Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Urfa değişiyor, güzelleşiyor!

Salı, 26 Kasım 2013 - 05:00


Dünyanın ilk dini mabeti Göbeklitepe için yapılan sergi Türkiye’yi dolaşacak.

Gazeteci Ece Vahapoğlu, Göbeklitepe’de Almanlar tarafından yapılan ve dünya tarihini değiştirecek kadar önemli bulgulara rastlanan kazı sonuçlarına dikkati çekmek için Doğuş Holding sponsorluğunda bir proje geliştirmiş. Kazıyla ilgili bir kitap ve fotoğraf sergisi hazırlamışlar. Açılışını Urfa’da Ferit Şahenk ve Urfalı Çalışma Bakanı Faruk Çelik’le yaptılar. Sık gittiğim bir şehir Urfa. Ama ne kadar hızlı değişmiş:

a) Çok büyük bulvarlar yapılmış, şık bir AVM açılmış.
b) Eski şehir içinde “Cazibe Merkezleri” adı verilen proje ile, daracık sokaklar, taş evler yenileniyor. Yerel tadıyla konuk evleri, lokantalar açılmış.
c) 70 bin küsur eserin depolarda beklediği Urfa Müzesi’nin yakında taşınacağı bir büyük müzeler vadisinin inşaatı bitirilmek üzere. Böylece gerek Göbeklitepe’den çıkarılan totem ve hayvan figürleri, gerek Balıklıgöl’den çıkarılan dünyanın en eski heykeli Taştan Adam burada, önemlerine yakışır biçimde özel salonlarda sergilenebilecek.
d) Belediye’nin bu çok önemli çalışmalarına bir özel teşekkür ise çarşının içinde kaybolmuş Yemek Müzesi. Eski bir konağın restorasyonuyla bir tür etnografya müzesi yapılmış ki burada deneyimli ev hanımları Urfa’nın yerel lezzetlerini öğrettikleri kurslar veriyorlar.

[[HAFTAYA]]


Sevmediğim bir uygulama ise yerleşik sokak isimlerinin kaldırılarak buralara numaralar verilmesi. Urfa yeni kurulan bir şehir mi ki, caddeleri ve sokakları numara olacak? Hiç yakışmamış. Eflatun poşili ve poturlu amcalar ise hala tespih çekerek dolaşıyor, adeta değişime direniyor!

Tepkilere kulak veren de var

Pazartesi sabahı bir basın toplantısı yapılacak. İçeriği, bir gün önceden basına sızmış bir basın toplantısının Yeşilçam filmlerindeki gibi kalabalık olmasının gerekçesi nedir? a) Çok değerli bir hediye dağıtılacak b) Kaçırılmayacak bir ünlü gelecek c) Herkes konuyu sahipleniyor. Sonuncusuydu! Hayal gibi ama gerçek. Zaten Bülent Eczacıbaşı’nın da böyle radikal bir karar alma nedeni bu olsa gerek: Gelen tepkiler üzerine, İKSV’nin (İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı) Şişhane’deki o görkemli binası satılmayacak, vakfın yönetim yeri olarak kalmaya devam edecek.

Binanın restorasyonundan doğan borçları ise Eczacıbaşı’nın hibe ettiği 46 milyon TL ile sıfırlanacak ve İKSV sıfır borçla binasında çalışmaya devam edecek. On yıllık bir süreçte binanın satışı gündeme gelemeyecek. İKSV gibi gözümüzün bebeği bir vakfın kendisiyle bütünleşmiş bir yerde çalışmaya devam edecek olmasına ve Eczacıbaşı’nın böyle pahalı bir jestle kamuoyu tepkisine duyarlılık göstermesine mutlu olduk! Biz neler neler yazıyoruz da inadına tersi yapılıyor! Memleketi de özel sektör mü yönetse?

Dersane kavgası kimin umrunda?

“Ne istediler de vermedik?” cümlesi son on yılın siyasi kamplaşma ve uzlaşmasının özetidir. İki ayrı siyasi güç olduğunun kabulüdür. Bu siyasi gücün tahtıravallisinde bir iniyor, bir çıkıyoruz. AKP’ye oy verenler aslında cemaate de oy veriyor. Cemaatin yandaşları, AKP’ye oy verirken bunun diyetini de istiyor ve Başbakan’ın çok net ifade ettiği gibi alıyor!

Bu diyetin içinde, yargı ve poliste kadrolaşma, vali ve kaymakam atamalarından tutun da sağlık ve eğitim kadrolarına yerleşmeye kadar var. İhaleleri saymıyorum ama medya paylaşımı da cabası. Malum davalarda üretilen dijital deliller, kimin yargılanıp ceza alacağına kadar isim listelerinin de bu pazarlığın parçası olduğu söylenebilir. MİT Müsteşarı’na el uzatılmasıyla denge bozuldu, ki o günden beri sular durulmadı ve kavga medyada açıkça sürüyor. Her zamanki gibi ezilen çimenler oluyor. Yani biz!