Ünlü yapımcıdan şok açıklama

Fatih Aksoy, dizi setlerindeki çalışma şartlarından dizi sürelerinin kısaltılmasına kadar bir çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu

03 Mart 2011, Perşembe 10:36
A A

Yaptığınız projelerin hepsi var önümde, Pop Star'dan, Buzda Dans'a, pek çok diziye, sizi, bu projelerden hangisi  mesleki açıdan en çok tatmin etti? Bir dizi yapmayı mı daha çok seviyorsunuz, yoksa diğer formatları mı?

Ben dizi yapmayı sevmiyorum. Allah biliyor ya, bence çalışma şartları çok uygun değil ve çalışan insanların, ne oyuncuların ne sette çalışanların yüzlerine de gönül rahatlığıyla bakamıyorum. Çünkü bu şartlar artık galiba dünyada yok, 1800'lerde falan vardı.

O kadar fena mı?

Tabii, bir para veriyorsunuz sınırsız çalıştırıyorsunuz.

Biz verilen paraları gazeteden okuyoruz, bölüm başı 50-60 bin liradan bahsediliyor!

O paralar başroldeki oyunculara veriliyor, sette çalışana vermiyoruz.

O paralar hakikaten veriliyor mu?

Tabii ama sette çalışana, ışıkçıya, kamyon şöförü ya da reji asistanına o parayı vermiyorsunuz. Ama onları da kanlarının son damlasına kadar çalıştırıyoruz. Ve aynı şey başrolde olmayan daha alt kademedeki oyuncular için de geçerli, ne yazık ki onlar o paraları alamıyorlar. Ayrıca ekonomi de buna uygun değil ama bence dünyada da oyunculara ödenen ücretler Avrupa düzeyinde, halbu ki avrupa ekonomileri buradan daha parlak, mesela Alman ekonomisi Türk ekonomisinin  aşağı yukarı dört katıdır, demek ki reklam harcamaları da 3-4 katıdır. Biz, dizi oyuncularına oradan daha yüksek ücretler ödeyebiliyoruz. Onun için de dizi yapmak insanda çok derin iç huzuru yaratan bir şey değil. Ama televizyon programları daha eğlendiğim, daha mutlu olduğum, çalışanlarla da daha mutlu bir ilişki kurduğum bir şey, dizilerde ne yazık ki öyle bir durum olamıyor.

O zaman siz bu dizilerin süresinin kısaltılacak olmasından memnunsunuz öyle mi?

Nasıl kısaltılacak?

Öyle toplantılar yapılıyor, RTÜK'ün gündeminde dizilerin kısaltılması meselesi var, bu mümkün mü?

Ben bunun RTÜK'le ne gibi bir ilgisi olduğunu anlamadım. Bu Çalışma Bakanlığı'nın işidir. Ben size suç duyurusunda bulunuyorum. Kendimi de işin içine katıyorum 'biz bir para veriyoruz ve o para ile insanları sınırsız çalıştırıyoruz.' Çalışma Bakanlığı yasaları uygulayacak. Mesela siz burada insanlara sonsuz mesai yaptıramazsınız, buranın patronu yaptıramaz. Çünkü Çalışma Bakanlığı'nın standartları vardır, belli bir iş saati vardır, haftalık çalışma saati vardır. Mesai ne kadar yapılırın bir standartı vardır ve onun da daha fazlası yapılamaz.Biz öyle değiliz. Biz sanki Türkiye'de değil başka bir ülkede yaşıyormuş gibi, biz yasalarla bağlı değiliz. Çalışma Bakanlığı yasaları uygulayacak, diyecek ki: ' Haftalık çalışma süresi 40saattir, 45 saattir ve bunun yarısı kadar da mesai yapılır 60 saat çalışılır daha fazla değil.'



Peki RTÜK bu konuya ilgisini neye dayandırıyor? Pek çok yapımcıyla da görüşüyor, size hangi bağlamda bu işle ilgilendiğini söylüyor? Ya da niye kimse sormuyor?

Bilmiyorum, durumdan vazife çıkarıyorlar. RTÜK bu meseleyi çözemez. Diyelim ki, RTÜK 'dizi süreleri 45 dakika' dedi. Ben iki bölümü üst üste yayınlasam kime ne bundan? Cuma günü Feriha'nın 7. ardından da hemen 8. bölümünü yayınlasam kime ne bundan? Kim bana 'hayır sen iki bölüm üst üste yayınlayamazsın' diyebilir ki? Bu iş öyle düzenlenebilecek bir iş değil. Bu iş Çalışma Bakanlığı'nın standartları vardır, kapitalizmin geldiği noktada işçi hakları ile çözülür. 'Belirli bir saat çalıştırabilirsiniz, daha fazla çalıştıramazsınız' o kadar, daha fazla bir şeye ihtiyacı yok. Eğer yasalar uygulanırsa biz o kadar çalıştıramayız, o kadar çalıştıramazsak dizilerin süresi o kadar olamaz. Ya da başka formüller buluruz.

AMERİKA'DAN ÖNDEYİZ

Ama o zaman da o kadar reklam almaz gibi değil mi? Kazancı etkiler mi?

Durum şu: Bugün Türk dizileri çok parlaklar, çok iyiler bu bölgede türk dizilerinin bu kadar popüler olması rastlantı değil. Her şey üst üste geldi, biraz Türkiye'nin yıldızı yükseldi. Türk dizileri içerdikleri derinlikler itibari ile, taşıdıkları görsel kaliteyle bu bölgede Amerika'dan çok daha öndeyiz. Bu bölgeden kastım bir tek Orta Doğu değil, Balkanlar ve Doğu Avrupa'yı da söylüyorum. Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Hırvatistan, Makedonya vs. Türk dizileri neredeyse %60'a varan oranlarda izleniyor. Bunun sebeplerinden biri Türkiye'deki senaristlerin daha fazla derinliğinin olması, bizde teknik kalitenin çok yüksek ki bunu parayla elde ediyoruz.

Ona göre yatırım yapıyorsunuz.

Kullandığımız şeyler; kameralar, ışık malzemesi vs.bunların hepsi parayla yapılıyor ve bugün o para türkiye'de var. Çünkü prime-time'da tek bir dizi yapıyoruz, üç dizi yerine bir dizi yapıyoruz dolayısıyla üç diziye harcanacak para bir diziye gittiği için de daha yüksek kalitede işler elde ediliyor. Bu rakamı üçe bölerseniz, üç tane iyi dizi elde edemeyebilirsiniz. Buradaki mesele şu: 90 dakika çekebiliyorsanız ve çalışanların meselesi çözülüyorsa, normal-makul süreler çalışarak 90 dakika çekebiliyorsanız kimse  bir şey diyemez. 180 dakikalık televizyon programları yapıyorduk. Mesela Pop Star 3 saat sürüyordu, kime ne?  Tabii bu konuda seyircinin bir talebi olabilir 'ben bu kadar uzun süreli progrlardan sıkılıyorum, seyretmek istemiyorum' diyebilir.  

Reytinglere bakarsak seyirci öyle bir şey demiyor.

Seyirci şimdilik sıkılmıyor. Ama uzun vadede sıkılabilir, bütün bir geceyi bir diziye ayırmak istemeyebilirler. O durum arz-talep dengesi ile çözülebilecek bir şeydir. Seyirci isterse daha kısa diziler gelir vs. Ama şu anda bu meselenin muhattabı çalışanlardır., çalışanlar insani koşullarda çalışmalıdır. İnsani koşullar sağlanıyorsa ister 90 dakika yapın, ister 180 dakika yapın kime ne?

Siz sonuç olarak 'gerekirse diziler kısaltılabilir ama bu RTÜK'ün konusu değil. RTÜK bununla ilgilenmemeli' diyorsunuz. Biz aynı konuyo gazetede Polemik sayfamızda da tartışmıştık ve o zaman görüştüğümüz yapımcılardan bazıları şunu söylemişti:'Eğer dizi süreleri 45 dakikaya inirse oyuncular hiçbir şekilde fiyatlarını indirmez, bu durumda ben yine oyuncuya aynı parayı ödemek zorunda kalıcam, kanalın reklam geliri azalacak, süre kısaldığı için bana verilen para azalacak, dolayısıyla bütün yapımcılar böyle bir tablonun içerisinde batar ya da çok kalitesiz işler yapmaya başlar.' Siz bu görüşe de katılıyor musunuz?

Dinamik değerlendirmeler yapmak lazım, ekonomi statik değerlendirmeler alanı değildir. 'Oyuncular ücretlerini düşürmezler.' Niye? Düşürmediler mi? Yeterince uzun süredir bu sektörün içinde olanlar bilirler ki, bir dönem o dönemin popüler dört kanalının patronları anlaştı ve dediler ki: 'Biz artık dizilere ve oyuncular bu paraları vermeyeceğiz.' İlk fiyat kıran oyunculardı  %300 fiyat kıran 30 bin liradan 10 bin liraya düşen oyuncular oldu. Herkes düşer, mesele birisi düşer öbürü düşmez değil. O parayı veremiyorsanız fiyatını düşmeyeni oynatmazsınız. Bir sonra ki sene oynatırsınız. Bu düşüşü herkes kabul etmek zorunda kalınca eder.

Diyelim ki bir oyuncuya verilen para niye 30 bin  veya 50 bin lira? Bu ülkede yaşıyoruz diye, ekonomi bunu sağlıyabiliyor diye. Gürcistan'da olsak, bir oyuncu gidip 'ben 50 bin lira istiyorum' diyebilir mi? Aynı değerdeki bir Gürcü oyuncu da 50 bin lira isteyemez. Amerika'daki oyuncu da 5 milyon dolar istiyor, bunun tek sebebi ekonomidir. Ekonomi onu sağlıyorsa o rakam ödenebilir, sağlamıyorsa ödenemez. Biz olmayan bir parayı harcamıyoruz. Allah'a şükür televizyonlar da olmayan bir para harcamıyorlar, bir dönem öyleydi; olmayan paralar harcanıyordu. Bankalardan, bir yerlerden paralar geliyordu, televizyon patronlarının aynı zamanda bankaları vardı paralar oradan gelip harcanıyordu. Şu anda öyle bir durum yok. Şimdi kendi ekonomisi içinde çözülüyor. Televizyon kanalları belirli bir gelir elde ediyorlar, o gelirlerden yapımlara bir pay ayırıyorlar. Buradaki kritik nokta; şu anda bir tek dizi ile bütün prime-time'ı geçebiliyorlar. 20:00 ile 23:00 tek bir dizi ile geçiyorlar, normalde bu zaman dilimi dünyada üç tane yapımla geçilir.Tek yapıma o süreyi ayırdıkları için o dizilere fazla para yatırabiliyorlar ve bu da o işin kalitesini artırıyor, oyuncu ücretini yükseltiyor. Eğer bu süre üçe bölünürse, oyuncu ücretleri de bölünür, yapacak başka bir şey yok. 'Ben oynamıyorum' diyen oyuncu da bir sene işsiz kalldıktan sonra fiyatını düşer.


YENİ PROJELER

Dadı'yı tekrar düşünüyormuşsunuz?

Dadı'yı tekrar düşünüyorduk ama şimdi 'Dadı' yerine başka bir format bulduk. İtalyan formatı Mehmet Aslantuğ ile onu yapacağız. 'Mr. Mom' diye üç tane çocuğu olan, karısı ölmüş bir çocuk doktorunu anlatıyor. Eğlenceli bir iş, İtalyan formatı 60 bölüm yapılmış ve hala yapılmaya devam ediyor. Şimdi onun kastını yapıyoruz.

Önümüzdeki sezon mu başlayacak?

Bu sezon, bir ay kadar sonra başlayacak.

Yine SHOW TV'de mi olacak?

Hayır, henüz konuşuyoruz. Önce Mehmet'le bugün bir araya geleceğiz. Bir kaç taliplisi var, hangisi ile yapacağımıza karar vereceğiz. Yine Mehmet'le bir yarışma programı var, bilgi yarışması, önümüzdeki günlerde yapılacak. Stüdyo programları ve sit-com gibi daha mutlu olduğum alanlara döneceğim.

3

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;