'Unumu eledim eleği duvara astım'

Şarkıcı Çelik 'Yüksek Dozda Aşk Aldım” şarkısının klibinde anadan doğma halde viyolonsel çaldı, olay oldu. Biz de buluşup, söyleştik. Derin bir sohbet oldu. Doluymuş Çelik. Yüreğindekileri döktü ortaya. Yine sözünü sakınmadı

28 Mart 2015, Cumartesi 05:00
A A

Röportaj: Neslihan Yavuzcan

Neslihan.yavuzcan@posta.com.tr

Acayip bir çıkış oldu o çıplak pozun. Neyin kafası bu Çelik?

Dijital platformda yayınlanacak iki şarkı için planladım bunu. Biri ‘Benimki de Kalp’, diğeri ‘Yüksek Dozda Aşk Aldım’. Neyin kafası bu? Yüksek dozda aşk almanın... Burada anlatılan insanın iç huzurunu aramasıyla ilgili. Fakat iç huzurunu ararken dışarıyla da uyumlu olmak gerek. O dengeyi kurmaya çalışan bir arayış.

Yüksek doz ne?

Bağımlılık yüksek doz içerir. Burada da aşka olan bağımlılık anlatılıyor. Şarkımda anlattığım, madde bağımlılığı değil, mana bağımlılığı.

Klipte bir dönme olayı var. Nedir o?

Hayatın içindeki dönmeyi, yakarışları, bulamamayı, hüzünleri, kısır döngüleri anlatıyor. Etine iğne girerse, canın acır. Ama o senin yaşadığın şeydir. Sen bilirsin onu. Ben bilemem. Sözlerimizin, şiddetimizin, öfkemizin, duygularımızın battığı yerlerde karşı tarafla empati yapamıyoruz. Bu yüzden ilişkiler yürümüyor. ‘Benim dediğim olsun’, ego, nefs gibi şeyler gündeme girdiğinde yalnız kalırsın. “Twitter, mastürbasyon alanı”

Peki o zaman ‘aslında yalnız değiliz, hepimiz biriz’ felsefesine ne oldu?

Burada problem şu: Bir televizyon programında “Twitter abdestsiz girilen bir yer, insanlar oraya giriyor, orgazm oluyor, boşalıyor, çıkıyor” dendi. Niye? Çünkü orada onu zorlayacak komutanı, patronu, karısı ya da kocası yok. Twitter’a bir giriyor, bütün küstahlığı ve cüretiyle, nereye gideceğini fark etmeden istediği gibi yazıyor.

Mesela?..

Huzur İslam’dadır’ yazıyor adam arabasının arkasına ama trafikte kızınca arabadan levye ile çıkıyor. Twitter’ın mastürbasyon alanı olduğunu düşünüyorum.

Sen nasıl görüyorsun?

‘Devir değişti, Çelik de değişti’ derken kast ettiğim şey buydu. Ben böyle yaşamak istemiyorum. Ne istersem onu yapmak istiyorum, sorumlulukları bana aittir. Bir sözü bir sözüne uymayan, karaktersiz, dengesiz bir tip olmak istemiyorum. Değişmekle ilgili herkesin bir sıkıntısı var. Değişim ve ileriye yönelik olan her hareket ‘liboş’ diye algılanıyor. “Sen bizim istediğimiz gibi değilsin”...

Eeee, ben değişmek istiyorum. Bunu anlarlar, anlamazlar kaygısı yok artık bende. Bu rahatlıkla o fotoğraflar çok rahat çekilebiliyor. O rahatlıkla kadın kılığına çok rahat girebiliyorsun. ‘Elalem ne der’ kısmı yüzünden biz kendimizi yaşayamıyoruz. Bu rahatlıkta davrandığım zaman etrafımdaki insanların çil yavrusu gibi dağıldığını gördüm. Kariyerine zarar gelecek diye giden kız arkadaşlar, medyadaki haberleri görünce kaçan iş arkadaşları...

Benim içim rahat. Bunu 25 senedir yapıyorum, bildiğim yol bu.

 

“Şizofren bir toplum olduk”

 Biz ne arıyoruz Çelik?

Aradığımıza teğet bile geçemiyoruz. Bu projede de kendimden başladım, “şu yanlışı yaptım, bunu yanlış yaptım ile ilgili, Çelik değişti” dedim. “Siz toplum olarak yanlışsınız, ben doğruyum” demiyorum. Bunlar beni ilgilendiren yanlışlar, bunları değiştirmeye karar verdim. Herkes iddia ettiği şeyle sürdürüyor kendi varlığını. ‘Huzur İslam’dadır’ diyen öyle huzurlu yaşıyor mu ona bakarız. Öbürü ‘Atatürk’çüyüm’ diyordur, ona bakarız. Öbürü ‘kalplerimiz hastalandı’. Çift kişilikliyiz, şizofreniz. Bu hastalıkları bizim Karatay (Canan Karatay) hocanın düzeltebileceğini düşünmüyorum. Herkes yoga, nefes, tai-chi yapıyor ama yanına ilk gelen adamı da kırıyor.

‘D...mekle aşkı karıştırıyorsun’

Aşk nedir senin için?

Aşk, ayağa düşmüş bir kelime. Ayaklar altında tekmeleniyor. Kullanılan ifadesiyle aşk, haz ile ilgili. Boşalmak ile ilgili. Oysa aşkın içinde fedakarlık diye bir şey var. Bir kadının 3 yaşındaki çocuğu balkondan düşmüş, kadın arkasından atlamış. İşte orada aşk var. O aşkta karşıdaki için canını veren var. Biz o aşkı kredi kartı ile 5 taksitte almak istiyoruz. Şefkat ve merhamet içeren şeyin adı aşk. Öbürü düzüşmektir kardeşim. Sen düzüşmekle aşkı karıştırıyorsun. Ben de hayatının bir kısmını düzüşerek geçirmiş bir adamım. Bu yanlışımı da çok rahat şekilde kabul ediyorum. Dolayısıyla birilerine dikte edeceğim bir şey yok. Ama birilerinin de bana aşk diye bir şey dikte etmesine tahammülüm yok. Herkesin gönlüne meze olan aklı sevmiyorum. Herkesin gönlüne meze olan adam, her gönlün yatağına giren biridir benim için.

Oğlun Ata’yı nasıl yetiştiriyorsun?

Ona hiçbir şeyi dikte etmiyorum. “Ne seçersen kendi iradenle seç. Ne yapmak istersen onu çok mutlu yap. Bunun sorumluluğu sana ait. Ben senin için senin istediğin imkanları yaratmakla mükellefim” diyorum. Genellemeleri sevmiyorum. Hepimiz Zeki Müren değiliz, genelkurmay başkanı değiliz, siyasetçi değiliz. Biz kendimiziz. Biz kendimiz olamıyoruz, herkes olmaya çalışıyoruz. 

Kız arkadaşın var mı?

Günlük ilişkilerim oluyor. Uzun süreli bir ilişkim vardı. Yaşı 35... Kadın işte: Evlenmek, çocuk yapmak lazım. O zaman kız arkadaş ile evlat arasında tercih yapmak zorunda kalıyorum. Unumu eledim, eleği duvara astım artık.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;