'Üniversiteler tekkeden bozma kurumlar'

Bugüne kadar 60 kitap yazan, Kuran-ı Kerim meali bile 378 baskı yapan ilahiyatçı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk (61) şükür ki sağlığına kavuştu; bir yıl önce yakalandığı mide kanserini yendi

'Üniversiteler tekkeden bozma kurumlar'

ÖMER GÖREN

ogoren.aktuel@gmail.com

 Hoca, kısa süre sonra piyasaya çıkacak yeni kitabı 'Kuran Açısından Şirk' ile ortalığı karıştıracağından emin. Muhteşem villasında bizi ağırlayan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk her zamanki sivri dili, dobralığı, dürüstlüğüyle çok ama çok ses getirecek açıklamalarda bulundu.

- Hocam, öncelikle geçmiş olsun. Sağlık durumunuz nasıl?

Geçirdiğim mide ameliyatı sonrasındaki sağlık durumum çok iyi. Tedavim bitti. Kontrol dönemlerim başladı. Evimde hem dinleniyor hem çalışıyorum.

- Yeni çalışmalarınızı öğrenebilir miyiz?

Hayati kitaplarımdan biri saydığım ‘Kuran Açısından Şirk’ adlı kitabımın rötuşlarını yapıyorum. İçeriğinde hep yanlış anlatılmış, yanlış hadis üretilmiş Kuran’a dair gerçekleri anlatıyorum. Kısacası ısrarla üstü kapanan gerçeklerin önünü açacak bir kitap bu. İki ay içinde çıkacak ve diğer kitaplarımdan da çok çalkantı yapacak. Kuransal gerçekleri anlatıyorum, benim misyonum bu. 60 küsur kitap yazdım. Her biri kendi alanında önemli. İş olsun diye kitap yazmıyorum. Romancı filan da değilim.

- Kitabınızda neden ‘şirk’i işlediniz?

Şirk, Allah’ın yetkilerini insana kullandırma kurumudur. Şirk, bir dindir. Allah’ı kabul eder ama yanısıra bir ortaklar panteonu da devreye sokar. İslam dini adı altında bugün panteonlu bir din yaşanıyor. Fakat bunu saklıyorlar. Kuran diyor ki: Allah’a inandım demekle iş bitmez. Allah’a güveneceksin. Allah’a güvenen adam sahtekarlık, hırsızlık, dolandırıcılık, hainlik yapamaz ve başkalarını da aldatamaz. Bunlar Allah’a güveni yok eder.

- İslam dünyasında ve Türkiye’de bu durum nasıl?

“Allah’a inanıyorum” diyor, kendine göre din geliştiriyor, cami aboneliğini bunun başına koyuyor, “Camiye aboneysen istediğin melaneti işleyebilirsin” diyor. Ben bunu ‘Maun Suresi’ kitabımda deşifre ettim ve yıktım. ‘Aç kalmayayım diye başkalarının rızkına musallat olanın, halkın malını çalanın, kamu malını talan edenin, ikiyüzlülük yapanın namaz-niyazı onlara lanetten başka bir şey getirmez’ diyor Kuran. Bunu söylediler mi bu halka? Şirk, işte bu şemsiye altında bütün ahlaksızlıkları ve Allah’ın yetkilerini ona buna kullandırtmaktır. Bunlar Allah’a güvensizliğin işaretleridir. Bana söyler misiniz dinciler Allah’a güveniyor mu?

- Şey, bunun yanıtı sizde hocam...

Peki, söyleyeyim o zaman: Allah’a güvenen devleti soyar mı? Başkasının hakkına tecavüz eder mi? Orman alanlarını yağmalar mı? Demek ki cami sayısını arttırmak veya namaz kılmak hiçbir şey ifade etmez. Biz, insanların insanlarla olan münasebetlerine bakarız. İnsan hakkına dokunuyor mu dokunmuyor mu? Kuran, dindarlığı, takvayı, insanlararası ilişkilerde değer olmaktan çıkartmıştır. Kuran’ın büyük devrimlerinden biri budur. Takva, Allah’la insan arasındadır. Onun için “Dindar başbakan, cumhurbaşkanı istiyorum” demek Kuran açısından hezeyandır. İşte çıkacak kitabım bunları deşifre ediyor.

- Düzelir miyiz acaba? Horoza demişler; “Tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıkar?

Tavuklarla 24 saat beraber olan sensin, bilirsin.” Horozun cevabı: Hangisi hangisinden çıkar bilmem. Ben işimi yapar, geçerim. Gerisini siz yapın. Şimdi, ben de düzelir mi düzelmez mi bilmem. Ben vicdanımın, ilmimin ve irfanımın yüklediği görevi yapar, geçerim.

- Sırası gelmişken... Kuran’ı belli şekilde okumak mı gerekiyor?

Yani abdest alıp başı kapattıktan sonra mı?.. Birileri, bu halkın Kuran okumasını asırlardır engelledi. İstediğin gibi okursun. Kuran diyor; ister yan yatarak, ister ayakta, ister oturarak... Aynen ayeti tercüme ediyorum size. Kuran’ın ayakta, başı örtülü, abdestli okunacak şartı yoktur. Kim aksini söylüyorsa şeytanın çocuğudur.

‘At binmeye tutkunum’

- Hobileriniz ve fobilerinizi de öğrenebilir miyiz?

Valla, yobazın dincisi de dinsizi de fobim. Hobilerime gelince: Müzik dinler, spor yapar, yüzerim. Koleksiyonlarım da vardır. Farklı ağaçlardan ve taşlardan yapılmış yüzü aşkın tespih koleksiyonu sahibiyim. Ayrıca 10 adet çeşitli marka ve çapta tabancam var. Ve 15 tane kama, bıçak, çakı gibi kesici aletler... Bir de at binme tutkum...

Hastalık öncesinde haftada 2-4 gün binerdim. Bana hediye edilen bir İngiliz atı vardı, rahatsızlanınca binemedim, birine verdik. Şimdi yeni bir at tedarik etmeye çalışıyorum, yakında başlayacağım. Ben atın üzerinde tam teçhizatlı Cevat Kelle gibiyimdir.

‘Amerika’ya olumlu cevap vermedim’

- Yapmak isteyip de yapamadığınız şeyler oldu mu?

Herkesin vardır, benim de var. Mesela siyasette yapmak istediklerimin hiçbirini yapamadım. Çünkü Amerika’nın taleplerine olumlu cevap vermedim. Millet hatıralarımı yazacağım kitabımda okuyacak bunları. İlkelerimden geri adım atmadım. Siyaset, benim insan ve hayat konusunda tekamülümü sağladı. Bence herkesin siyasete girmesi gerekir.

- Siyasete giren bozuluyor mu hocam? Ben bozuldum mu?

İlkelerimden taviz verseydim ve orada olmaya devam etseydim sadece milletvekili olmaz, ölünceye kadar bakanlık koltuğuna otururdum. Siyasete girmek, verdiğim en isabetli karardı.

- Hatıralarınız ne zaman yayınlanacak?

Acele yok, bekleyin. Hatıralarımda, siyasetle birlikte bugün telaffuz edilmeyecek şeyler var. Mesela özel hayatımla ilgili aşklar ve daha neleeer var neler.

‘Dindar gençlik lafı, sakat talep’

- Başbakan’ın ‘dindar gençlik yetiştirme’ sözü için ne söylersiniz?

Başbakan “Dindar gençlik yetiştireceğiz” derken “Kininizi unutmayın” demiş oldu. Dinle kini aynı kefeye koydu. Bu yüzden Başbakan’ın o talebine değer vermiyorum. Sakat bir talep. Zaten dinin yüzyıllardan beri söylediği, Başbakan’ın söylediği gibi değil.

- Ya bazı okulların imam hatipleştirilmesi?..

Cumhuriyet’in aydın yetiştiren projelerini lağvettiler. Okul mu kaldı Türkiye’de?.. İster imam hatip, ister lise açsın, benim için fark etmez. Adına ne dendiği önemli değil. Türkiye’de eğitim yok edildi. Ülkemizde yüz bin cami var, üçte biri kadar okul yok.

- Eğitim nasıl yok edildi?

Kırk yıl eğitimin içinde kaldım. “Türkiye’de şu kadar üniversite var” diyorlar, onu benim külahıma anlat. Bunların neresi üniversite! Üniversite, evrensel bilgilerin okutulduğu, hatta geliştirildiği yerlerdir. Bizdekilerin bir kısmı tekke bozması kurumlara dönüşmüş. Türkiye böyle hiçbir yere gidemez.

“Ben din adamı değil, dini ilimler adamıyım”

- Her zamanki gibi yine iddialı sözler ediyorsunuz hocam. Yalan mı?

Emperyalizm, ‘Atatürk Cumhuriyeti’ni mahvederek Türkiye’yi model olmaktan çıkarıyor. Utanmadan “Biz sizi Batı’ya model yapacağız” diyorlar ve içerden buldukları Atatürk düşmanlarıyla bu işi gayet güzel kotarıyorlar. Bu şekilde de Türkiye’yi bitiriyorlar. Kurtuluş Savaşı’nın intikamını aldı Batı. O gün Damat Ferit’lerle Milli Mücadele’ye karşı çıkanların yapamadığını bugün Batılılar masa başında bitirdi. Bana kimse bir şey anlatmasın. Ben ne mal olduklarını biliyorum Batılıların. Normal tabii. 80 yıl geçmeden kurtarıcı gazisine ihanet eden bir millet, millet olur mu? Atatürk’e yapılan nankörlük bu halkı çarptı. Daha da çarpacak. Durun bakalım daha neleeer olacak, neler...

- Neler olacak ki?

Allah, Türk halkının faturasını kesmiştir, o faturayı ödeyecek bu halk. Ödemeden paçayı kurtaramaz. Emperyalizmle işbirliği bitmeden Türkiye selamete çıkamaz.

- Aktif siyasete tekrar girer misiniz?

Kurduğum partinin genel başkanlığından ayrıldım. Bugün siyasetle ilgim yok. Niyetim de yok. Yarın ne olur, bilemem.

- Yaptığınız işi, kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Ben din adamı filan değilim. Din adamı tabiri benim dinimde yok. Dini ilimler adamıyım. Elbette ki dinimi yaşayan bir adamım. Dinimi, birilerinin anladığı gibi yaşayacak kadar dangalak da değilim.

- Pişmanlıklarınız veya keşkeleriniz var mı?

Tabii ki var. Bazen kalp kırmalarım olmuştur, en çok onlardan pişmanlık duyarım. Siyasette pişmanlığım hiç olmadı, çünkü siyasetin bana verdiği tecrübeyi beş fakülte okusam kazanamazdım.

- Sinirlendiğinizde ya da stresliyken ne yaparsınız?

Bir defa Türk sanat müziği dinlerim, mevsimine göre giyinip 40 dakika yürür, döndüğümde de kendimi çelik gibi hissederim. Veya çok sevdiğim insanlar varsa, erkek ya da kadın, onlarla sohbet ederim.

‘Evlenebilirim, çünkü henüz pilim bitmedi’

- Özel hayatınızda işler yolunda mı?

İki evlilik yaptım. İlkinden üç, diğerinden bir olmak üzere, 4 çocuğum var. İki yıl önce ikinci eşimden boşandım. Şimdi bu kocaman evde yalnız yaşıyorum. Bundan sonra evin içi yeniden dolar mı dolmaz mı bilemiyorum. Hayırlısı. Henüz pilimiz de bitmedi Allah’a şükür.

- Tatile gider misiniz?

Bu sene dağa gidecektim, hastalığımdan olmadı. Bu yaz denize de giremedim, evimin bahçesinde güneşlenerek vücudumu simsiyah yaptım. Seneye acısını çıkartacağım inşallah.

- Favori tatil mekanlarınız var mı?

Sıcak yerleri çok severim ama tatil için eylülü tercih ederim. Bu kış Akdeniz ülkelerine gidebilirim. Ege kıyılarına hastayım. Yeniden evlenirsem, İzmir-Urla’da bir ev yaptırmayı düşünüyorum.

Sosyal hayat üzerine...

- Titizsiniz galiba.

Evet, titiz ve mükemmeliyetçiyimdir. Hayatıma giren kadınlar ve iki eşim de en çok bundan şikayetçiydi.

- Giyim-kuşama da önem verdiğinizi herkes görüyor.

Kesinlikle. İşim icabı almak zorunda kaldığım 100’e yakın elbisem, bir o kadar da kravat, gömlek ve ayakkabım var. O kadarını da ihtiyacı olanlara dağıttığım halde yine de dolaplarım doluyor.

- Yemekle aranız nasıl?

Gayet güzel iştahım var. Günlük sebze ihtiyacımın bir kısmını evimin bahçesinde, bir kısmını da Sapanca’daki yerimde yetiştiriyorum. Ben dışarıda parça et ve balık dışında bir şey yemem. Hele tencereye girmiş bir yemek, asla... Bizdeki gıda sektörü dünyadaki en haysiyetsiz sektördür çünkü. Aslında her yemeği severim. En çok da balık, kara ve beyaz lahana... İşkembe çorbası, sakatat, salam, sosis gibi yiyecekleri hayatta yemem, evime de kesinlikle sokmam.

- Sinema ve tiyatroya gider misiniz?

Yerli-yabancı komedi, aksiyon, macera gibi filmleri pek ayırt etmeden seyrederim. Defalarca seyrettiğim filmler vardır: ‘Dr. Jivago’, ‘Gemide İsyan’, ‘Baba (Godfather)’, ‘Gönül Yarası’, ‘Züğürt Ağa’...

- Hastalığınız yaşam kalitenizi çok etkiledi mi?

Çok etkilemedi. Hastalıktan önce bol spor yapardım, şimdi doktor yasağıyla fazla yapamıyorum.

- Takım tutuyor musunuz?

Trabzonspor’un lisanslı sporcusuyum. Zaten judo lisansım da oradandır. Onun yanında da Galatasaraylılığım vardır.

(17.11.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)