Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Utanmaz adamlar sahnede!

Cumartesi, 18 Haziran 2011 - 05:00

Medyanın, “Kurultay isterük!” diye ayaklanan Deniz Baykal-Önder Sav- Mehmet Sevigen ve hatta Zülfü Livaneli ekibine attığı dayak müthişti! İki gündür yazmayan, kızmayan, “Yetti gari” demeyen köşe yazarı kalmadı. Ben de seçim gecesi ilk duyduğumda “Fırsatçılar!” diye tepkimi ekranda açık etmiştim. Deniz Baykal’a hakaret etmiş olmamak için, rahatlığına şapka çıkarmakla yetiniyorum! Sanki kendisi şimdiye kadar bir başarı elde etmiş gibi, kalkmış laf ediyor. Yahu önce Antalya’dan haber ver? Ne oldu Antalya?..

[[HAFTAYA]]

Kılıçdaroğlu arkasından itilip geldiği genel başkanlıkta kucağında önce referandum, ardından iki kurultay ve bir seçim buldu. İnsanüstü bir gayretle çalıştı, elinden de bu kadarı geldi. Karşısında koskoca bir iktidar partisi, iktidarın tüm olanakları... Toplumun geleneksel milliyetçi, muhafazakar, dindar yapısı... Bu kadar kısa sürede buraya kadar. Hatalar yapılmadı mı? Elbet yapıldı, onlar da tabii ki tartışılmalı, üzerinde çalışılmalı. Ama parti içinde, medyada, televizyonda, köşelerde ona buna yazdırarak değil. Buna ne medya prim veriyor zaten, ne de halk. Ve inanın, en çok da CHP’ye oy verenler tepki duyuyor

Valinin başka işi mi yok?

Devletin valisi buyurmuş: Kızların etekleri kısa, kolları açık olmayacak! Neresi için buyuruyor bunu? Mezuniyet töreni! Yani okul değil. Öğrencilerin parasını verip eğlenmeye gittikleri bir ticari müessesede ne giyeceklerine vali bey karar veriyor! Sana ne kardeşim? “Devleti temsil ediyorsun” dedikse “Özel hayatımıza da karışabilirsin” demedik. O mezuniyet geceleri ki kızların ilk düğünüdür, nişanıdır! O gece için nasıl bir hevesle hazırlanırlar genç kızlığa adım atmış çocuklar!.. Bütün kaprislerine, nazlarına, isteklerine anaları babaları razı oluyor da karışmak valiye mi kalıyor?

Açık da giyinirler kapalı da. Çoğu zaman abartırlar, güzel yüzlerini makyaj kutusuna batırıp çıkarır, ayakkabıların en yüksek topuklusunu, elbiselerin en süslüsünü seçerler. Bize ne? Onların gecesi, onların eğlencesi. Gecenin sonunda ayakkabılar atılmış, makyajlar akmış, elbiseler sarkmış, buruşmuş olur ama onların en mutlu, en hüzünlü, en heyecanlı gecesidir. Herkes işine baksın. Ailesi var, öğretmeni var, müdürü var, arkadaşı var... En önemlisi; artık lise bitirmiş genç kızların birey hakları var. Kendini nasıl güzel hissediyorsa öyle giyinsin. Bir rahat verin gençlere yahu!

Angelina melek mi şeytan mı?

Dünyanın en güzel kadınlarından biri... Dünyanın en yakışıklılarından biriyle beraber. Öyle bir magazin figürü ki ortada görünmesi dünya basınını harekete geçiriyor. Ve o, bu özelliğini dünyada iyi gitmeyen işlere dikkat çekmek için kullanıyor. Bu açıdan baktığınızda Angelina Jolie, Birleşmiş Milletler İyi Niyet Elçisi. Suriye’deki karışıklıktan korktukları için Türkiye’ye kaçan ve sınırda çadırlarda barınan göçmenlerin durumuna dikkat çekmek için ülkemize geldi.

Gerçi amacı dünya kamuoyunu harekete geçirmek olduğu için medyaya açık olması gerekir ama bunun nasıl bir kaos doğuracağını düşündüğü için sadece yanındakilere görüntü verecek, daha sonra bu görüntüler dağıtılacakmış. Haklı da. Öte yanda Angelina’nın geçtiği her yerde karışıklıkların arttığı, süper güçlerin orayı bombaladığı, etki alanı altına aldığı ve işlerin daha da kötü gittiğini söyleyen, “Gelmesin, istemiyoruz” diyenler de yok değil! Zaten işaret fişeği gibi olayların birbiri ardına patladığı Mısır, Tunus, Libya’ya, Suriye’nin de eklenmesi rastlantı mı, ABD’nin hariçten ayarı mı? Sonuçta erkekler çatışıyor, çocuklar, kadınlar, yaşlılar acı çekiyor. Angelina Jolie vaktini, parasını, emeğini harcıyarak elinden geldiğince soruna katkıda bulunmaya çalışıyor. Bu açıdan baktığımda kullanılıyor olsa bile, böyle hoş bir kadına ‘şeytan’ demeye dilim varmıyor!