Unutulmakta olan meslekler

Yorgancı, çini ustası, antika tamircisi, korseci, gramofon tamircisi... Bu meslekler İstanbullunun hayatından çıkalı çok oldu...

Unutulmakta olan meslekler

Haber: Eylem Keskin-Merve Özaytekin

Bugün tümüyle değişen yaşam koşullarına inat hala babadan kalan mesleklerini sürdürmeye çalışanlar yok değil. Mahalle aralarında küçücük dükkanlarında eşsizliğiyle birilerinin ‘hayatını kurtaran’ zanaatlerini icra edip hayatlarını kazanmaya çalışanları bulduk, konuştuk.

Hazır yorganların tercih edildi4ıği günümüzde hala kaplama yorgan yapan Fatih’in meşhur yorgancısı ‘Pimpirik Salih’... Bazılarımızın evinde babaanne, dededen kalan gramofonları, pikapları bir süre daha çalışsınlar diye CD ve MP3 çalarlara inat yaratan Ahmet Bey ve oğlu Cem... Geleneksel el sanatlarımızdan çinileri hala Ortaköy’deki atölyesinde mücevher gibi işleyen Berç Usta...

68 yıldır Beyoğlu’nda kadınları daha ince ve güzel gösteren korseleri yapan İlya Avramoğlu... Ve ‘Eskici Dükkan3 Tamircisi’, küçük ya6lardan beri antika tamirciliği yapan Bülent Dönmez... İşte unutulmaya yüz tutan 5 meslek ve ustalarının hikayeleri...

Çinileri Berç Usta yaşatıyor

Çini, Türk geleneksel el sanatları içinde çok önemli bir yere sahip. Eskiden evlerde fayansların yerlerini rengarenk çinili karolar süslerdi. Yıldız, yaprak şekilli modeller adeta seyirlikti. Çini deyince akla ilk İznik geliyor ama İstanbul’da bir usta var ki namı çoktan Türkiye’yi aştı. Ortaköy’deki Taş Basamak Çevirmeci Sokak’taki atölyesinde çini yapan Berç Yoldaş yıllardır günümüz dekorasyonuna karşı direniyor. Berç Usta aslen Kayserili bir Ermeni Usta. Şimdiye kadar pek çok çırak yetiştirmiş, hala bir yandan işi öğretiyor bir yandan da çalışıyor.

Berç Usta’nın babası 1941 yılında Kayseri’den İstanbul’a göç ediyor. Çeşitli çini ustalarının yanında çırak olarak çalıştıktan sonra da kendi atölyesini açıyor. Seksen yaşındaki babasının iki sene önce trafik kazasında hayatını kaybedene kadar hala işinin başında olduğunu söyleyen Berç Usta, şimdilerde atölyeyi ayakta tutmaya çalışıyor. Yanında çalışacak çırak bulamadığını söyleyen Berç Usta’nın oğlu da kuyumculuk mesleğini seçtiği için Berç Usta’da sonra çini yapımını yaşatacak kimse olmayacak.

Eskidikçe parlıyor

Günümüzde çininin yerini fayans aldı ama Berç Usta inatla Osmanlı geleneği çiniyi yaşatmak için inşaat devlerine karşı direniyor. 57 yaşındaki Berç Yoldaş yaşına aldırmadan her sabah atölyesinin yolunu tutuyor ve çalışanlarla birlikte işe koyuluyor. Artık eskisi gibi sipariş almadıklarını belirten Berç Yoldaş çinilerinde eski motifleri kullanıyor ama ufak tefek değişikliklerle farklı desenler de ortaya çıkarıyor.

Hatta istediğiniz bir desenin fotoğrafını ya da çizimini götürürseniz onu yapıyor. Çininin fayansa göre çok daha dayanıklı ve dekoratif olduğunu söyleyen Berç Usta evine nostaljik bir hava katmak isteyenlere çiniyi öneriyor. Üstelik fiyatlar da hayli ekonomik. Metrekare fiyatı motifine göre 20-30 TL arasında değişiyor. Üstelik çiniler zaman içinde bozulmuyor, aksine kullanıldıkça daha parlak bir görüntüye sahip oluyor.

Özen İş Taş Atölyesi, Ortaköy Tel: (0212)260 25 19

Gramofon tamir atölyesi: Netses

Kuledibi Galata’daki Netses Tamir Atölyesi İstanbul’un ilk pikap, gramofon ve lambalı radyo tamircilerinden. 49 yıldır aynı yerde olan Netses, Halit Ses tarafından kurulmuş. Aslen Yugoslav olan Halit Bey, ülkesinde elektrikelektronik eğitimi almış. İstanbul-Galata’ya geldiğinde mesleğe plakçı olarak başlamış. Zamanın en ünlü seslerinin plakları onun dükkanından alınırmış. Dükkanına yakın olan Karaköy Limanı’na yurtdışından dönemin elektronik cihazları, gramofon ve lambalı radyolar geliyormuş. Zamanla arızalanan bu aletleri tamir eden çıkmayınca Halit Ses de, Yunanistan’da işin eğitimini almaya karar vermiş. İstanbul’a dönüşte de yanında bu işin ehli Yunan bir usta getirmiş.

Zamanla Halit Ses yanına Avrupa’da gramofon ve pikap tamiri yapan birçok deneyimli usta almış. Halit Ses’in tamir atölyesi o yıllarda adeta bir okul olmuş. Tamire merakı olan İstanbul’un birçok genci burada lambalı radyo, pikap, gramofon ve antik cihazların bakımını ve onarımını öğrenmiş. Halit Ses’in üvey oğlu Ahmet Nayır Ses de bu ekibin içindeymiş. 6 yaşından itibaren mesleğini babası gibi icra etmeyi İtalyan ve Yunan ustalardan öğrenen Ahmet Bey, Netses’i bugünlere getirmiş. Ahmet Bey işi iyice öğrenince yabancı ustalar da ülkelerine dönmüş.

‘Issız Adam’ filminden sonra talep artmış

Dükkanın ismi Netses ise ailenin bir zamanlar radyo imalatı yapmasıyla doğmuş. Türkiye’ye yabancı cihazların girmediği dönemde radyoya talep çokmuş. Ses Ailesi de ilk Türk yapımı radyolardan ‘Netses’i üretmiş. Ancak Türkiye’ye yabancı marka radyolar girmeye başlayınca, Netses radyolarına da ilgi kalmamış. Bugün, Halit Ses’in oğlu Ahmet Bey Netses Tamir Atölyesi’ni mesleği öğrettiği oğlu Cem Nayır Ses ile birlikte işletiyor. Cem Nayır üniversitede muhasebe okumuş. Ama dedesinden yadigar bu meslekten kopamamış. Cem Bey; “Netses İstanbul’da gramafon, nostaljik pikap tamiri yapan tek yer. İstanbul’daki tüm elektronik ustaları bizi bilir. Çünkü onlar gramofon tamir edemezler.

Yapamadıkları, tamiri ellerinden gelmeyen bu aletleri bize gönderirler. Bu nostaljik aletlerin yedek parçasını bile hiçbir yerde bulamazsınız. Avrupa ve Amerika’dan da bu nedenle çok müşterimiz var. Bizi ya kulaktan duyma ya da internet aracılığıyla buluyorlar. Ne yazık ki babam kadar tecrübeli başka da bir usta yok. Son kuşak benim” diyor. Cem Bey televizyon veya gazetede gramofon ve pikapla ilgili bir haber çıktığında müşterilerinin arttığını söylüyor. Vizyona giren filmlerde bile pikap varsa tamir işlerinde artış oluyormuş.

Öyle ki, ‘Issız Adam’ filminde Alper karakterinin pikapta plak çalması, pikap tamirat işlerini de artırmış Netses’in. Bu durumdan memnun olan Cem Bey “Ara sıra talep artsa da pikap tamiri yapan son kuşak benim. Bu işi de ne kadar devam ettiririm bilemiyorum. Her zaman iş gelmiyor. Bu nedenle para kazanmak da zorlaşıyor. Senenin birçok günü kasa dolmadan kapatıyorum dükkanı. Maneviyatı çok olsa da biz de Netses’i ne kadar devam ettiririz belli değil!” diyor.

Adres: Galipdede Cad. 101 B Kuledibi-Galata Tel: 0212 245 46 75

‘Her türlü antika tamir edilir’

‘Eskici Dükkanı Tamircisi’ Üsküdar, Doğancılar’da bulunuyor. Küçük yaşlardan beri antika tamirciliği yapan Bülent Dönmez bu mesleğe yıllarını vermiş. Tıpkı babası Galip Dönmez gibi... Asıl mesleği gümrük komisyonculuğu olan Galip Dönmez 1958’de bir iddia üzerine antika tamirciliğine başlamış. Oğlu Bülent Dönmez babasının hikayesini şöyle anlatıyor: “O yıllarda İstanbul’da antika tamiratı yapan Yervant Usta vefat etmiş. Bu mesleği yapacak kimse kalmamış. Bir gün babamın bir arkadaşı, kırılmış bir antikayı göstererek ‘Yervant Usta olsaydı’ bunu ne güzel de tamir ederdi!’ demiş. Babam da ‘Onun yerini ben doldurabilirim’ dese de, arkadaşı inanmamış. Bunun üzerine babam inat etmiş ve mesleğini bırakıp antika tamirciliğine soyunmuş.” Galip Bey, ilk atölyesini Beyoğlu- Anabala Pasajı’nda açmış. 1961’de bu işi iyice oturtmuş. Pek bilinmeyen bu meslek, zamanla devlet erkanı tarafından da duyulmuş. Galip Dönmez bir gün Dolmabahçe Sarayı’na çağırılmış. Ondan saraydaki ‘yıldız vazo’yu tamir etmesi istenmiş. Vazoyu 15 gün içinde tamir ettiğini gören görevli subaylardan biri “Bu işte bir sahtekarlık var” demiş. Bunun üzerine Galip Bey yaptığı vazoyu kırıp nezaret altında bir kez daha vazoyu yapmış. Böylece sarayın restorasyonu da üstlenen Galip Bey takdir belgesine de layık görülmüş.

Porselenden vazoya her şeyi tamir ediyor

1984 senesinde Galip Bey’in vefatıyla işi oğlu Bülent Dönmez devralmış. Bülent Dönmez; “Liseye başladığım yıl, babamın yanında mesleği öğrendim. Babamın yapmakta olduğu 30 bin parçanın sorumluluğu bana kaldı. Bu yükü sırtlandım ve hepsini tamir ettim. Yalnız 1986’da Beyoğlu’nun trafiğe kapanması, işimize darbe vurdu. Anadolu Yakası’nda da böyle bir yer yoktu. Ben de Üsküdar’da şansımı denemeye karar verdim ve buraya taşındım. 1 yıl kadar bocalama süresi geçirsem de, kısa sürede işi rayına oturttum” diye konuşuyor. ‘Eskici Dükkanı Tamircisi’nde Bülent Bey, porselenden tabloya, antika ahşap eşyaların restorasyonundan heykele kadar her türlü eşyayı tamir ediyor. Paramparça bir vazoyu bile, hiç kırılmamış gibi yapıyor. Bülent Bey esprili bir şekilde, her evde onun için çalışanlar olduğunu söylüyor. Bu kişiler çocuklar, temizlikçiler, açık kalmış pencere ve evcil hayvanlarmış. Onlar antikaları dikkatsizlik sonucu kırmazlarsa Bülent Bey de bu mesleği bu günlere getiremezmiş. ‘Eskici Dükkanı Tamircisi’ne kleptomanlar da çok sık geliyormuş. Çalarken düşürdükleri eşyaları, Bülent Bey’in tamir etmesini istiyorlarmış. Bir de Avrupa ve Amerika’dan çok müşterisi oluyormuş ‘Eskici Dükkanı Tamircisi’nin. Mesleğine aşkla bağlı olan Bülent Dönmez “Tek üzüntüm bu mesleği benden sonra çocuklarımın devam ettiremeyecek olması. Dünyada nadir olan antika tamirciliğini bir gün bile merak etmediler” diyor.

Adres: Doğancılar Sümbülzade Sok. Akyüz Apt. No. 33 Zemin Kat Üsküdar Te: 0216 310 67 99

Pimpirik Salih’in yorganları ömür boyu garantili

Yorgancı Pimpirik Salih... Bakırköy Hallaç Hüseyin Sokak’ta başladığı yorgancılığı bugün Fatih Balipaşa Caddesi’ndeki 10 metrekarelik dükkanında sürdürüyor. Dükkanının vitrini yok. Bir duvarını ayna kaplatmış. Karşı duvara biri doreden, biri lameden yaptığı yorganlarını asmış. Eşe dosta, tabii bir de müşterilere maharetlerini gösteriyor. Yorganlarda genelde çiçek motifleri var ama dileyen istediği motifi de yaptırabiliyor. Diyelim ki örümcek adam istiyorsunuz, resmini gösteriyorsunuz Salih Usta size hemen yapıyor. Dükkanında ziyaret ettiğimiz Pimpirik Salih ortağı Süleyman Güzelsoy’la birlikte sipariş aldıkları yorganları yetiştirmeye çalışıyordu.

Yerden bir karış yükselikteki yorgan tezgahında büyük bir titizlikle yorganın son kontrollerini yapıyordu. Zaten lakabı da buradan geliyor Salih Usta’nın. Ortağı Süleyman Bey’in koyduğu ‘pimpirik’ lakabı onun çok pimpirikli olmasından kaynaklanıyormuş. “Diyelim ki sipariş aldık ama daha yetiştirmek için epey zamanımız var. Sabah saat 08.00 itibariyle ‘Hadi bitirelim, bir an önce işe koyulalım’ diye konuşmaya başlar. Ya elektrik kesilir de yorganı dikemezsek diye endişe eder. Bu yüzden ben de ismini ‘Pimpirik Salih’ koydum” diyor Süleyman Bey. Salih Usta’yı, Fatih’te neredeyse tanımayan yok. Kime sorsanız gösterir. İster Balipaşa’da bir markete girin ister bir manava. ‘Yorgancı Pimpirik Salih’ derseniz size çok büyük olasılıkla yolu tarif edecektir.

En sağlıklısı pamuktan olanı

Salih Akbulut, aslen Karadenizli. İlkokulu bitirdikten sonra meslek öğrenmek için İstanbul’a geliyor. Ama ne yatacak yer var ne de yiyecek yemek. Öncelikle geceleri kalmak için kendine kuru bir yer arıyor. Ve yorgancılarla anlaşıyor. Çünkü yorgancılar gündüz yanında çalışırsan geceleri dükkanda yatmaya izin veriyor, yevmiye de cabası. Salih Usta böylelikle hem karnını doyuruyor hem yorgan pamuklarının arasında yatıyor hem de farkında olmadan meslek ediniyor. Kısa sürede işi öğrenen Salih Usta kendine bir dükkan bile açıyor. “30 yıl önce işlerimiz çok iyiydi. O zaman ne elyaf yorgan vardı ne de silikon. Herkes pamuk yorgan yaptırırdı.

Evlenecek genç kızların çeyizlerine tavus kuşu motifinden, çiçek motifinden yorganlar yapardım. Şimdi neredeyse ayda bir tane yorgan dikiyoruz. Eskiden haftada en az 10 yorgan siparişi alırdık. Yanımda 4 çırak çalışırdı. Bu yüzden çocuklarımın yorgancı olmasını istemedim, zaten olsalar da batarlardı” diyor Salih Usta ve herkesi uyarıyor: “İnsanlar kaz tüyü, elyaf yorganlar alıyorlar ama yakında doğru yolu bulacaklar diye umut ediyorum. En sağlıklı yorgan pamuktan olanı. Çünkü terletmiyor. Her şeyden önce uykunun dostu.” Pimpirik Salih’in yaptığı her yorganın bir ömür boyu garantisi var. Basma yorgan - bildiğimiz düz yorganı kastediyor- 50 TL, desenli yorgan ise -kuş ya da çiçek motifi olanlar- 350-600 TL civarında.

69 yıldır korse satıyor

İstiklal Caddesi üzerinde tarih kokan bir mağaza Kelebek Korse. Üstelik bunu anlamanız için içeriye girmeniz de gerekmiyor. Vitrini bile hala tarihi dokusunu koruyor. 1936 yılında İlya Avramoğlu tarafından açılan Kelebek Korse, bugün hala ayakta ve hala kadınların imdadına yetişmeye devam ediyor. 1936’larda İlya Avramoğlu, sonra oğlu Borya Avramoğlu, şimdiyse torun İlya Avramoğlu 69 yıllık geleneği yaşatmak için çalışıyor. Aslında biraz, eski kovboy filmlerindeki dükkanları andırıyor.

Mağazanın tarihi dokusunu korumaya çalıştıklarını söyleyen İlya Avramoğlu “Bu yüzden hiçbir değişiklik yapmadık. 1936’daki dekorasyonumuzu korumaya çalışıyoruz” diyor. Büyükbabasından yadigar mağazayı ayakta tutmaya çalışan torun İlya Avramoğlu mağazaya ilk adım attığı günü şöyle anlatıyor: 14 yaşındaydım, mağazaya girer girmez büyülendim ve bir daha da hiç boş bırakmadım. Önceleri harçlığımı çıkarmak için çalıştım. Dedemden sonra babam işleri devraldı. Artık babam gelemiyor, Kelebek Korse’yi tek başıma yaşatmaya çalışıyorum” diyor.

Beli ağrıyan, zayıf görünmek isteyen Kelebek’e geliyor

İlk girdiğinizde mağaza biraz dağınık bir görüntü veriyor ama bütün rafların kendi içinde bir düzeni var. Ne aradığınızı söylediğinizde İlya Bey vakit kaybetmeden önünüze koyuyor. Dededen kalma özel korse kalıplarını ise büyük bir gururla gösteriyor. Odakule’den Tünel’e doğru ilerlerken solda yer alan Kelebek Korse, iki katlı bir mağaza. Alt katta iç çamaşırları ve korselerin satışı yapılıyor. Eskiden atölye olarak kullanılan üst kat ise şimdi depo vazifesi görüyor. Eskiden sadece korse değil, el kesimi iç çamaşır modelleri de ürettiklerini söyleyen İlya Bey “Artık eskisi gibi korse üretilmiyor. Bu yüzden 20 yıl önce atölyeyi kapattık. Eskiden dükkana girdiğinizde dikiş makinesi, makas sesleri duyardınız.

Yılbaşı zamanı sipariş kuyrukları caddeye taşardı. Şimdi eskisi gibi müşteri kalmadı. Tek duyulan şey televizyonun sesi” diyor. Eski sadık müşterilerinin peşini bırakmadığı Kelebek Korse’de hala 1930’lu yılların iç çamaşırı modelleri, korseleri, jartiyerleri üretiliyor. Modada 1930’lu, 40’lı yılların etkisinin hissedildiği günümüzde aslında farkında olmadan modayı takip edenlerin de imdadına yetişiyor Kelebek Korse. Bu yüzden genç müşterileri de var. Kelebek Korse sadece incelmek ya da göğüslerini dik tutmak isteyenlerin gittiği bir adres değil. Ortopedi ve doğum sonrası korselerin de çok satıldığını söyleyen İlya Avramoğlu “Son dönemde bellerini üşütenler de geliyor. Beli düşük pantolonlar giydikleri için bellerini üşütüp bize korse almaya geliyorlar” diyor.

Tel: (0212) 293 61 21 İstiklal Caddesi 433, Beyoğlu.

5