Ütopya hakikaten ütopik oldu!

Cumartesi, 28 Şubat 2015 - 05:12

“Ütopya”da (TV8) yaşanan radikal yayın saati değişikliği ciddi bir kitleyi kızdırdı. Mail kutuma gelen onlarca mesajda izleme saatini kemikleştirmiş kitlenin programın gündüze alınmasıyla şoke olduğu gerçeği var... Bu gerçeğin reyting karnesindeki yansıması da kanal adına iç açıcı değil.

[[HAFTAYA]]

“Ütopya” anladığım kadarıyla yılını tamamlayamadan kademeli olarak bitecek gibi görünüyor... Malum, izleyicisi olmayan işleri finanse edebilmek hiç kolay değil. Üstelik o finans rakamı akıl zorlayıcı kıvama geliyorsa... Dilerim “Ütopya” sevenlerin kaygıları gerçek olmaz da TV ekranında bir dükkan daha kapanmaz. Ama ne bileyim bu türden değişikliklerin sonunda yüz güldüren gelişmeler yaşanmıyor. Bilirsiniz!

Şiddet nereden gelirse gelsin ŞİDDETTİR

“Medcezir” (Star TV) dizisinde daha önce esas oğlan Yaman silahla vurulmuş, ölüm kalım mücadelesi vermişti; hatırlarsınız... Geçende ise Yaman’ın ağabeyi Kenan, annesi Sude’yi ondan kurtarmaya çalışan Mira tarafından silahla vuruldu. Hatta işi Yaman üzerine aldı... “Paramparça” (Star TV) dizisinde ise Dilara’nın kardeşi olan Alper, Cihan’ı silahla vurdu; ardından Cihan’ın babası Rahmi, Alper’in yüzünü parçaladığı yetmezmiş gibi aynı levyeyle kafasına çalıştı! Şimdi tabii bizim dizilerin sıkıştıklarında bulunduğu mecradan daha fazla reyting için şiddet mecrasına akışı çok manidar... Daha fazla şiddet, daha fazla soru işareti demek ya. Adam intikam alacak mı, intikamın intikamı da alınacak mı, kim hapse girecek, kim komadan çıkacak; soru gırla... Üstelik resmedilen güngörmüş ailelerin uyguladığı şiddet be anacığım. Var sen cahil cühelanın ne yapacağını hesap et... Vallahi izliyorsanız bilirsiniz; “Beni Affet”, “Aşkın Bedeli” (Star TV), “Alın Yazım” (Kanal D) gibi günlük dizilerde yeterince şiddet, cinayet, hapishane, mahkeme salonları görüyoruz. Bir de akşama yüksek bütçeli işlerle üstüne cila çekmek, beyne şiddetmiş gibi geliyor bana!

 ‘Baba terk’ modası başladı!

(FOX) dizisinde Öykü’nün babası yıllar sonra ortaya çıkıp kendilerini terk ettiği için aileden af dilemişti... Geçende ise Ayaz’ın gerçek babası Mehmet yıllar sonra ortaya çıktı. Aslında Ayaz’ın durumu “Kaderimin Yazıldığı Gün” (Star TV) dizisinde “gerçek babasının yaşadığını ve yıllar sonra onlardan af dilemeye geldiğini öğrenen” Kerem karakterinden pek farklı değil... Ve hatta gerçek babasının yaşadığını ve onun geri dönüp yeniden aileye dahil olmak istediğini öğrenen “Fatih Harbiye” (Show TV) karakteri Macit Arcaoğlu gibi... Dizi bitti ama bilenler bilir; Macit kardeşimiz de babasını Kerim Arcaoğlu sanıyordu. Hal durum böyle olunca “Kiraz Mevsimi”nin kızlı erkekli “baba terk” topuna girmesi artık beni şaşırtmıyor... Hatta şöyle söyleyeyim, hiçbir şey şaşırtmıyor. Her dizide aynı klişeleri dizi içinde en az iki defa izletmeye çalışmak bile sıradanlaştı hani. Temcit pilavı deyip geçerdik ama durum bildiğin dejavu oldu. Sar başa hop; yeniden!

Bir de çocuk başkasından meselesi var!

Şu günlerde bir de “çocuk bizim değil” modası var. “Kaderimin Yazıldığı Gün”de (Star TV) Yakup Yörükhan’ın kıskanç ve meraklı eşi Şükran, Kıymet ve Ziya Yörükhan arasında geçen bir konuşmaya şahit oldu. Böylece kocası Yakup Yörükhan’ın onların gerçek oğlu olmadığını öğrendi... Bu gerçeği hemen şer odaklarıyla paylaşıp adamın durumunu misliyle kötüye katladı. Yakup ailesinin öz olmadığına mı yansın, ellerin diline alttan alta pelesenk olmasına mı? Dizi içinde zaten yeterince öz/üvey karışımı var. Böylesine iç içe geçmiş bulmaca durumlarında seyircinin değil ama senaristlerin devreler bir süre sonra mutlaka yanıyor... Entrika yapacağız diye kendi yarattıkları entrikaların kurbanı oluyorlar seyirci nezdinde. Kısacası yazdıklarını unutup rezil olmaları kuvvetle muhtemeldir. Kendinize bunu yapmayın, yazık vallahi!

Son iki gün içinde...

Sunucu Oylum Talu, 360 kanalından aniden ayrıldı. Oyuncu Seray Sever ekrana dönme kararı aldı ve dizi senaryosu okuyor. Yasemin Yalçın ile eşi İlyas İlbey yeni bir dizi hazırlığında olduklarını duyurdular... Bu arada Can Dündar, Nebil Özgentürk ve Coşkun Aral ortak bir belgeselle yeniden ekrana dönüşlerini CNN Türk adresi üstünden yaptı. Kısacası gidenler, gelenler ve aklı karışık ekran yüzleriyle dolu iki gün daha böyle geçti...

Jüriler kendine de bakmalı!

Stildir, modadır derken bu türden yarışmalarda jüri gerçekten somurtkan mürebbiye ve notu kıt öğretmen ruhu arasında gidip geliyor. Hatta bazen nasıl travmalar yaşanıyorsa yarışmacıları ciddi bir şekilde rezil ediyorlar... “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” yaklaşımı fazla üstten. Şiddetin her türlüsüne karşıyken ya da ekranda bu türden söylevler çekerken aynı şiddeti neredeyse mobbing kıvamında ekran arkadaşlarına uygulayanları samimiyetinden öpeyim!