Selcen Doğan Ağakay

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Üresin'e haksızlık etmişiz

Pazar, 12 Haziran 2011 - 05:00

Erkeklerin birden fazla eşi olmasının yasallaşmasını savunan Sibel Üresin geçtiğimiz günlerde toplumun her kesimi tarafından haksız yere(!) topa tutuldu. Ne diyordu Davranış Bilimleri Uzmanı Üresin? ‘Çok eşliliğin yasallaşması kızların evde kalma sorunlarını ve toplumdaki çarpık ilişkileri ortadan kaldırır’. Öyle ya, erkekler şu veya bu şekilde çok eşli yaşıyor, olan ‘kadınlara’ oluyordu. Oysa bu durum yasallaşırsa kadınlar hem ‘koca sahibi’ olacak hem de eş durumundan maddi, manevi haklar elde edeceklerdi. Hadi bunlar işin sosyolojik boyutları. Esas mesele genetik aslında. Geçenlerde okuduğum bir haber, erkek neslinin yok olacağına işaret ediyordu. İngiliz bilim adamları, erkekliği belirleyen Y kromozomunun ölüm sürecine girdiğini, erkeklik genlerinin giderek azaldığını haber veriyordu. Tahminen 500 jenerasyon sonra erkek cinsi kaybolduğunda, üremenin tek yolu dişilerin kendilerini kopyalaması olacaktı.

Bu korkutucu bilimsel tespitleri okuduktan sonra, Sibel Üresin’in önerisini ciddiye almamız gerektiğine kanaat getirdim. Hanımefendi belki de bu sözlerini, erkek neslinin tükeneceği öngörüsünden yola çıkarak söylemişti. Ne yani, koskoca Davranış Bilimleri Uzmanından daha iyi mi bilecektik! Erkek nesli hızla tükenmekte iken, erkekleri ‘ekonomik’ kullanmayı(!) öğrenmeye bir yerden başlamamız gerekmez miydi?

Allah muhafaza, günün birinde kendi kendimizi kopyalayarak üremek zorunda kalmaktansa, şimdiden Sibel Üresin’i dinler, hem tükenmekte olan erkek neslinin ömrüne katkıda bulunur hem de evlenme olasılığı demografik olarak dezavantajlı duruma düşen milyonlarca genç kızı evde kalmaktan kurtarırız(!)

Düğün sigortası için geç kalmayın!

Aylar öncesinden başladınız düğün hazırlıklarına. Her bir detayı tek tek düşündünüz ve her şeyi ince ince planladınız. Tüm emekleriniz, çabanız, yaptığınız tüm masraflar tek bir gün, hatta birkaç saatlik bir tören için.

Ama hayat bu, beklenmedik aksilikler her zaman çıkabiliyor. Yakın akrabalardan biri vefat ettiği ya da düğün yapılacak mekan kullanılamaz hale geldiği için düğün iptal edilebiliyor. Veya nikah memuru tören yerine gelemediği için nikah kıyılamayabiliyor. Ya da özene bezene diktirdiğiniz, bir dolu para verdiğiniz gelinliğinizin üzerinize bir şey döküldüğü için gelinliğiniz giyilemez hale gelebiliyor.

Bazen de düğün töreninde takılan takılar ve verilen hediyeler çalınabiliyor ya da bir kaza sonucu zarar görebiliyor. İşte tüm bu ve benzeri riskler artık sigortalanabiliyor. Adı ‘Alyans Sigortası’ olan bu özel teminat Türkiye’de çok tanınmış bir sigorta şirketi tarafından sunuluyor.

Üstelik, düğününüz için yaptığınız tüm harcamalar ve emek göz önüne alındığında, bu sigortaya sahip olmak için ödeyeceğiniz prim de gayet makul. Düğün hazırlıklarını huzur içinde yapmak ve olası kayıpları riske etmek istemeyen gelin ve damat adaylarına duyurulur.

Nerden buluyorsunuz bu esprileri?

İki hafta önce Penguen Dergisi’nin kapağında Başbakan Erdoğan üç kurmayına soruyordu ‘Her hafta her hafta bu esprileri nereden buluyorsunuz?’ diye. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, çalışma koşullarından dert yanan engelli işçiyi ‘Gözlerin görmediği halde sana iş vermişiz. Daha ne yapalım’ diyerek azarlamış; AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, YGS’deki şifre skandalını ‘Bankamatik kartlarında da şifre var’ şeklinde yorumlamış; Devlet Bakanı Egemen Bağış ise ‘Molotof kokteyli atacağınıza, gelin bizim demokrasi kokteylimizi tadın. Demokrasinin tadını alan bir daha bırakmaz’ şeklinde fevkalade esprili(!) bir açıklamada bulunmuştu.

Geçtiğimiz hafta da Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tan diğerleriyle yarışabilecek tatta bir açıklama geldi: ‘Gece 23:00’lere kadar açık AVM olur mu! Alah’tan korksunlar. Bunlar vicdansızlık, bu vicdansızlardan anlayacakları dilde hesap soracağız!’
El insaf!
Her ilçeye en az üç beş AVM dikilmesi vicdansızlığına izin verenler kimler? Ya bu vicdansızların(!) açılış günlerinde ağız kulaklarda kurdele kesip medyaya poz verenler? Türkiye’nin tanıtımı adına ‘Shopping Fest’ düzenleyerek dünya aleme ‘Gelin İstanbul’da alışveriş yapın!’ diyen, bu festival kapsamında AVM’leri gece 23:00 e kadar açık tutacaklarını gururla duyuranlar kimler? Bir yandan küresel kapitalizmle bu kadar iyi geçinecek ve yüzlerce AVM’nin önünü açacaksınız, bir yandan da seçim öncesi Anadolu esnafının gönlünü almak için AVM’leri düşman ilan edeceksiniz.

Eh o zaman sormazlar mı size ‘Her hafta her hafta bu esprileri nereden buluyorsunuz?’ diye...

Haftanın notları

* Kral TV Ödülleri gecesinde ödülünü almaya gelmediği ve kendisini sahnede beklettiği için Tarkan’ı ağır bir şekilde eleştiren Hülya Avşar, gazetecilerin ‘Tarkan sert tavrınızdan sonra sizi aradı mı?’ sorusuna, ‘O kim ki beni arayacak? Arasa da telefonu açmam’ yanıtını vermiş. (Ödülünü almaya gelmeyen Tarkan’ı öncelikle kısa boyu, göbek atması ve saygısızlığı üzerinden eleştirmeyi seçen Hülya Avşar, ‘O kim ki?’ diyerek Tarkan’ı aşağılamaya devam etmiş. Ne diyelim, kendinde kusur olarak gördüğü her şeyi başkalarına yansıtmak tam bir ergen tavrı! Yoksa eskiyen starların ya da kaybedenlerin çığlığı mı demeli?) 

* Ermenistan’ın milli kahramanı General Andranik Ozanyan anısına Soçi’de Ermeni toplumunca yaptırılan heykelin kaldırılması için Rusya talimat vermiş. Rus makamların bu anıtı kaldırtmak istemelerinin sebebi, 28 Mayıs’ta resmen açılması planlanan bu anıt yüzünden, Türkiye’nin, Olimpiyat tesislerinin yapımına katılmayı reddetmesi olasılığıymış. (Türkiye sayesinde uluslararası diplomasi yeni bir jest kavramı ile tanıştı: Heykel kaldırtmak! Eh, Rusya da akıllı tabii, bize nasıl jest yapacağını, bizi nasıl tavlayacağını iyi okumuş. Demek ki bundan sonra sloganımız: Bizi seven bizim için heykel kaldırtandır(!)

( 05.06.2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır. )

Yandex.Metrica