerin yüreğini ağzına getiriyor. O, gökyüzüne ve uçağına aşık bir adrenalin bağımlısı...

Röportaj: Ali R. Karadağ

alirkaradag@gmail.com

Gökyüzüyle yaşadığınız bu kıskandıran aşk nasıl başladı?

Uçma zevkini 20’li yaşlarımda tattım. O günden beri durmadan uçuyorum. Aslında işletme okudum, mesleğim biraz masa başı işi. Ama çocukluğumdan beri aklım fikrim havada olduğundan havacılık mesleğim oluverdi.

Uçmaya helikopter pilotu olarak başladım. İlk akrobasi deneyimimi 1988’de yaşadım. Almanya ve Amerika’da eğitimler aldım. Hem uçak hem helikopter bakım teknisyeni lisansım var.

Gökyüzünde süzülme merakınızın hikayesi nedir?

Küçük bir çocukken yatağımdaki çarşaf ve çamaşır ipleriyle saçmasapan bir paraşüt yapıp kendimi ikinci kattan atmışlığım vardır. Korku ve azim arasında çok gidip gelirdim.

Profesyonel havacılık ile her şey yerli yerine oturdu. Bu arada ‘çarşaf paraşüt’ projesinden sonra hiçbir zaman gerçek paraşütle atlama cesaretini gösteremedim.

Akrobasi uçuşları yapmak nereden aklınıza geldi?

Aklıma gelmedi, zaten hep aklımdaydı. Kendimi bildim bileli gökyüzünde bir yerlerdeyim. Ancak havada uçuyorken hayatta olduğumu hissederim. Yerde olduğum zamanlar ise yaşamak için beklediğim anlardır. Gökyüzü benim evim.

Tanrı’nın mekanı olarak varsayılan o yerde tek başıma olmak beni alıp götürüyor. Akrobasi bunun dışında bir şey değil zaten, o sadece yukarıda anlattığım maneviyatın bir başka boyutu. 1992’de ilk uçağımı aldım, hayalimi bir adım ileriye taşımış oldum.

“Yüksekten çok korkarım” 

Uçakla yükselip akrobasiye başladığınızda neler düşünüyor, aklınıza neler getiriyorsunuz?

Yüksekten korkarım, komik ama gerçek. Neticede ben de insanım, herkes gibi korkularım var. Akrobasi, ileri uçuş tekniğidir. Bir hava sporudur. Yani ben bir sporcuyum ve buna uygun şekilde yaşamak, hayatımı buna göre sürdürmek zorundayım.

Orada, binlerce insanın gözü önünde uçarken ciddi bir sorumluluk taşırım. Zira akrobasi gösterisi yapan pilotun, izleyenlerin huzurundayken kendini öldürme hakkı yoktur. Emniyet kurallarına uymak, hiç kimseyi tehlikeye atmamak esastır.

İşinizin zorluklarını, tehlikelerini anlatır mısınız?

Her işin kendine göre zorlukları ve tehlikeleri var. Ama tehlikeli olan uçmak değil, çarpmak. O zaman, yeri kendinizden uzak tutmayı, ona çarpmamayı öğrenmelisiniz.

Bu yüzden ne kadar yüksek uçarsanız o kadar emniyettesinizdir. Akrobasi gösterileri ise yere yakın olmak zorunda, bu da tehlikeyi getirir. Önemli olan, bununla başa çıkabilecek bilgi, beceri ve eğitime sahip olmak.

İlk akrobasi uçuşunuz nasıldı?

2000 yılında, İstanbul’daydı. Pek bir şey düşünemedim uçarken. Gösteri pilotu sıfatıyla uçmak baskı oluşturuyor. Biraz karambol oldu ama başarıyla tamamladım.

Ya ilk yurt dışı gösteri uçuşunuz?

2004’te, Bulgaristan’ın Plovdi şehrinde yapılan bir organizasyona davet edilmiştim. Daha sonra yüzlerce kez katılacağım organizasyonların başlangıcıydı o davet.

“10 yılda 600 gösteri uçuşu 

Talihsizlik yaşadınız mı?

Akrobasi öncesi uçuşlarımda bazı teknik sorunlar yaşadım. Ama gösteri uçuşlarında ciddi bir sorunla karşılaşmadım.

Biraz da başarılarınızdan söz edelim.

Şuna inanıyorum; insan, en çok hatayı kendisini anlatırken yapar. Yaptıklarımı anlatmaya yardım eder diye, sayılara başvurabilirim: Son 10 yılda İngiltere, Slovenya, Çek Cumhuriyeti, Rusya gibi 21 değişik ülkede 600’den fazla gösteri uçuşu yaptım. Ülkemizi, insanımızı temsil ettim.

Aileniz sizin için endişeleniyordur herhalde.

İki kızım var, 22 ve 26 yaşındalar. Onlar da alıştılar artık.

“GENÇLERİ yetiştiriyorum”

Uçuş organizasyonlarına nasıl katılıyorsunuz? Şartlar ne?

Davet ediliyoruz. Özellikle uluslararası organizasyonlarda siciliniz çok önemli. Ciddi bir kaza yapmamış olmanız, belli bir uçuş seviyesinde olmanız gerekiyor. Ülkemizdeki bazı organizasyonlarda ben de organizatörlük yapıyorum ve davet edeceğim pilotlarda bu özellikleri arıyorum.

Başka neler yapıyorsunuz uçmaya yönelik?

Genç arkadaşlarımızı yetiştirmek, onlara hava akrobasi sporunda bildiğim ne varsa aktarmak istiyorum. Şimdilerde yetiştirdiğim öğrencilerimle Antalya’da kamptayız. Her günümüz sadece akrobasi ile dolu. Elbette önlerinde sadece çalışmakla geçecek yıllar var ama onlara güveniyorum.

Kamptan söz edin biraz da. Uçmak isteyenler ne yapmalı?

Hava akrobasisi yapmak, ileri uçuş tekniği bilgisi gerektirir. Bunun için önce pilotluk eğitimi alınmalı. Bu eğitimi uçuş okulları veriyor. Akrobasi, işin üst derecesi. Kampımızda, lisanslı pilotlara 13 saatlik uçuş ve akrobasi eğitimi veriliyor.

Teorik-pratik bir eğitim. Asıl mücadele, bu eğitimi aldıktan sonra başlıyor. Sürekli çalışmaları ve kendilerini geliştirmeleri gerek.

Köprünün altından geçecek

Uçağınız hakkında neler söyleyeceksiniz?

Tasarımına katkıda bulunduğum Purple Violent (Mor Menekşe) adlı uçağımı 2003’ten beri kullanıyorum. Çift kanatlı, pitts s2s model, 450 Hp gücünde bir uçak. Eğitim uçağımız ise iki kişilik.

Yapmak istediğiniz özel bir uçuş var mı?

Evet. 2000 yılında, Boğaziçi Köprüsü’nün altından geçerek “Avrasya Taklası Projesi” adını verdiğim bir uçuşu yapmak istemiştim. O zamanki şartlar ve mevsim uygun değildi. O projeyi gerçekleştireceğim inşallah.

(03.08.2013 tarihli Cumartesi Postası ekinden alınmıştır.)

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.